"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Suriye ve Filistin sorunu

Doç. Dr. Çoşkun Topal
18 Şubat 2012, Cumartesi
Türkiye, daha önce Tunus, Mısır ve Libya’da yaşanan “Arap Baharı” sürecinde, baskıcı yönetimler karşısında bu ülke halklarının meşru ve özgürlükçü taleplerinin yanında yer aldı.

Mart 2011’den itibaren Suriye’de halkın yoğun bir şekilde yönetime başkaldırması ile birlikte, artan baskı ve şiddete karşı Türkiye, Suriye Muhalefetine destek verdi. Türkiye, Arap Birliği tarafından hazırlanmakla birlikte, BM Güvelik Konseyi’nde Rusya ve Çin’in vetosu ile karşılaşan Suriye ile ilgili karar tasarısını da desteklemişti.  Bundan sonraki süreçte ise, Tunus’ta yapılacak olan “Suriye’nin Dostları” toplantısı ile Ortadoğu’da yaşanan olayların merkezinde yer alan Filistin sorunu öne çıkmaktadır.

 I- “Suriye’nin Dostları” Toplantısı

Rusya ve Çin’in Suriye sorunu ile ilgili karar tasarısını veto etmesi sonrası BM Güvenlik Konseyi’nden çözüme yönelik yeni bir karar çıkması şimdilik beklenmiyor. Bu nedenle ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Suriye muhalefetine destek bağlamında yeni bir uluslararası koalisyon çağrısında bulunmuştu. Bu bağlamda, Rusya’nın desteklememesine rağmen, ABD ve Fransa’nın girişimi ile ve Türkiye ve Arap Birliği’nin de içinde yer aldığı bir “Suriye’nin Dostları” grubu kuruldu. “Suriye’nin Dostları” grubu açısından, BM Güvenlik Konseyinde Suriye ile ilgili karar tasarısının kadük kalması, ülkedeki insanî yardım sorununu öncelikli hale getirmiştir. Bu arada Türkiye, Suriye’de yaşanan olayların Cenevre İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürülmesi için girişimde bulunurken, bu ülkeye barış gücü gönderilmesi girişimini de desteklemektedir.
Türkiye’nin de desteği ile Suriye konusunda ilk uluslararası konferans, 24 Şubat 2012’de Tunus’ta gerçekleşecektir. Rusya ve Çin’in de katılımının beklendiği toplantıda öncelikle Suriye’deki çatışmalardan dolayı açlık, sefalet ve sağlıksız şartlar içindeki Suriye halkına insanî yardım ulaştırılması sorununun ele alınması beklenmektedir.

II- Filistin Sorunu ve Suriye
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun da, ABD Dışişleri Bakanı ile görüşmesi sonrası gündeme getirdiği gibi, Ortadoğu’daki her konu bir biçimde Filistin sorunu ile ilgilidir. Nitekim, Suriye’de şiddetin devam etmesi üzerine Hamas’ın Şam’daki siyasî bürosunu Gazze’ye taşıma kararı alması, yeniden İsrail-Filistin sorununu gündeme taşıdı. Bölgedeki gerilim, Filistin sorunu çözümsüz bırakıldığı sürece devam edecektir. Bu durum aynı zamanda İsrail’in güvenlik kaygılarını had safhada tutmasına ve buna bağlı olarak bölgede her an sıcak bir çatışma olacağı beklentisine de yol açmaktadır. Burada İsrail’in güvenlik kaygılarının Suriye sorununa ilişkin yönü şu şekilde ortaya konabilir:
Esad yönetiminin düşmesi ile Suriye’de yaşanacak bir rejim değişikliği, İsrail’in Haziran 1967’de Altı Gün Savaşı ile işgal ettiği ve halen elinde bulundurduğu Golan’da mevcut statükoyu yeniden gündeme getirecektir. Suriye’de iktidara gelecek siyasî irade, Golan’daki işgalin sona ermesi için gerektiğinde “güç” kullanımını içeren bir seçenek ortaya koyabilir. Bu nedenle, İsrail’in, Suriye’de mevcut soğuk savaş dönemi kalıntısı baskıcı Baas yönetiminin devamını tercih etmesi doğaldır. Diğer yandan Mısır’da siyasal gücünü arttıran Müslüman Kardeşler, Suriye siyasetinde de etkin hale gelecektir. İsrail açısından Suriye sorununun diğer bir boyutu, Lübnan’da bulunan Hizbullah’ın İran ve dolayısıyla Suriye yönetimi ile güçlü siyasal ve askerî bağlarının olmasıdır. Bu durum da İsrail tarafından bir tehdit olarak algılanmaktadır.

Sonuç
Suriye’de Esad yönetiminin sona ermesi, Ortadoğu’da jeopolitik dinamikleri de değiştirecektir. Bu bağlamda Türkiye’nin merkezî konumu ve dış politika tercihleri önem kazanmaktadır. Önümüzdeki süreçte Suriye’de yönetim değişikliğine yönelik bir dış müdahale, sorunu ortadan kaldırmayacak, belki daha büyük ölçekte bir travmaya yol açabilecektir. Suriye üzerinden uluslararası aktörlerin bir “güç” mücadelesine girmesi, yalnız bu ülkedeki istikrarsızlık ve iç çatışmayı şiddetlendirmeyecek, Lübnan ve İran’ı da içine alan çok geniş bir cephede yeni gerilimlere yol açabilecektir.

Okunma Sayısı: 1123
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    240.

    gün

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı