"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ruh, nedir ve nasıl anlaşılmalıdır?

19 Mayıs 2015, Salı 19:56
Yeni Asya Gazetesi Yazarlarından Öğretim Görevlisi Halil Akgünler, Kur'an-ı Hakim'in hakikatli bir tefsiri olan Risale-i Nur eserlerindeki aklı kalbi ve ruhu tatmin eden ifadelerden istifadeyle Risale-i Nur penceresinden 'ruh' hakikatini ele alıyor.

Ruh hakkında, Risale-i Nurun muhtelif yerlerinde değişik tanımlar yapılmaktadır. 29. Sözde yapılan aşağıdaki tanım meselenin özünü açıklamak açısından mühim bir tanımdır: “Ruh; zîhayat, zîşuur, nurânî, vücud-u haricî giydirilmiş, câmi’, hakikattar, külliyet kesb etmeye müstaid bir kanun-u emrîdir.”

17. Lem'a'da ise dolaylı bir tanım yapılmıştır:

“Hayvâniyetten çık, cismâniyeti bırak, kalb ve ruhun derece-i hayatına gir. Tevehhüm ettiğin geniş dünyadan daha geniş bir daire-i hayat, bir âlem-i nur bulursun. İşte o âlemin anahtarı, marifetullah ve vahdâniyet sırlarını ifade eden Lâ ilâhe illâllah kelime-i kudsiyesiyle kalbi söylettirmek, ruhu işlettirmektir.”

Bu iki tanımı istinat noktası kabul ederek ruh hakkında bazı açıklamalarda bulunalım:

“ Lâ ilâhe illâllah kelime-i kudsiyesiyle kalbi söylettirmek, ruhu işlettirmektir” cümlesindeki “ruhu işlettirmektir” tabirinden yola çıkarak ruh hakkında şöyle bir tanım yapılabilir:

Ruh bir işletim sistemi misalinde benzer.

Nasıl ki, bir bilgisayarın ruhu hükmünde olan Windows ve Linux gibi işletim sitemleri var ise ve bu işletim sistemleri o bilgisayarda yüzlerce iş ve fonksiyonu yerine getiriyor ise; benzer bir tarzda bir bilgisayara benzeyen şu vücut makinesinin de işletilmesinde “ruh denilen işletim sistemi vazife görmektedir” dense akla yakın bir misal olur.

Daha doğrusu, ruh ilahi bir işletim sistemdir.

Nasıl ki, Windows ve Linux gibi işletim sistemleri arkasında çalışan zeka ve zekaların yetenek ve kabiliyetlerine istinat ederek onların ilmini, iradesini, tercih kabiliyetini, güç ve kuvvetini gösteriyor ise; benzer şekilde ruh denilen ilahi program ve işletim sistemi de Yaratıcısının ilmini, iradesini, kudretini ve diğer isim ve sıfatlarını ve şuunatını gösterir.

Bu nedenle ruh, ilahi bir işletim sistemi olarak akıl almaz derecede harika, akıl almaz derecede yetenekli ve çok fonksiyonludur. Zira ruh Kainat Yaratıcısı olan Allah'ın işletim sistemi misalinde ve harika bir programı hükmündedir.

32. Sözde bu husus şöyle izah edilmiş:

“Üçüncü hüccet: Mâlûmdur ki, mevzun ve muntazam ve mükemmel ve güzel san’atlar, gayet güzel bir programa istinad eder. Mükemmel ve güzel bir program ise, mükemmel ve güzel bir ilme ve güzel bir zihne ve güzel bir kabiliyet-i ruhiyeye delâlet eder. Demek, ruhun mânevî güzelliğidir ki, ilim vâsıtasıyla san’atında tezâhür ediyor.”

Alemlerin Rabbi olan ve tüm zaman ve mekanlara hükmeden Kader-i İlahi ilmi, iradesi ve kudreti ile ruh ismi ile tavsif edilen öyle bir işletim sistemi ve program yazmış ki; akıllar bu işletim sistemindeki ince sırları ve kodları görmekten acizdir. Öylesine mükemmel, intizamlı, harika, güzel, sırlı, ince bir işletim sistemidir ki bu, insanlık vücut sahasına çıktığından bu yana var olmakla birlikte hakikati ve mahiyeti tam olarak idrak edilememiştir.

Evet, bu harika işletim sistemi olan ruh zihayattır, hayattardır, hayat sahibidir:

Yani müstakil olarak hareket etme kabiliyetine sahiptir. Dağ gibi yerinde durmaz. Münasebet kurduğu yerlerde gezer, hareket eder. Zaten hayat bir ölçüde hareketten ibarettir. Yani hareket eden hayat sahibidir, canlıdır. İşte ruh da hayat sahibi olmakla istediği yerlerde hareket edebilir. Denizin dibinde gezer, uçaklarla havaya biner, dünya sınırlarından kurtulup semanın enginliklerinde seyahat edebilir. Hatta ulvi alemleri de görüp gezme yeteneğine sahiptir, Mirac meselesinde olduğu gibi.

İlahi bir holografik işletim sistemi olan ruh zişuurdur, akıl sahibidir:

Ruh şuur sahibidir, idraklidir, akıl sahibidir, düşünce yeteneği vardır. Karar verebilir, sentez ve analiz kabiliyetine sahiptir. Gördüğünü yorumlar, duyduğunu değerlendirir, temas ettiği konularda karar verebilir. Yani duyar, görür, bilir. Maddi ve manevi alemlerden gelen bilgileri işleyebilir. Bu bilgiler doğrultusunda yeni bilgiler üretip farklı kararlar verebilir. Tam bir idrak sahibidir.

(Dikkat ediniz! İnsanlığın geliştirdiği işletim sistemleri de günden güne gelişmektedir. Dokunmatik ekranlar, yüz tanıma özellikleri, ışığa ve ısıya duyarlı sistemler, parmak izi tanımalar, sese duyarlı programlar hepsi işletim sistemlerine yapay zeka ve şuur kazandırma faaliyetlerdir. 20-30 yıl sonra robot teknolojisi ile geliştirilecek olan işletim sistemlerinin çok daha ileri seviyelerde olacağı açıktır. Teknoloji bu gün için çok yoğun olarak yapay zeka, kuantum bilgisayarlar, akıllı işletim sistemleri üzerine çalışmaktadır. İşte o yıllardaki insanlar ruhun çok harika bir ilahi işletim sistemi olduğunu daha iyi kavrayacaklardır.)

Ruh nuranidir:

Nurani özellik için çoğu kez güneş misali verilmiştir. Güneş bir tek müşahhas bir mevcut olmakla birlikte şeffaf eşya ve aynalar vasıtası ile binlerce yerde bulunabilir; ve ışık ve ısısı ile tasarruf edebilir. İşte ruhta da böyle bir nuraniyet söz konusudur. Binlerce yerde bulunur, binlerce işi aynı anda yapabilir, binlerce mekanla iletişime geçebilir. Eğer ruh Allah yolunda işletilmiş ise Mülk-ü İlahinin her bir cüzü ile temas edebilir, binlerce misali aynlarda kendini gösterebilir. Günümüzde bilgisayar teknolojileri bu nurani duruma misal olabilir. Zira bir bilgisayarda bir işletim sistemi çalışmakla birlikte ağ ve internet teknolojisi ile binlerce bilgisayar ve işletim sistemi ile bilgi alışverişinde bulunulabilmektedir. İşte ilahi bir program ve işletim sistemi olan ruh da diğer işletim sistemleri ile iletişime geçebilir, onların yanında bulunabildiği gibi, onları da yanına misafir olarak getirebilir. Hatta holografik bir işletim sistemi olduğundan, yani kainattaki büyük işletim sistemine bağlı ve onların özelliklerini ihtiva ettiğinden; iman kablosu ile ana merkeze bağlandığı zaman kainatta cereyan eden bir çok hadiseden haberi olabilir. Dünyada göz, kulak, ses vasıtası ile aldığı bilgiler gibi; manevi göz, manevi kulak ve hisleri ile bir çok bilgiye ulaşabilir.

Ruha vücud-u haricî giydirilmiştir:

Vücudu harici ruh programının çalıştığı yer ve mekandır. Şu içinde bulunduğumuz vücutla birlikte, bu vücudumuzun iletişim sağladığı her mekan ruhun harici vücududur. Zaten vücud-u harici olmaz ise ruh ruh olmaz, ruhun fonksiyonları ortaya çıkmaz. Nasıl ki bir işletim sistemi bir bilgisayara yüklendiği ve kodlandığı zaman işletim sistemi olur. O işletim sisteminin işlevleri ortaya çıkar gözükür. Öyle de mükemmel ve harika bir ilahi işletim sistemi olan ruh da, ancak vücud-u harici hükmünde olan beden bilgisayarında kendini gösterir. Ruhun içinde yaşadığı beden ise bir ölçüde dünya ve diğer yıldızlarla doğrudan veya dolaylı alakası olduğu için; bir ölçüde dünya ve bütün kainat ruhun harici vücudu hükmünde olabilir. Hatta manevi alemlerdeki münasebetleri de bu harici vücut dairesi içine girebilir. Zira ruh çıplak olamaz. Ruhun ruh olması için hakiki veya misali bir elbiseye veya vücuda sahip olması gerekir.

29. Sözde bu hususa şöyle dikkat çekilmiş:

“Belki, cesed ruhun hânesi ve yuvasıdır, libası değil. Belki ruhun libası, bir derece sabit ve letâfetçe ruha münâsip bir gılâf-ı latîfi ve bir beden-i misâlîsi vardır. Öyle ise mevt hengâmında bütün bütün çıplak olmaz, yuvasından çıkar, beden-i misâlîsini giyer.”

Buradaki beden-i misali tabiri ruhun berzah ve ervah alemindeki harici vücududur. O mekanlarda yaşayıp gözükeceği halidir. Zira ruh harici bir misali bedene sahip olmaz ise bir kanun şeklinde alem-i emirde yaşamaya devam eden. Ancak o zaman ruh değil, bir emri kanun olur.

Ruh câmi bir özelliğe sahiptir:

Cami demek bir araya getiren, cemeden, toplayan ve çokluk ve kesret üzerinde vahidiyeti bulunan ve tasarruf eden manasına gelir. İşte ruh bu özelliği ile trilyonlarca atom ve molekülden yaratılan şu insan vücudunu bir araya getirir. Onlar üzerinde tasarruf eder. Yüzlerce organı ve dokuyu çalıştırır. Hiçbir işi diğerine mani olmaz. Hatta ruh iletişim kurabildiği vücut haricindeki hadisat üzerinde de bir ölçüde camidir. Oradaki kesrete de vahdet özelliği kazandırabilir.

Ruh hakikattar, hakikat sahibidir:

Buradaki hakikat hakkı ve doğruyu gösterme vasfıdır. En büyük hak ve hakikat Allah'ı bildirme ve Allah'ın isimlerini gösterme olduğuna göre, ruh Allah'ın isimlerini yansıtan en mükemmel ayna şeklindedir. Zaten doğrudan Ehadiyet-i İlahiyenin tecellisine mazhar olmakla, Cenab-ı Hakkın güzel isimlerini yansıtan melekuti bir özelliği vardır ruhun.

Bu husus 30. Sözde veciz bir şekilde izah edilmiştir:

İnsanın, nasıl, ruhu bütün cesedine öyle bir münâsebeti var ki, bütün âzâsını ve eczâsını birbirine yardım ettirir. Yani, irâde-i İlâhiye cilvesi olan evâmir-i tekviniyeye ve o emirden vücud-u haricî giydirilmiş bir kanun-u emrî ve latîfe-i Rabbâniye olan ruh, onların idaresinde, onların mânevî seslerini hissetmesinde ve hâcâtlarını görmesinde birbirine mâni olmaz; ruhu şaşırtmaz, ruha nisbeten uzak yakın bir hükmünde, birbirine perde olmaz. İsterse çoğunu birinin imdadına yetiştirir, isterse bedenin her cüz’ü ile bilebilir, hissedebilir, idare edebilir. Hattâ, çok nurâniyet kesb etmiş ise, herbir cüz’ü ile görebilir ve işitebilir. 

Öyle de,(en güze misaller Allah'a aittir) Cenâb-ı Hakkın mâdem Onun bir kanun-u emri olan ruh küçük bir âlem olan insan cisminde ve âzâsında bu vaziyeti gösteriyor, elbette âlem-i ekber olan kâinatta o Zât-ı Vâcibü’l-Vücudun irâde-i külliyesine ve kudret-i mutlakasına hadsiz fiiller, hadsiz sadâlar, hadsiz duâlar, hadsiz işler, hiçbir cihette Ona ağır gelmez, birbirine mâni olmaz, o Hàlık-ı Zülcelâli meşgul etmez, şaşırtmaz. Bütününü birden görür, bütün sesleri birden işitir. Yakın, uzak birdir. İsterse bütününü birinin imdadına gönderir. Herşey ile herşeyi görebilir, seslerini işitebilir ve herşey ile herşeyi bilir., ve hâkezâ”

Ruh, “külliyet kesb etmeye müstaid bir kanun-u emrîdir.”

Bu ifade ruhun ilahi bir işletim sistemi olduğuna çok güzel bir misaldir. Zira günümüz bilgisayar ve internet teknolojisinde kullanılan işletim sistemleri ile bu husus akla yakınlaştırılabilir. Elbette ki, bu günkü teknoloji bu hususa tam misal olamaz. Zira günden güne yeni keşifler yapılıyor ve teknoloji süratle ilerliyor. Önümüzdeki yıllarda belki de holografik işletim sistemleri devreye girecek; belki de kuantum bilgisayarlar çok garip işler yapacaklar. İşet o zamanlar ruhun bu özellikleri daha da iyi anlaşılacaktır. Ancak yine de gelinen nokta itibari ile ruhun külliyet kesp etmesini bir ölçüde anlayabiliriz.

Şöyle ki:

Şimdi dünyada binlerce bilgisayarlarda işletim sistemleri çalışıyor. Bu bilgisayarların kendilerine ait müstakil bir hüviyeti ve şahsiyeti olduğu gibi; internet vasıtası ile bir ağ sistemine bağlandığı zaman ağ üzerinde de bir şahsiyet ve hüviyeti olur. Zaten ağ sisteminde de yine çok büyük sunucularda benzer işletim sistemleri çalışmaktadır. Yani büyük ve güçlü sunucular vasıtası ile ev bilgisayarları birbirine bağlanabilmektedir. Ağ sistemi ile bağlantı yapan bir bilgisayar, ağda bulunan diğer bilgisayarlar ile ile iletişime geçebilmekte; gerekirse sanal olarak onların yanına gitmekte veya onları misafir olarak yanına getirebilmektedir. Yani bir bilgisayar kendinde kurulu bir işletim sistemi ile binlerce bilgisayar ile temas kurabilmektedir.

İnsan kainatın bir meyvesidir. Kainatta ne var ise insanda küçük numuneler şeklinde vardır. Yani kainat büyük bir insandır, insan ise küçük bir kainattır. İşte ruh böyle bir birliktelik içinde kainattaki o büyük işletim sisteminin tüm cüzleri ile bağlantıya geçme kabiliyetine sahiptir. Her bir cüzün yanında bulunabilme ve onları misafir olarak yanına getirme özelliğine haizdir. Hatta Levh-i Mahfuz, alem-i ervah, alem-i misal, alem-i berzah gibi büyük kayıt merkezleri ile iletişime geçebilir.

İşte ruh böyle bir kanunu emridir. Yani kainatta işleyen tüm kanunlar insanda da işler. Kainatta cereyan eden tüm düzenler insanda da vakidir. Kainatı çalıştıran tüm İlahi isim ve sıfatlar insanı da çalıştırır. Allah'ın ilim, irade ve kudreti ile icra ettiği kainattaki tüm fiiller insanda da işler.

 

Okunma Sayısı: 2902
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ahmet Zeki

    20.5.2015 15:24:54

    Bu mükemmel makalenizden dolayı sizi tebrik ediyorum.

  • Derkan BERK

    20.5.2015 10:42:13

    Sayın Halil Akgünler. zihayat ruhların, işletim sistemlerine benzetilmesi ilginç ve akla yatkın görünüyor. Bir farkla; irade-i cüz'iyye dediğimiz " ona ruhumuzdan üfledik" müteşabih ayetine istinaden hür irade olarak da tesmiye edilen "Rab olma, ilahlık taslama" ya da firavunlaşmalara giden sapmaların,, programcısı tarafından yönlendirilen bir itaatkar işletim sistemine (ki meleklere daha çok benzetilebilir) nazaran akıllara durgunluk verebilecek cinsten ve aslında bizim "ondan pek az şey anlayabileceğimiz" hükmü ilahisine de bakılarak "insan ruhu ile tam da örtüşmeyebileceği" aksi halde program hatalarının haşa programcısına yüklenmesi gibi garabetler ortaya çıkacağı aşikardır. Saygılarımla.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı