"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bu hız neden?

Ece İrem Toros
03 Şubat 2019, Pazar 00:45
Fark ediyor musunuz artık her şey çok hızlı. Öyle bir sür’atin içerisindeyiz ki farkındalığımızın gerisinde kalıyoruz.

Bir günümüz nasıl geçiyor diye düşündüğümüzde hepimizin ayrı “aynı”ları var. Arka arkaya birbirinin aynısını yaşadığımız günlerimiz var. Bu hızın içerisinde düşünmeye vakit bulamıyor artık insanlar. Daha az düşünüp daha fazla çalışan insanlar olduk. Bu sırada ertelenenler listemiz de hayli kabarık. Kendimize dürüst davranalım, en son neleri ertelediğimizi düşünelim. Hep kalkmak istediğimiz teheccüt namazı “yarın kalkarım nasıl olsa” deyip ertelenenler listesinde belki. Belki de hep gitmek istediğimiz aile büyükleri “nasıl olsa gidilir” diye ertelenmiştir. Peygamber Efendimiz (asm): ‘’Yarıncılar helâk oldu’’ diyerek uyarıyor bizi. Bu kadar erteleme neden peki? İçinde boğulduğumuz bu hız neden?

İçinde boğulduğumuz, Allah’ı hatırlamamızı azaltan bu hız bizi esir almış. Ölümü daha az hatırladığımız bir dünya içinde yaşıyoruz artık.

Bu hızın içerisinde Allah’ı unutmaya başlamak, gelinebilecek en kötü nokta. Artık kendimizi başkaları üzerinden tanımlamaya başladık. Artık başkaları için yaşanan hayatlara hapsolmuşuz. Sosyal medya bu durumun en güzel örneklerinden biri değil mi? Kendisini başkaları gözünden tanımlamaya başlayan insanlar daha fazla paylaşma isteği duyuyor. Her anını paylaşmak ihtiyacı insanların gözündeki yerini koruma çabası belkide. Paylaşmak çok fıtrî bir durum aslında. İnsan sevincini üzüntüsünü elbette paylaşma ihtiyacı duyar. Ama insanın kendisini bu durum üzerinden tanımlamaya başlaması büyük bir psikolojik sorun. Olduğu gibi görünemeyen insanlar, gösterdiği gibi olmak için bir çaba içerisine giriyor artık.

Peki bu durum insanı doyurabiliyor mu? Derdini Allah’a anlatmayan bir insanı, mutluluğunda şükür etmesini bilmeyen bir insanı hangi paylaşım doyurabilir ki? Hızlanan hayatlar içinde Allah’ı hatırlamaya vakit bulamamış bir insan, hayatını sahte şeylerle anlamlandırmaya çalışacaktır. Sahte anlamlar içerisinde ise aradığını elbette bulamayacaktır.

Hep beraber biraz yavaşlamayı deneyelim. Ertelenenler listemizi hafifletmekle başlayalım. “Elhasıl: Ey nefis! Bil ki, dünkü gün senin elinden çıktı. Yarın ise, senin elinde senet yok ki ona mâliksin. Öyle ise, “hakikî ömrünü, bulunduğun gün bil.” Hakikî ömrümüzü bugün bilmek en büyük anahtar bizim için. Hakikî ömrünü bugün bilen insan, içinde bulunduğu hızlardan sıyrılıp, hayatının firenine basıp yavaşlayacaktır. Başkalarının gözünde önemli olabilmek için yaptıklarımızı bırakıp Allah için neler yaptığımıza odaklanmayı deneyelim. Her anımızı bilen, her an bizimle beraber olan Cenab-ı Hakk’a lâyık kul olmak için yaşamayı hayatımızın eksenine koyalım.

“Ey nefsim! Deme ‘Zaman değişmiş, asır başkalaşmış. Herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder, derd-i maişetle sarhoştur.’ Çünkü ölüm değişmiyor. Firak, bekaya kalb olup başkalaşmıyor. Acz-i beşerî, fakr-ı insanî değişmiyor, ziyadeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor, sür’at peydâ ediyor.”

“Hem deme, “Ben de herkes gibiyim.” Çünkü herkes sana kabir kapısına kadar arkadaşlık eder. Herkesle musîbette beraber olmak demek olan teselli ise, kabrin öbür tarafında pek esassızdır.”

Okunma Sayısı: 1065
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı