"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Barla Okuma Programı’nı yansıtan aynalar

09 Eylül 2018, Pazar
“Aziz, sıddık kardeşlerim! Bu dünyanın hayatı pek çabuk değişmesine ve zevaline ve fena ve fani, akıbetsiz lezzetlerine ve firak, iftirak tokatlarına karşı bir ehemmiyetli medar-ı teselli ise, samimî dostlar ile görüşmektir.”

Kimisi daha üzerinde Ocak ayının Nurlu yorganı misali KOP’un heyecanıyla, kimisi neymiş bu KOP yahu diye içten içe imrendiği programın lezzetine varma hevesiyle, kimisi Barla özlemiyle… Yine Türkiye’nin dört bir yanındakilerle kucaklaşmayla başlayan dopdolu bir program. Farklı yaş gruplarından, farklı şehir yaşantılarından, çoğu farklılıktan bir Nurla sıyrılıp süzülen aynı coşkulu duygular. Kalbi iman nuru ile dolu olan kardeşlerimizin kaleminden hissiyatlarının gözler önüne serilmiş hali. İşte Üstadımızın ben bu menzilleri Yıldız Sarayı’na değişmem dediği Barla’nın bizlere tattırdığı lâtif duygular… 4 gün süren Barla Okuma Programı’nın etkilerini, kattıklarını, hissettirdiği o tarifsiz manevî lezzeti buyurun kardeşlerin berrak kalemlerinden okuyalım. 

Lütfiye Kef / KAYSERİ ESKİ(MEYEN)

***

“Barla manevî havası yüksek olan bir yer.”

Normalde çekingen birisi olmama rağmen ilk gün tanışma kısmında oradaki ablaların samimiyetini hissedince çok rahatladım. Dört gün boyunca bizimle ilgilenen güler yüzlü ablalarıma tekrar teşekkür ediyorum. Benim Barla’ya ilk gelişimdi. Barla manevî havası yüksek olan bir yer. Üstadımızın bizim ayak bastığımız yerlere geçmişte ayak basmış olması, gezdiğimiz evin önceden Üstadımıza ait olması, saklamak için bir yaprağının düşmesini beklediğimiz Çınar Ağacı’na Üstadımızın sarılıp ağlaması ve orada Risale-i Nur yazmış olması… Üstadımızın tabiri ile Barla Denizi’nde tefekkür etmek birçok şey o maneviyatı bizlere hissettiriyor. İnşallah tekrar gitmek bana ve gitmek isteyen herkese nasip olur. Zişan Erdal/ÇORUM

Bol tefekkürlü anı anında yaşadık ve bitirdik. Çok güzeldi elhamdülillah. Anlatılmaz yaşanır. 

Sümeyye Koçak/ANTALYA

***

***

Öncelikle bütün ablalarımızdan Allah razı olsun. Çok istifadeli bir programdı. Dersler, seminerler, kavram çalışmaları, özel okumalar. Her şey çok güzeldi. Üstadın gezdiği yerleri gezmek, onun tefekkür ettiği yerlerde tefekkür edebilmek o manevî havayı hissetmek çok büyük bir nimet. Allah herkese nasip etsin inşallah. Seneye de buluşmak dileği ile…

Gökse - Göksu Özkes/ÇORUM

***

“Zaten biliyorduk, bize ayrılık yoktu”

“Aziz, sıddık kardeşlerim! Bu dünyanın hayatı pek çabuk değişmesine ve zevaline ve fena ve fani, akıbetsiz lezzetlerine ve firak, iftirak tokatlarına karşı bir ehemmiyetli medar-ı teselli ise, samimî dostlar ile görüşmektir.” Tarihçe-i Hayat. Bizim gaflete daldığımız yaz aylarında, en şevkli teselli samimî dost ve kardeşlerimizle görüşmek, bir program yapmak olacaktı. Bu düşüncelerle aylar öncesinden hayalleri kurulan Barla’da gerçekleştirmeyi düşündüğümüz 2. KOP hazırlıklarına başlandı. Giderek artan şevkle, gayretle, heyecanla, afişlerimizi hazırladık. Seminer, kavram araştırmalarına başladık. Türkiye’nin dört bir yanından gelen kardeş ve ablalarımızla Barla Sosyal Tesisleri’mizde buluştuk. Bir buçuk yaşından başlayarak farklı yaş gruplarından birçok katılımcımız vardı. Bu durum hepimizi çok mutlu ediyordu. Öyle bir tablo meydana geldi ki hazırlık aşamasında yaşadığımız bütün zorlukları unutturdu. Bize nerede olduğumuzu, nasıl bir dairede bulunduğumuzu, şahs-ı manevinin gücünü ve daha çok şükretmemiz gerektiğini hatırlattı. 

Bu dairenin sıcaklığı Barla’da öyle bir inkişaf etti ki hepimiz farklı duyguların etkisi altındaydık. Kimsenin Barla’dan ayrılası gelmiyordu. Zaten biliyorduk bize ayrılık yoktu. “En yakın zamanda tekrar inşallah” diyorduk sadece. Allah emeği geçen herkesten ebeden razı olsun. Tesislerde her türlü ihtiyaçlarımızla ilgilenen Ahmet Abimize ve Nurhan Ablamıza teşekkürlerimizi iletmek istiyorum. Allah bizi ve birbirimizden ve istikametten ayırmasın. 

Beyza Nur Güney /KAYSERİ ESKİ(MEYEN)

***

***

“Bu dört gün en büyük şükür sebebim oldu.”

Ruh açlığı… hayatımda belki de ilk defa bu tabirin ne demek olduğunu idrak edebildim sanırım. Barla bunun en güzel, en unutulmaz sebebi. Tabi vesile olan KOP sayesinde. Ruhumda öyle bir boşluk ve açlık varmış ki Barla’da soluduğum her nefes, attığım her adım, işittiğim her tını, gördüğüm her cisim ruhuma kat ve kat belki de her zerreme dokunan duyguları yükledi kısacık zaman dilimi içinde. Elhamdülillah. Ömür sermayesi bu kadar kısa iken hayatıma sığdırdığım en anlamlı ve en güzel, kıymetli hiçbir şey ile değişilmeyecek dört günü Barla’da yani Üstadımızın her yaprakta, taşta, zerrede izinin olduğu mübarek beldede geçirmek nasip oldu. Bu dört gün en büyük şükür sebebim oldu. Her sabah 5’te tesislerden çıkıp Üstadımızın evinin altındaki mescitte sabah namazımızı kılarak güne başlamak ve sonrasında her gün ayrı bir tefekkür mekânını ziyaret etmek… Üstadın çıktığı tepelere çıkmak, o huzuru hissetmek anlatılmaz yaşanır.

Her anı ruhumda iz bıraktı. Ama beni en çok etkileyen olay Rabbimin emri ve lütfu ile iki kocaman köpeğin bizim hizmetimize verilmesi oldu. Sabah namazı için tesislerden çıktığımız zaman bizimle birlikte gelmeye başlayıp, biz namazımızı kılarken kapıda beklemeleri ve ardından Üstadın 11. sözü yazdığı tepeye çıkarken yanımızdan ayrılmadan gelmeleri, hatta önden gidip bize yol göstermeleri, bunlarla da kalmayıp biz 11. sözü okurken bizimle dinlemeleri asla unutamayacağım bir hadise idi. Bunun yanında orada kurduğum dostluklar, tanıştığım birbirinden kıymetli kardeşlerim de şükür sebebim. Hayatımda ilk kez bir şehirden ayrılmak istemedim. Çünkü Barla bizi dünya meşgalesinden, boş işlerden koparmış ve gerçek görevlerimize döndürmüştü. Rabbim tekrarını nasip etsin. Sayımızı arttırsın inşallah. Rabbim bu hizmette daim olmayı ve lâyık olmayı, hakkıyla yaşamayı nasip etsin bizlere. Emeği geçen bütün kardeşlerden ve Yeni Asya Tesislerinde bizimle ilgilenen herkesten Rabbim ebeden razı olsun.       

Merve Erciyes/KIBRIS

***

“Benim için Barla katıldığım ilk okuma programıydı.”

KOP programına ilk katılışımdı. Ama programı organize eden kardeşlerimin fedakârlığını daha tesislere girmeden fark etmiştim. Üstelik benim için Barla’da ilk kamptı. Onun verdiği ağırlıkla içimde farklı bir heyecan vardı. Yeni yeni, ama Nurlu, farklı simalar vardı karşımda. İnsanın nasıl olur da daha önce hiç görmediği birine kanı, canı ısınırdı? İşte bizim dairemiz bu değil miydi? Elhamdülillah dedim bizi bu dairede istihdam eden Rabbime. 4 günlük bir programdı, ama sanki bu kardeşlerimle belki 4 ay belki 4 sene hiç zaman kavramını düşünmeden burada durabilirdim. Barla’nın verdiği maneviyatla, kardeşlerimizden aldığımız şevkle kendimizi uçacak gibi hissediyorduk. Geziler, seminerler, kavram sunumları her birimize farklı kapılar açtı. Kamp bittikten sonra keşke daha uzun olsaydı söylemleri devam etti. Hâlâ da devam ediyor. Daha yazacak o kadar şey var ki… içimizdeki aşk, şevk yazmakla bitmiyor elhamdülillah. O kadar güzel anılar biriktirdik ki Rabbim Cennette de biriktirdiğimiz bu güzel anıları izlemeyi nasip etsin. Bu şevkli, muhabbetli, istifadeli programı organize eden Kayserili kardeşlerimden Allah ebeden razı olsun. Rabbim hizmetlerini kabul etsin. Ayrıca bu tarz programları imkânı olan şehirlerin organize etmesi güzel bir fütuhata sebep olacaktır.       

Kübra Ünüvar/ İSTANBUL

***

“Adeta dolmak taşmak istiyordu bütün hücrelerim.”

Bilinmez hallerden, bilinmez kelâmlardan nasip edilmiş bir gerçek vardı inkâr edemediğim. Çekiyordu adeta içine beni bütün gücüyle. Okudukça okuyordum ve hayranlığım artırıyordu her cümlesinde. Ne miydi o? Evet o bir kitap silsilesi idi. Adı Risale Nur idi. Nur gibi doğuyordu her okuduğumda kalbime, aklıma, haneme… Dediler ki okumak adına birbirimize şevk olacağımız programlar düzenliyoruz katılmak ister misin? Dedim zor olsa gerek bu programa katılmak. Zira programın yapılacağı mekâna ortalama 850-900 km kadar uzakta idim. Adına KOP demiş kızlar bu programın. Heyecan verse de program; iki çocukla katılmak korkutuyordu beni. Ama her anının kitaplar ile haşır neşir olacağı bir programa dahil olmak için de ayrıca can atıyordum. Ya nasip deyip niyetimi aldım. Ve bahane diye sıralayacağımız onca şey bir anda hizmet etti beni, annemi ve iki çocuğumu Barla’ya götürmeye… Bir parça rötar vardı katılımımda, ama orada idim sağ salim, elhamdülillah. Tam tamına 2 gece 3 gündüz dolu dolu geçirdiğimiz bir programın içinde idim bütün açlığımla. Adeta dolmak taşmak istiyordu bütün hücrelerim. Vakit kaybetmeksizin tanıştım gelen katılımcılarla. Daha önce yüzlerini dahi görmediğim birbirinden samimî katılımcılar ile bir bakış dahi yetiyordu yıllardır tanıyormuşum gibi bir his bürünmeme. Yabancılık çekmeyişimin ötesinde canımdan daha âlâ evlâtlarım dahi kendilerini sanki evimizde hissedercesine rutin davranıyorlardı. 1 yaşındaki oğlum bütün katılımcıların kucağını gezdi sanırım program boyunca. Büyük oğlumsa ablaları ile benden daha fazla vakit geçiriyordu. Dolup taşmak isteyen hücrelerim alabildiğini almıştır diye duâ etmekteyim şimdilerde. Geriye tadı damağımızda kalan Nur dolu dakikalar ile tekrar buluşma isteği sardı içimizi. 

Böyle ortamlara dâhil olabilmenin nasip edilmiş olması bile insanı mahcup etmeye yetiyor aslında. Alıp verdiğimiz nefese kadar okuduklarımızla amel edebilmeyi Rabbimden niyaz ediyor bu programları düzenleyenlerden tekrarını talep ediyorum.

Fatma Gürçay/ MARAŞ

***

“Biz bu KOP programlarının müptelâsı olduk.”

Programımızdan sonra 13. ricada geçen şu düsturu o kadar anlıyorum ki: “Dostlardan müfarakat olmasaydı; ölüm ruhlarımıza yol bulamazdı ki, gelsin alsın. “Ebedî hakikatlerle dolu ve sizlerin olduğu Barla’dan ayrılmak bugün diğer gelişlerimden çok daha fazla zor. Bu ebedî hakikatlerden ve şahs-ı maneviden hissemin azalması üstte de geçtiği gibi ölüm gibi bir şey! Biz bu KOP gelenekselleştirilmesinin müptelâsı olduk. Cenâb-ı Hak her birinizle, istikametle, aynı dairenin farklı coğrafi yerlerinde karşılaşabilmeyi nasip etsin. Allah’ım Haşiye: Cennetten önce de buluşalım elbette. Cemaatimin toplu olan her bir organizasyonu benim kalbimi pır pır ediyor zaten. Ama hayatıma verdiğim yönü hizmete çevirmemde payı olan insanlarla aynı havayı solumak çok başka bir lezzetti. Sesler kısılacak, söylenecekler içe kaçacak, heyecandan diyecekler unutulacak tabi ki; bunlar okuma programımızın nazar boncukları olsun inşallah. Veda edemiyorum, susamıyorum da, sizle son günümdeyken yuttuğum, yutkunduğum sözler ağzımdan patlarcasına çıkmak istiyor. Bir kez daha anladım ki burada tatmaklar var yalnız, doymaklar Ahirete kaldı inşallah. Cenâb-ı Hak şahs-ı maneviden ve Nurlar’ın okunduğu ortamlardan hissemizi ziyade etsin inşallah.

Hatice Sevde Yeni/ KAYSERİ ESKİ(MEYEN)

***

Ey benim sayıda küçük şefkatte büyük ailem Barla da beraber geçirilen zaman kalbe ne hoş geldi. Üstadın Cennet bahsinde dediği gibi Cennette hem ruh hemde cisim lezzeti olacakmış. Ben Barla’da bunun küçük bir numunesini tattığım için Cenneti büyük bir iştiyakla arzuladığım gibi Barla’daki zamanlarımı tekrar yaşamak istiyorum. Ruhların duâ makamında sürekli görüştüklerine inanıyorum. Cismin de lezzetini alması için inşallah Barla’da tekrardan buluşuruz. Bu KOP programında emeği geçenlere ve katılan veya katılmak isteyip de gelemeyen herkesten Allah razı olsun. Bir sonraki KOP da buluşmak üzere inşallah.        

Zülal Destancı/ BALIKESİR

***

Bizim gaflete dalmamızı engelleyen yegâne unsurlardan birisi mevttir. Mevt de hayat gibi mahlûktur. Nasıl ki hayatın dünyaya gelmesi bir hâlk ve takdir iledir öyle de dünyadan gitmesi de bir hâlk ve takdir ile, bir hikmet ve tedbir iledir. Hayat, ehadiyete işaret olduğu gibi mevt dahi devam ve bekâya delâlet eder. Mevt zahiren bir inhilâl ve bir intifa göründüğü halde hakikatte insan için hayat-ı bâkiyeye ünvan ve mukaddeme ve mebde oluyor. Öyle ise, hayatı veren ve idare eden Kadir-i Mutlak, yine elbette mevti dahi o icat eder. Ölümün Nur Talebeleri için büyük bir beşareti vardır. Sırt-ı ihlâsın samimî tesanüt ve ittihat, hadsiz menfaate medar olması gibi ölüme karşı en mühim bir siper ve bir nokta-i istinattır. Şirket-i maneviye düsturu ile Nur Talebesi günah ciheti ile vefat eder, uhuvvet sırrı ile diğer, ruhlar vasıtası ile sevap ciheti ile yaşamaya devam eder.     

Hümeyra Ulu/ ISPARTA

***

Canım kardeşlerim; sizinle buluşmak için haftalar öncesinden heycanlandığım boşa değilmiş. Bu yaşlarda ve bu enerjide iki çocukla annemin evine gitsem bu kadar rahat edemezdim. Bütün özveriniz ve samimiyetiniz için minnettarım. En büyük minnetim ise Üstadımıza ve Nurlar’a ve dahi sizleri yetiştiren muhteremleredir! Risale-i Nurlar olmasaydı bizler uhuvveti ve menfaatsiz sırf Allah için sevmeyi, fedakârlığı ve alicenaplığı, nice faziletleri nereden öğrenecektik? Sizleri gördükçe arkadan gelen nesil için ümitlerim artıyor, zira onların yol göstericileri sizlersiniz. Beraber geçirdiğimiz birkaç gün benim için Cennetten süzülüp gelmiş bir anın izdüşümüydü. Tarifi çok zor hisler yaşadım. Devamı olmazsa nimet, nıkmete dönüşürmüş. O yüzden Rabbim tekrarını göstersin inşallah. Küçük yavrularımın zihninde de silinmez izler bıraktınız. Yavrularımın karşısına istikametli hayırlı müşfik insanlar çıkar Allah’ım diye ettiğim duâlarımın cisimlenmiş hallerisiniz sizler. Kabul olunmuş duâlarsınız hepiniz. İştirak-ı ameli uhreviye düsturuyla sizlerin hayırlarınızdan istifade etmiş olmayı düşünmek bile, ayrılıktan ötürü hüzün içindeki kalbimi sürura boğuyor. Sizleri ayrı ayrı tek tek çok seviyor ve şimdiden özlüyorum. Hakkınızı helâl edin.

Aynur Bozdağ/ MUĞLA

***

Bu benim Barla’ya ilk gelişimdi. Herkes farklı yerlerden geldiği için acaba anlaşır mıyız diye düşünmüştüm, ama unuttuğum bir şey vardı. Hepimiz inşallah Nur Talebesiyiz. İman, İslâmiyet ve dâvâ kardeşliğiyle aramızda zaten milyonlarca bağ var. Hepiniz ile tanıştığım için çok mutluyum hepinizden çok şey öğrendim. Hep Barla’ya kampa gelmek istiyorum artık. Birimiz şarkta, birimiz garbda, birimiz cenubda, birimiz şimalde, birimiz âhirette, birimiz dünyada olsak, biz yine birbirimizle beraberiz. Kâinatın kuvveti toplansa, bizi yüksek Üstad Said Nursî’den ve Risale-i Nur’dan ve bizi bizden ayıramazlar. Şuâlar - 547 Rabbim tekrar görüşmeyi nasip etsin. Hepiniz hakkınızı helâl edin ve Allaha emanet olun.   

Büşra Nur / BATMAN

***

“Biz de kopa kopa KOP’a gidiyorduk.”

Kararını 1. KOP’ta aldığımızda başlamıştı heyecanımız, coşkumuz, şevkimiz. Aylar öncesinden başlamıştı tatlı hazırlıklar yine. Rüyalarımızda bile okuma programı ile ilgili bir takım işleri hallediyorduk. 7/24 faaliyette olan organize ekibimizde en küçük meseleleri dahi konuşuyor, fikirlerimizi ve heyecanımızı paylaştıkça şevke geliyorduk. Kayserililerin bir tabiri var ki hevesli hevesli bir yere gitmeyi anlatır; “kopa kopa gitmek”. Biz de kopa kopa KOP’a gidiyorduk. Risale-i Nurlar’ın doğduğu beldeye, “hiçbir taşı toprağı yoktur ki Üstadımızın ayağı değmemiş olsun” denilen mekâna, Üstadımızın “Yıldız Sarayı’na değişmem” diye anlam atfettiği dağa, taşa, toprağa; Barla’ya gidiyorduk. Biz heyecanlı olmayacaktık da kim heyecanlı olacaktı? Her okuma programına gidişlerde heyecanımız dorukta olan bizler, yine yerimizde duramaz olmuştuk.

Bu tür programlarda baki dostlarla edilen muhabbet, okunan Risale-i Nur’un tadını hiçbir gezi, hiçbir macera vermiyordu, bunu hakkalyakîn müşahede etmiştik bir kere. Türkiye’nin farklı yerlerinden kardeşlerle bir arada olmak, aynı sofraya oturmak, aynı safta yer almak çok samimî bir duygu. Sabah namazına Yokuşbaşı Camii’ne gidip cemaatle namaz kılıp, (ne yazık ki başka camilerde bulamadığımız) sabah namazı tesbihatını ve sabah dersini dinlemek, sonrasında 11. Söz’ün yazıldığı mekâna; Karakavak’a çıkmak, Üstadımızın evinde,

Cennet bahçesinde okuma yapmak, sabah ve akşam seminerleri, kavram dersleri, gecelerden sabahlara kadar çay eşliğinde muhabbet bizim için paha biçilmezdi. 24 saat az gelmiş, adeta uyumaz, yeri gelir nöbetleşe uyur olmuştuk. Rabbim tekrarını cemalî surette nasip eylesin. Bu programda emeği geçen bütün kardeşlerimden Allah razı olsun. Rabbim iştiyakımızı daim eylesin, bizi her daim bu hizmetin bir hadimi kılsın. Bilhassa Yeni Asya Vakfı Barla Sosyal Tesisleri ile ilgilenen Ahmed Demirdöğmez abimiz ve kıymetli eşi Nurhan Demirdöğmez ablamızdan da Rabbim ebeden razı olsun. Bize her daim destek oldular. KOP ile, fanî ömrümüze bakî yaşanmışlıklar kattık, hamdolsun.

Şebnem Zengin/ KAYSERİ ESKİ(MEYEN)

***

Kayseri’de dershane hayatı yaşamak benim için müthiş bir nimetti. Orda yapılan dersler, programlar, muhabbet ve uhuvvet ortamları unutulmuyor. Mezun olup başka mahallerde bulunsak da kardeşlerimizle toplanıp akd-i uhuvvet etmeye ciddî ihtiyacımız oluyor. Kayseri eskimeyen talebeler okuma programları (KOP) bu ihtiyacımızı karşılamak için müthiş bir fırsat. Bu yaz ilk Medrese-i Nuriye olan Barla’da programımızı tamamladık. Programda heybemizi kardeşlerimizle yaptığımız uzun dersler, sohbet ve muhabbetler, güzel tevafuklar, yeni arkadaşlıklar, bol tefekkür, hizmet planları ve daha pek çok güzelliklerle doldurduk. Bütün organizasyon ekibine, Demirdöğmez ailesine ve aşçımız Necati Doğan Ağabeyimize çok teşekkür ediyorum. KOP’un nicelerinin başka Nur menzillerinde yapılması duâsıyla. Allah ebeden razı olsun.

Merve /KAYSERİ ESKİ(MEYEN)

***

Programa Kıbrıs’tan katılıyorum. Katıldığım ilk okuma programında, çok güzel geçen 4 günün ardından programın son gününde evimden ayrılıyormuş hissine kapıldım. Programda maddî, manevî emeği geçen herkese teşekkür eder, bu gibi birlikteliklerin tekrar olmasını ve daim olmasını Cenâb-ı Hak’tan niyaz ederim. 

Meslihan Çetin/KIBRIS

Okunma Sayısı: 915
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı