"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Afrika'dan Avrupa'ya açılan yaratılış harikası pencere...

31 Aralık 2016, Cumartesi 13:29
Atlas Okyanusu ile Akdeniz'in buluşma noktasında yer alan Fas'ın Tanca kentindeki Herkül Mağarası, tasarımındaki güzelliğiyle Kainat Kitabı'nın tefekküre sevk eden ve dikkatli nazarları San'at ve Hikmet sahibi Cenab-ı Hakk'a çeviren görünümüyle yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oluyor.

Cebeli Tarık Boğazı'nın esintisinin hissedildiği bölgede, güzelliğiyle büyüleyen Herkül Mağarası, her gün yüzlerce ziyaretçiyi ağırlıyor.

İspanya'ya sadece 14 kilometrelik mesafede yer alan Fas'ın Avrupa'ya en yakın kenti Tanca'daki Herkül Mağarası adeta Afrika'nın Avrupa'ya açılan bir penceresi vazifesi görüyor. 

Yerin yaklaşık 30 metre altında yer alan taş ve seramik aletler gibi keşfedilmiş eserleri de barındıran Herkül, aynı zamanda Afrika'nın en büyük mağarası olma özelliği de taşıyor.

Siyasilerin ve sanatçıların da ilgi odağı

Mağarada turistlere rehberlik eden Ahmed el-Haşti, Herkül Mağarası'na siyasiler ve sanatçıların da yoğun ilgi gösterdiğini anlattı.

Haşti, mağaranın Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz, eski İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero ile Dışişleri Bakanı Miguel Angel Moratinos ile ABD'li yazar Paul Bowles gibi pek çok ünlü isim tarafından ziyaret edildiğini söyledi.

Haşti, "Selman bin Abdulaziz, Kral olana kadar neredeyse yılda iki veya üç defa Herkül Mağarası'na yaklaşık bir kilometre mesafede bulunan evinde tatil yapmaya gelirdi." dedi. 

Konuyla ilgili haberler:

Kainat Kitabı'nın 800 yıldır okunan sayfası, tefekküre sevk ediyor

Okumak için tıklayınız:

http://www.yeniasya.com.tr/yurt-haber/kainat-kitabi-nin-800-yildir-okunan-sayfasi-tefekkure-sevk-ediyor_411055

Tefekkürün faziletleri

Risale-i Nur, baştan sona bütün satırlarında tefekkürü ibadet haline getirmiş; “Bir saat tefekkür, bir sene ibadetten hayırlıdır.” Hadisinin feyiz ve bereketine mazhar olmuş bir tefekkür ummanıdır.

“Âyet, Hadis ve Risale-i Nur’a göre tefekkürün önemi nedir?”

Konuyla ilgili son derece önemli makalenin devamını okumak için tıklayınız:   

http://www.yeniasya.com.tr/suleyman-kosmene/tefekkurun-faziletleri_216654

ALLAH DİLEDİĞİNİ DİLEDİĞİ ŞEKİLDE YARATIR

Kur'an-ı Hakim'in hakikatli ve nurlu bir tefsiri olan Risale-i Nur'da Cenab-ı Hakk'ın zerrelerden yıldızlara kadar tecelli eden ismlerini ve azim tasarrufatını tefekkür etmeye devam ediyoruz.

'İlimlerin esası, ilimlerin şâhı ve padişahı, imân ilmidir.' hakikati çerçevesinde Kainat Kitabı'nda gerçekleştirilen herşeye mana-i harfiyle bakarak eserden sanatkara yönelerek Cenab-ı Hakk'a ulaşıyor, nazarlarımızı Esma-ül Hüsna'sının tecellilerine çeviriyoruz...

Özetle diyebiliriz ki; Hissiz, şuursuz olan kar, yağmur, dolu, toprak, otlar, ağaçlar ve benzeri nice sebep bizlere şefkat edip, rızık yetiştirmek kabiliyeti olmadığından, su gelmiyor, gönderiliyor; toprak kendi kendine açılmıyor; Birisi o kapıyı açıyor, nimetleri ellerimize veriyor, meyveler, hububatı yetiştirmekten pek çok uzak olduğundan, onlar bir Hakîm-i Rahîmin perde arkasından uzattığı ipler ve şeritlerdir ki, nimetlerini onlara takmış, zîhayatlara uzatıyor.

ALLAH DİLEDİĞİNİ DİLEDİĞİ ŞEKİLDE YARATIR

فَلْيَنْظُرِ اْلاِنْسَانُ اِلٰى طَعَامِهِ     اَنَّا صَبَبْنَا الْمَۤاءَ صَبًّا     ثُمَّ شَقَقْنَا اْلاَرْضَ شَقًّا     فَاَنْبَتْنَا فِيهَا حَبًّا     وَعِنَبًا وَقَضْبًا     وَزَيْتُونًا وَنَخْلاً     وَحَدَۤائِقَ غُلْبًا     وَفَاكِهَةً وَاَبًّا     مَتَاعًا لَكُمْ وَ ِلاَنْعَامِكُمْ    1

(("İnsan, yediklerine bir baksın. Biz suyu bol bol indirdik. Toprağı yardıkça yardık. Ondan daneler, üzümler, sebzeler, zeytinlikler, hurmalıklar, bol ağaçlı bahçeler, çeşit çeşit meyveler ve otlar bitirdik—size ve hayvanlarınıza rızık olsun diye." )) Abese Sûresi, 80:24-32.

İşte şu âyet-i kerime, mu'cizât-ı kudret-i İlâhiyeyi bir tertib-i hikmetle zikrederek esbabı müsebbebâta raptedip, en âhirde مَتَاعًا لَكُمْ lâfzıyla bir gayeyi gösterir ki, o gaye, bütün o müteselsil esbab ve müsebbebat içinde o gayeyi gören ve takip eden gizli bir Mutasarrıf bulunduğunu ve o esbab Onun perdesi olduğunu ispat eder.

Evet, مَتَاعًا لَكُمْ وَِلاَنْعَامِكُمْ tabiriyle, bütün esbabı icad kabiliyetinden azleder.

Mânen der: Size ve hayvânâtınıza rızkı yetiştirmek için su semâdan geliyor. O suda, size ve hayvânâtınıza acıyıp, şefkat edip rızık yetiştirmek kabiliyeti olmadığından, su gelmiyor, gönderiliyor demektir. Hem toprak nebâtâtıyla açılıp, rızkınız oradan geliyor.

Hissiz, şuursuz toprak sizin rızkınızı düşünüp şefkat etmek kabiliyetinden pek uzak olduğundan, toprak kendi kendine açılmıyor; Birisi o kapıyı açıyor, nimetleri ellerinize veriyor.

Hem otlar, ağaçlar sizin rızkınızı düşünüp merhameten size meyveleri, hububatı yetiştirmekten pek çok uzak olduğundan, âyet gösteriyor ki, onlar bir Hakîm-i Rahîmin perde arkasından uzattığı ipler ve şeritlerdir ki, nimetlerini onlara takmış, zîhayatlara uzatıyor. İşte şu beyanattan Rahîm, Rezzâk, Mün'im, Kerîm gibi çok esmânın matlaları görünüyor.

Hem meselâ,

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللهَ يُزْجِى سَحَابًا ثُمَّ يُؤَلِّفُ بَيْنَهُ ثُمَّ يَجْعَلُهُ رُكَامًا فَتَرَى الْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلاَلِهِ وَيُنَزِّلُ مِنَ السَّمَۤاءِ مِنْ جِبَالٍ فِيهَا مِنْ بَرَدٍ فَيُصِيبُ بِهِ مَنْ يَشَۤاءُ وَيَصْرِفُهُ عَنْ مَنْ يَشَۤاءُ يَكَادُ سَنَا بَرْقِهِ يَذْهَبُ بِاْلاَبْصَارِ     يُقَلِّبُ اللهُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ اِنَّ فِى ذٰلِكَ لَعِبْرَةً ِلاُولِى اْلاَبْصَارِ     وَاللهُ خَلَقَ كُلَّ دَۤابَّةٍ مِنْ مَۤاءٍ فَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشِى عَلٰى بَطْنِهِ وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشِى عَلٰى رِجْلَيْنِ وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشِى عَلٰۤى اَرْبَعٍ يَخْلُقُ اللهُ مَا يَشَۤاءُ اِنَّ اللهَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ     1

(("Görmedin mi ki Allah bulutları dilediği yere sevk eder, sonra onları birleştirir ve üst üste yığar. Sonra da onun arasından yağmur tanelerinin süzüldüğünü görürsün. Gökteki dağ gibi bulutlardan, Allah, dolu taneleri indirir ki, onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de onu uzak tutar. Şimşeğin parıltısı ise neredeyse gözleri alıverir. Allah geceyi ve gündüzü birbirine çevirir. Şüphesiz ki bunda gören gözler için bir ibret vardır. Allah, hareket eden her canlıyı bir çeşit sudan yaratmıştır. Onlardan kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki ayak üstünde yürür, kimi dört ayak üstünde yürür. Allah dilediğini dilediği şekilde yaratır. Allah'ın kudreti muhakkak ki herşeye yeter." Nur Sûresi, 24:43-45.))

İşte, şu âyet, mu'cizât-ı rububiyetin en mühimlerinden ve hazine-i rahmetin en acip perdesi olan bulutların teşkilâtında, yağmur yağdırmaktaki tasarrufât-ı acîbeyi beyan ederken, güya bulutun eczaları cevv-i havada dağılıp saklandığı vakit, istirahate giden neferat misillü, bir boru sesiyle toplandığı gibi, emr-i İlâhî ile toplanır, bulut teşkil eder. 

Sonra, küçük küçük taifeler bir ordu teşkil eder gibi, o parça parça bulutları telif edip, kıyamette seyyar dağlar cesamet ve şeklinde ve rutubet ve beyazlık cihetinde kar ve dolu keyfiyetinde olan o sehab parçalarından, âb-ı hayatı bütün zîhayata gönderiyor.

Fakat o göndermekte bir irade, bir kast görünüyor. Hâcâta göre geliyor; demek gönderiliyor. Cevv berrak, sâfi, hiçbir şey yokken, bir mahşer-i acaip gibi, dağvâri parçalar kendi kendine toplanmıyor.

Belki zîhayatı tanıyan Birisidir ki, gönderiyor. İşte, şu mesafe-i mâneviyede Kadîr, Alîm, Mutasarrıf, Müdebbir, Mürebbî, Mugîs, Muhyî gibi esmâların matlaları görünüyor.

((Risale-i Nur, Sözler, Yirmi Beşinci Söz, İkinci Şule, İkinci Nur, Yedinci Sırr-ı Belâgat))

AA

Etiketler: herkül mağarası
Okunma Sayısı: 1549
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı