"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Eflatun (Platon) (m.ö. 427-347)

27 Kasım 2016, Pazar
“Filozofların önemli bir kısmı inkâr batağına saplanırken, kurtulabilen yüzde birlik dilimin içinde yer alan ve Risale-i Nur’da ehl-i necat olarak geçen Eflatun”1 aynı zamanda bu kurtuluş için kensinden sonraki filozofları da etkilemiştir.

Platon, bilgi sorununu değerlendirirken, iki tür bilgiden söz eder. Birincisi Doxa, yani yanlış ya da yanılsamalı bilgi, ki bunlar kesin olmayan bilgilerdir. İkincisi Episteme, yani doğru bilgi. Buna göre, duyu organlarıyla algılanan dünya, episteme ise dünyanın akılla kavranılmasıdır. 2

Platon’un ünlü İdealar Kuramı bu episteme anlayışından doğmuştur. İdealar; Adalet, İyilik ve Güzellik vb. değişmeyen varlıklardır.

“İdea, birliği olan, kendi kendisiyle hep aynı kalan şeydir. Buna karşılık, meydana gelen, boyuna değişip yok olan nesneler idealardan, ancak pay alırlar ve ancak ideaya, bu gerçek varlığa katılmaları, bundan pay almaları yüzünden belli bir şey olurlar. İdealar bakımından görüldükte ise, bağlantı “bulunma”dır: İdea tek nesneye girer, onda bulunmasıyla nesneye varlığını, niteliklerini, ölçü ve orantılarını kazandırır” 3

Platon’un bu varoluş süreci acaba atomların kendi kendine hareketleri ile mi olur? Bu varoluşun kendi kendine olamayacağı Risale-i Nur’da 23. Lem’a’da şöyle icazlı ve i’cazlı şeklinde kendini bulur:

… Ey muannid münkir! Senin enaniyetin seni o kadar ahmaklaştırmış ki, yüz muhali birden kabul etmeyi, bir derece hükmediyorsun. Çünki sen mevcudsun. Ve basit bir madde ve câmid ve tegayyürsüz değilsin. Belki, daima teceddüdde olarak, gâyet muntazam bir makine ve harika ve daima tahavvülde bir saray gibisin. Senin vücudunda her vakit zerreler çalışıyorlar. Senin vücudun kâinatla, hususan rızık münasebetiyle, hususan beka-i nev’i itibariyle alâkadar ve alış verişi vardır. Senin vücudunda çalışan zerreler, o münasebatı bozmamak ve o alâkadarlığı kırmamak için dikkat ediyorlar. Öylece ihtiyatla ayaklarını atıyorlar. Güya bütün kâinata bakıyorlar. Senin münasebatını kâinatta görüp öyle vaziyet alıyorlar. (...) Senin gibi bu mes’elelerde zerre kadar aklı olmayanın bir zerresine bin Eflatun kadar bir ilim ve şuur vermek, bin derece divanece bir hurafeciliktir!”

Dipnotlar:

1.http://www.saidnursi.de/eflatun-platon-mo27-347

2.ttps://tr.wikipedia.org/wiki/Episteme

3. http://www.etutodasi.net/konu/platonun-varlik-felsefesi-ve-varlik-anlayisi.41939/

Aşkın Doğan / mantarrr_89@hotmail.com

Okunma Sayısı: 238
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı