"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Büyümenin kalitesi sorunlu, demek ki bir yerlerde bir eksik var

17 Kasım 2017, Cuma 12:07
TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, ekonomideki büyümenin kalitesinde sorun olduğunu savunarak, "Demek ki bir yerlerde bir eksiğimiz var" dedi.

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik CNN’de Taha Akyol’un sunduğu Eğrisi Doğrusu Programı’nda kendisine sorulan soruları cevaplandırdı. 

Faiz, döviz ve enflasyonun aynı anda artışı zoru başarmaktır

Ekonomik meselelerin değerlendirilmesiyle başlanan programda faiz, döviz, dolar ve enflasyonun aynı anda artmasının zoru başarmak olduğunu belirten Bilecik, neden global değişikliklerden en çok Türkiye ve Türk Lirası’nın etkilendiğine de açıklık getirdi. Bunun birden fazla nedeninin olabileceğini söylemekle beraber mali politikadaki eksikliklerin ve siyasilerin söylemlerinin  etkisinin olabileceğinden bahsetti ve şunları söyledi: 

Siyasilerin söylemleri enflasyonu arttırıyor

“Siyasi anlamda yakın zamanda geçirdiklerimize baktığımızda bir anlamda başımıza gelmeyen kalmadı dediğimiz zaman bunların karşılığını buluyoruz. Ama bunların çözümü de kutuplaşmayı arttıran, gerilimi ve stresi had safhaya çıkaran söylemleri yapmasak, şu an  TL’nin farklı bir pozisyonu olabilirdi. Yapılınca da dış finansman borç oranımızın ve tutarımızın yüksek olması kaçınılmaz oldu. Bu konularda da tarihi günler yaşıyoruz.

Türk Lirası’nın değer kaybetmesini her zamankinden daha fazla değerlendirilmesi gereken bir süreçteyiz. Türkiye’nin makro ekonomik dengelerine baktığımız zaman en önemli problemiyle karşı karşıyayız. Onun da adı, ‘enflasyon’.”

Mali politikanın yönetiminde eksiklikler olabilir

Enflasyonu arttıran en önemli iki nedeni ise şu şekilde açıkladı: 

“Bunlardan bir tanesi kurun etkisi. Kurumuz maalesef enflasyonu oluşturan nedenlerce yükseliyor. Açıklamalara baktığımızda ithalat blokları yüksek olan bir ülkeyiz. Girdi maliyetleri yüksek olduğu için fiyatları da yükseliyor.  İkincisi, mali politika. Mali politikaya baktığımız zaman bir çok esnekliğe izin verdi bizim hükümetimiz. Bunlara baktığımız zaman bir kısmı hakikaten gerekliydi. Özellikle geçtiğimiz dönemlerde KGF( Kredi Garanti Fonu) ile 2 ayda 200 milyar Türk Lirası piyasaya arz edildi. Bunlar bir yandan müthiş bir can suyu oldu orta ve küçük ölçekli firmalara. Bir yandan da bunun mali sonuçlarına katlanacak bir mali disiplinle de baş başa kaldık. Bütçe disiplininde ciddi oranda % 2’ye varan bir bozulma oldu.”

Kamu harcamalarının arttırılması enflasyonu arttırır

Taha Akyol’un “Bütçe disiplininin bu kadar bozulmasında referandum döneminde yapılan harcamaların da etkisi var mı?” sorusuna Bilecik, “kendi ölçülerimizle net olarak bunun ne kadarının oradan kaynaklandığını söylemenin mümkün olamayacağını, öte yandan kamu harcamalarını arttıran işler yapıyorsanız bu noktaya gelmenin kaçınılmaz olduğunu” söyledi. Birlikte yarıştığımız gelişmekte olan ülkeler kapsamındaki ülkelerle enflasyon oranımızdaki farklılığı ise şu şekilde değerlendirdi. “O ülkelerin enflasyon oranları %3,5-4 bizde 12.  Yani bunun hak ettiğimiz bir tabloda olması lazım. Bunların doğal sonucu olarak enflasyonun arttırıldığı bir noktada yüksek finansmana ihtiyacınız var ve dış dünyaya dönüyorsunuz. Böylelikle faizin düşmesi mümkün değil, faiziniz de artıyor. İki yıllık tahvillerin de oranı 13.8 ” 

Dış politikadaki gerginlikler yabancı yatırımcının motivasyonunu düşürüyor

Programda Bilecik’e sorular yönlendiren diğer bir isim olan Emin Çapa ise dış politikayla, ekonomimiz bu kadar ilintiliyken; ilişkilerin gergin olmasının yabancı yatırımcıları etkileyip etkilemediğini sorması üzerine Bilecik, kurumsal verginin % 85-86’sının sağlandığı TÜSİAD’ın başkanı olarak bu soruya rahatlıkla cevap verebileceğini söyleyerek; “Bunların içerisinde yabancı sermaye de var, yabancı ortaklı firmalar da var.

İster istemez tamamıyla etkilenmiş vaziyetteler. Bazı yabancı firmalara baktığımız zaman yüzyıldır bu ülkede yatırım yapıyorlar. Onların bile durumlarına baktığımız zaman eski motivasyonları biraz düşmüş gözüküyor. Tabi onların yerine konuşabilecek bir yapıda değilim. Ama görüyoruz ki yurtdışı iletişim stratejimizdeki eksiklikten dolayı almamız gereken bir yol  var. 

432 milyar dolar  dış borcu olan bir ülkeyiz. 130 küsuru devlete ait, 300 küsuru yani %70’i ise reel sektör tarafından üstlenilmiş bir vaziyette.”

AB ile ilişkilerin düzeltilmesi için normalleşme önemli 

Avrupa Birliği ile ilişkiler konusundaki soruya ise şöyle cevap verdi:

“Bugün Türkiye’nin AB üyeliği süreci perspektifine baktığımız zaman, son birkaç yılı park etsek bir kenara yapılan bütün ekonomik, demokratik ve sosyal kalkınma anlamında kazanımlarımızın haddi hesabı yok. Avrupa Birliği Türkiye’ye çok şey kazandırdı. Ama maalesef son dönemlerde müthiş bir süreç tıkanması içerisindeyiz. Meseleye de çift taraflı bakmak gerek. AB sürecinde yapılan gelişmelere bakılmak gerekirse kabul etmek mekanizmasından vazgeçilmiş, bunu nasıl öteleyebiliriz mekanizmasına dönülmüşe bir geçiş var. 

En azından bizim de , hukuk devleti ve normalleşme hususunda görmüş olduğu hassasiyetleri dikkate almamız gerekiyor. ”

Büyümenin kalitesi ne demek?

Bilecik’in sanayide digital dönüşüm ve bilim sanayi öne verdiğini söyleyen Akyol şunları sordu: “Büyümenin kailtesi diye vurguladığınız bir kavram var. % 5’in üzerinde büyüdük de kalitesi ne diye ortaya koyuyorsunuz. O sözlerinizi bir görelim. Türkiye dünyanın en çok büyüyen ülkelerinden birisi iken siz ne diyorsunuz?”

Bilecik şöyle cevapladı: “2002-2007 yani AKP hükümetinin ilk beş yılına baktığımız zaman büyüme ne kadardı %7. Son 4 yıla baktığımız zaman bu büyümeler % 5 ‘e gelmiş vaziyette. Aradaki dönem ise tabiî ki Lehman Brothers’in bütün yürüyen konjonktürün karman çorman bir dönem de % 3’ler civarında. Büyümenin yavaşlama eğilimine girdiği ile doğru orantılı bir şeyi izah etmeye çalıştım. Bugün % 5.1’lik bir büyüme var. Muhtemelen yılın başında biz % 2.5 büyüme derken, yıl sonunda % 5, %6 belki üzerinde bir büyümeyle karşılaşırız. Ama kalitesinde kompozisyonunda problem var. Bugün bir çok alt kırımlara baktığınız zaman ben yatırımlar kısmından söz etmek istiyorum”

Büyümenin sektörel yapısı incelenmeli

“Yatırımlardaki esas artış maalesef ki, gayrimenkullere yapılan yatırımlardan. Bu kötü bir şey değil, ama yeterli değil. Özellikle büyüme kalemlerini incelerken oradaki jargonu kullanacağım. Makine teçhizatları dediğimiz nokta, alt yapı dört çeyrektir. Eksi altı veriyor şimdi. İnşaatta on küsur puanla büyürken, bizim burada da bir on puan büyümemiz gerekir. Demek ki, dönüp bir baktığımız zaman bir yerlerde bir eksiğimiz var. Yatırım ortamımızda gerek yerli, gerek yabancı yatırımcıyı daha fazla çekmenin yollarını bulmamız gerekir. Burada üç tane temel problemimiz var. Bugün Türkiye’nin toplam dış borcuna baktığımız zaman 2011 yılında toplam milli gelirimizin % 35’ine tabi. Bugün toplam milli gelirimiz 860 milyar dolar, Dış borcumuzun milli gelirimize oranı ise % 51 olmuş vaziyette. Reel sektöre bakıyorum üç yüz küsur milyar dolar. 100 miyar dolar karşılığı var. 210 milyar dolar net döviz açığı var. Bu da önemli. “

Özel sektörün dış borç sorunu alarm veriyor

“Gerek gelişmekte olan ülkeler, gerekse gelişmiş olan ülkelere baktığımız zaman kredinin mevduata bölümünden ortaya çıkan oran % 60, % 80 civarında. Biz de %150. Bugün yüz liralık mevduat topluyorsunuz, yüz liralık kredi veriyorsunuz. Yani her an kırılgan bir yapınız var. 2016 yılında biz Hindistan, Güney Afrika, Brezilya ile aynı beşli kırılgan listedeydik. Onlar çıkmışlar şimdi bakıyorum Arjantin, Pakistan’la yeni bir kırılgan listenin içindeyiz. Bir miktar siyasi karşılığını alan rakamlar böyle söylemiyor. Rakamlar dış borcumuzun rasyoları, kredi mevduat, cari açık oranları.. Yani bunların hepsi bizim daha fazla normalleşmemize işaret edilen noktalar olarak ortaya çıkıyor”

Kaliteli büyüme nasıl sağlanır?

Türkiye’nin yeni bir hikayesi olmalı diyen Bilecik Şöyle konuştu: “Bu hikayenin sanayi ve digital dönüşüm gibi unsurlar olmalı. Geldiğimiz nokta itibariyle bir kısım ortak değerlerimiz diye varsaydığımız şeylerde yoğun bir sorgulama oldu. Demokrasi, hukuk, özgürlük.. İşin ekonomik, ticari boyutunda yani Türkiye’nin dış dünya ülkeleri içerisindeki pozisyonlaması, marka değeri itibariyle yeni bir hikayeye inanın ihtiyaç var. Bu hikaye nerden gelebilir? Bugün tüm dünyanın toplum eksenine bakıldığı zaman, 4. Sanayi devrimi veya sanayi 4-0 tanımları bizim hikayemizin buralardan bir yerden çıkması lazım. Bu da kolay bir konu değil. Ama türk insanının, türk gencinin dinamizmine baktığımız zaman önemli bir stratejinin parçası olabilir. Çok temel bir hedefimiz var hem digital teknolojiyi üretim sistemine entegre etmek, hem de burada üretilecek teknolojinin Türkiye’de üretilmesini sağlayabilir miyiz diye önemli bir motivasyona bu anlamda sahibiz.”

HATİCE SEVDE - KÜBRA ÖRNEK

Okunma Sayısı: 1063
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı