"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsan hakları, kanunlarla güvence altında

06 Ağustos 2017, Pazar 00:16
NAHDA Hareketi’nin lideri Raşid Gannuşi, kendilerini “Müslüman demokrat” olarak tarif ederken, “Mahkeme kararı olmadan, kanunlar işletilmeden insanların mallarına el koyamazsınız” dedi.

Tunus’un önde gelen siyasî partilerinden NAHDA Hareketi’nin lideri Raşid Gannuşi, hem ülkesinde yaşanan siyasî tartışmaları hem de Katar krizini değerlendirdi. ‘Neesma Televizyonu’nda yayınlanan röpotajın tercümesi www.haberiyat.com’da yer aldı. Nahda Lideri Raşid Gannuşi’nin açıklamalarını bir bölümü şöyle:

Haziran ayında Körfez ülkeleri arasında bir kriz yaşanmaya başladı. Bu konudaki görüşleriniz neler?

Gannuşi: Yaşananlar elbette üzüntü verici. Arap devletleri bir diğer Arap devletine abluka uyguluyor. Aynı dine ve etnik yapıya mensup komşu ülkelerin birbirlerine boykot ve abluka uygulaması gerçekten üzüntü verici. Tunus devletinin dış politikası bu ve benzeri durumlarda tarafsız kalmaktır. Bu tavır, Tunus’un geleneği hâline gelmiştir. Nahda da aynı çizgide bir harekettir. Çünkü üretilen politikalar tarafların uzlaşmasına yönelik olmalıdır. Kutuplaşmaya ve karşı cepheler oluşmasına sebebiyet verecek yapılanmalardan kaçınılmalıdır. Bütün dost ve kardeş ülkelere, özellikle de Körfez ülkelerine tavsiyem asıllarına dönmeleridir. Komşuluk daimî bir durumdur. Körfez’de tarihleri, coğrafyaları, kültürleri ve çıkarları aynı olan ülkeler arasında yaşananları üzüntüyle takip ediyoruz. İlişkilerin tabiî seyrine dönmesi gerek.

Terör örgütleri listesinde ise birçok örgüt var. Nahda Hareketi bu meseleyi nasıl okuyor?

Gannuşi: Bizler aşırıcı, gerici bir hareket değiliz. Hatta sözünü ettiğiniz Siyasal İslâm ile de bir ilgimiz yok. Biz kendimizi “demokrat Müslüman” olarak nitelendiriyoruz. Körfez’deki gerilimin Tunus’taki yansıması hakkında da şunu söyleyebilirim ki bu kriz Tunus’ta olumsuzluğa yol açmadı. Zira Tunus’un bu meseleden bir çıkarı yok. Dolayısıyla işlerin yeniden yoluna girmesi, Katar’a uygulanan yaptırımların kalkması ve komşu ülkeler arasındaki ilişkilerin normale dönmesi gerekli. Kaldı ki bu ülkeler arasında sadece komşuluk ilişkisi yok. Aralarında kurdukları Körfez İşbirliği Konseyi var. Bu Konsey’in tekrar çalışır hale gelmesi, kardeşliğin ve yardımlaşmanın canlandırılması gerek.

Ancak bazı görüşlere göre Tunus, BAE ve Körfez ülkelerinin bir kısmının ilişkilerindeki soğukluğun sebebi Nahda’nın hükümette yer almasının önünün açılmasının yansıması.

Gannuşi: Nahda’nın Hükümette yer alması normal bir durum. Asıl dışlanması anormal olurdu. Tunus 22 yıl boyunca, Zeynel bin Abidin yönetimi altında bu dışlanmayı tecrübe etti. Herkes birbirini dışladı. Sonuçta devrim gerçekleşti. Tarihten ders almak durumundayız. Tarih diyor ki tabiî durum herkesin birbirini tanıması ve kabullenmesidir. İslâmî kesim bu toplumun bir cüzüdür, bileşenidir. Bu bütün Arap İslâm âlemi için de geçerlidir. İnsanları birleştiren esas vatandaşlık bağıdır. Vatandaşlık, herkesin eşit hakları sahip olması demektir. Herkesin vatandaş olarak tanınma hakkı vardır.  Bu durumda dışlanma neden olsun? Tunus Devlet Başkanı, yürüttüğü bu siyasetle ayrı bir konuma sahiptir. Yani hangi taraf olursa olsun dışlamamak…

Nahda’yı nereye koyacağız? Yanımızda Nahda’nın tarihî lideri var. Hareketi nasıl konumlandıracağız?

Gannuşi: Demokratik, uzlaşmış, güç birliği yapmış ve geleceğe güvenle bakan bir Tunus istiyoruz. Tunus bugün istisnai bir örnek olarak duruyor. Bu örnekliğin temel dayanağı, dışlamayı ve şiddet kullanmayı reddetmek, herkesin birbirini vatandaş olarak tanımasıdır.

Partinizde bazı grupların grupları dışladığı veya reddedildiği öne sürülüyor. Sizin “demokratik İslâm” olarak adlandırdığınız konumu kabul etmeyenler var. Açılımdan yana olmayan kapalı yönelişler mevcut…

Gannuşi: Doğrudur, Nahda’nın içerisinde farklı yönelişler ve görüşler var. Ancak bunların hiç biri başkalarını dışlayıcı bir bakış açısına sahip değil. İçine kapanmış bir görüş yok. Nahda ülkeyi kurtaracak tek oluşumdur.  Yaklaşık bir sene önce kongre düzenledik. Birçok farklı görüş ortaya çıktı. Benim başkan olarak seçilmem yüzde 75-76 oyla gerçekleşti. Tekrar başkan seçildim. Ancak bana oy vermeyen yüzde 25 arasında kesinlikle dışlayıcı bir oluşum yoktu.

Ancak bugün [Tunus’ta] istisnaî bir hukuk uygulanıyor. Kanunları tatbik etmek mümkün mü?

Gannuşi: Tekrar ediyorum…  Mahkeme kararı olmadan, kanunlar işletilmeden insanların mallarına el koyamazsınız. İnsanların malları ve canları kanunlarla güvence altındadır. 

Haklısınız, ama şu anda tehlikeli bir süreçten geçiyoruz. İnsan haklarına aykırı durumlar olabilir…

Gannuşi: Ülkede yolsuzluk var. Çok geniş bir alana yayılmış.. Bununla mücadele etmek gerekir Fesatçılara karşı, ülkeyi soyanlara karşı direnmek ve mücadele etmek devletin görevidir. Ama bunu hukuku pas geçerek değil aksine mahkemeleri devreye sokarak yapmak lâzım. Kastımız budur. Bu ülkede hukukun üstünlüğü var. Bunu ihlâl etmemek lâzım. Hükümetin kanun dışı herhangi bir icraat veya uygulamasına mahkemeler tarafından müdahale edilebilir. Vatandaşların hakları garanti altındadır.

Haber Merkezi

Okunma Sayısı: 1560
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı