"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Coğrafyacı gözüyle: Bol tefekkürlü geceler dilerim

Durmuş Ali İnci
06 Mayıs 2018, Pazar 01:09
Önceki yazılarımızda özetle, dünyanın nihayetsiz Alim, Hakim, Kadir ve Rahim olan Allah tarafından insanın ihtiyaçlarına göre tanzim edildiğinden sözetmiştik.

Arza gönderilen son misafir, arzın halifesi insandır. İnsanın maddî ve manevî  özelliklerine uygun olarak dünya tanzim edilmiş demiştik.

Arza üç ayrı hareket verilmiştir. Bunlardan biri kendi ekseni etrafındaki, 24 saatte bir tur tamamladığı dönüşüdür.

Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüş hızı saatte 1670 km’dir. Bu dönme işlemi sırasında aynı zamanda güneşin etrafında da dönüş işlemini gerçekleştiren dünya 108.000 km. hızla güneşin etrafında döner. Bu hız dünya güneşe yaklaştığı zaman artmaya başlarken, güneşten uzaklaştığı zamanda ise bu hız azalır.

Kendi ekseni etrafındaki dönüş hızı, dünyanın kütle büyüklüğünü sabit kabul edersek yerçekimini belirleyen en önemli faktördür. Yani hız ile çekim kuvveti doğru orantılıdır. 

Yani hız arttıkça yerçekimi de artacaktır. Yerçekiminin cisimlere uyguladığı kuvvete o cismin ağırlığı diyoruz. İnsanın ayakta durmasını sağlayan iskelet sistemi ve onu taşıyan kas sistemi bu kuvvete göre hesaplanmıştır.

Öyle ise dünyanın kütle ağırlığı ve ekseni etrafındaki dönüş hızı insan fizyolojisine uygun tanzim edilmiştir. Demek insanı arza halife yapan Hakim-i Rahîm dünyayı ona hizmetkâr eylemiştir. Gökyüzüne güneşi kim çakmışsa oniki seyyare (gezegen) ile arz dahil güneş sistemini de o kurmuştur. İnsana hizmet için yaratılan hayvanat ve bitkileri kim yaratmışsa, insanı da o yaratmıştır.

Dünyanın etrafını saran azot, oksijen ve karbondioksitten oluşan hava küreyi (atmosfer) kim tanzim etmişse, solunum sistemi ona göre tanzim edilen insan, hayvan ve nebatatı (bitkileri) o yaratmıştır. 

Havadaki oksijen miktarı yüzde 21 olarak tanzim edildiği gibi insan ve hayvanların en rahat teneffüs edip akciğerlerde kanın temizlenmesi yani karbondan arındırılması bu orana bağlıdır. Yani oksijen oranı yüzde 30 olsa herşey hercümerc (karmakarışık) olacak. İnsanlar ve hayvanlar fazla oksijenden zehirlenecek, güneş sıcaklığı ile yakıcı özelliği olan oksijen fazlalığından yeryüzü yangınlarla kül olacaktı. Adeta dizel yakıtı bilmeyen birinin dizel motor üretemeyeceği gibi atmosferin özelliğini bilmeyen birinin havayı kullanan insan ve hayvan solunum ve dolaşım sistemlerini yapması mümkün değildir. Demek havayı yaratıp dünyanın etrafına saran kimse, insan ve hayvanı ona göre düzenleyen ondan başkası olamaz.

Ayrıca insan ve hayvanlar havadaki oksijeni kullanırken karbondioksit açığa çıkarırlar. Yani havayı kirletirler. Kirlenen hava rüzgârla dağ yamaçlarında bitkilerin yaprakları arasından taranırken mıknatıs gibi havadaki karbonu çeker, güneş ışığı ile kimyevî bir  işlemle besin elde ederler. Hava karbondan temizlenir, yeniden teneffüse müsait hale gelir. 

Allah’ın Adl isminin tecellisi ile ölçülü, dengeli ve adil bir sistem mükemmel çalışmaktadır. Bitkilerin açığa çıkardığı oksijen ile insan ve hayvanların kullandığı oksijen miktarı denk olduğundan havadaki oksijen oranı sabit kalmaktadır.

Bütün bu hadiseleri görüp anladıktan sonra şöyle tefekkür etmek gerekir.

“Halbuki o sarayda, o şehirde, o memlekette, o âlemde o derece hayret-engiz bir müvazene, bir mizan, bir tevzin hükmediyor, bilbedahe isbat eder ki: Bu hadsiz mevcudatta olan tahavvülât ve vâridat ve masarıf; herbir anda umum kâinatı görür, nazar-ı teftişinden geçirir bir tek zâtın mizanıyla ölçülür, tartılır. Yoksa balıklardan bir balık bin yumurtacık ile ve nebatattan haşhaş gibi bir çiçek yirmi bin tohum ile ve sel gibi akan unsurların, inkılâbların hücumuyla şiddetle müvazeneyi bozmaya çalışan ve istila etmek isteyen esbab başıboş olsalardı veyahud maksadsız serseri tesadüf ve mizansız kör kuvvete ve şuursuz zulmetli tabiata havale edilseydi, o müvazene-i eşya ve müvazene-i kâinat öyle bozulacaktı ki; bir senede, belki bir günde herc ü merc olurdu. Yani: Deniz karmakarışık şeylerle dolacaktı, taaffün edecekti; hava, gazat-ı muzırra ile zehirlenecekti; zemin ise bir mezbele, bir mezbaha, bir bataklığa dönecekti. Dünya boğulacaktı.” (Asâ-yı Mûsa, s. 177)

Bol tefekkürü geceler dilerim. Sabahın haşri ile yeniden başlayan bir günde görüşmek üzere Allah’a emanet olun.

Okunma Sayısı: 2766
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı