"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gençler gazetemize hayatlarının bir parçası gibi sahip çıksınlar

01 Ekim 2017, Pazar
Bu hafta da, Malatya’nın kahraman Nurcularından, gazetemiz yazarlarından Hüseyin Gültekin’in kardeşi Mustafa Gültekin ile bir röportaj yapalım dedik.

Mustafa Ağabey de sağ olsun bizi kırmadı. Yaşadıklarını, hayat tecrübelerini ve düşüncelerini bizimle paylaştı. Biz de siz değerli okuyucularla paylaşıyoruz. 

Mustafa Ağabey, sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Bendeniz, 1959 yılında Adıyaman’a bağlı Çelikhan ilçesinde dünyaya geldim. 1972 yılında İlkokulu Çelikhan’da bitirdim. 1979 yılına kadar Malatya’da çırak terzilik yaptım, bu arada askere gittim. Askerlik dönüşünde Çelikhan’da usta terzi olarak devam ettim. 2006 yılında BAĞ-KUR’dan emekli oldum. İki kız, üç erkek beş çocuk babasıyım. Şu anda Çelikhan’da kuyumculuk yapıyorum. Çelikhan Kızılay Şube Başkan Yardımcısıyım.

Mustafa Bey, bir esnaf olarak Risale-i Nur eserleri sosyal hayatınıza nasıl bir yön vermiş, anlatır mısınız? 

İlk önce Risale-i Nurlar’ı nasıl tanıdım, bununla başlamak istiyorum. 1969 Yılında Çelikhan’da dershane yoktu. Bir İlkokul talebesi iken büyüklerimizle birlikte camiye giderdim. İlçenin müftüsü, cami hocaları ve esnaflardan oluşan cemaat her gün yatsı namazından sonra camide Risale-i Nur’dan ders yapıyordu. İşte ben o zaman Risale-i Nurlar’la müşerref oldum. Yüksek bir şerefe nail oldum, çok bahtiyarım.  

Allah razı olsun, Hüseyin Gültekin Ağabeyim öğretmen olduğu için sürekli küçük Risalelerden bana alırdı, okuyup bitirdikten sonra daha başka Risaleler onu takip ederdi ve Risale-i Nurlar bundan sonraki süreçte hayatımın vazgeçilmez bir parçası oldu. Cenâb-ı Hakk’a hamdolsun ailemde bereket, işlerimde de suhulet ve kolaylık oldu. Bu güne kadar maişet derdi çekmedim.

Bu gün Türkiye’de ve komşu İslâm ülkelerinde cereyan eden hadiselere bakılırsa Bediüzzaman Said Nursî’nin nazarı ile önleyici tedbirleri nasıl sıralayabilirsin? 

Türkiye’de ve komşu İslâm ülkelerinde cereyan eden iç ve dış olaylar asrımızın hastalığı olan fitne,  fesat ve bozgunculuktur. Bu hastalıkların yegâne çaresi olan Risale-i Nurlar’a kulak verilseydi inanıyorum ki bugünkü acımasız hadiseler böylesine bu boyutta cereyan etmeyecekti. Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, Şark’ta bir üniversite kurulsun din ve fen ilimleri beraber okutulsun ve bundan dolayı cehalet kalksın, cehaletin kalkması ile birlikte İslâm âleminin arasında muhabbet ve uhuvvetin doğacağını, hatta Cemahir-i müttefika-i İslâmi’ye kurulması ile ekonomi yönünde de bir güç doğacağını vurgu yapmıştır. İşte çare ve çözüm bu olsa gerek.

1911 yılında Şam, Emevi Camii’nde okunan hutbede dünyanın her tarafında bulunan Müslümanlar arasında İslâm kardeşliği üzerinde ısrarla durmuş, dinimizde menfi milliyetçiliğin ve kavmiyetçiliğin yeri olmadığını önemle beyan etmiş. 

Amma ne yazık ki, bu reçeteye uyulmadı ve neticede de görüldüğü üzere İslâm ülkelerinin tamamı ecnebilerin oyuncağı haline gelmiş ve kardeş kavgası olarak başımıza bir felâket çökertmiştir.

Risale-i Nur hizmetlerinde taalluk eden bir iki hatıranızı anlatır mısınız?

Bu uzun süre zarfında birçok hatıralarım oldu, ama bir iki tanesini inşaallah şevke medar olur diye nakledeyim. 

Risale-i Nurlar’ı ilk tanıdığım yıllar henüz çocuk yaşta idim. Dershane için ufak bir yer kiralanmıştı, dersler haftanın her günü yapılırdı. Her gün ben gider kapıyı açar çayı yapardım. Yine bir akşam yemeğinden sonra dershaneye gitmek için ayağa kalktım, rahmetli babam büyük ağabeylere göre yaşım küçük olduğu için sen onların emsali değilsin gitme dedi. Ben de üzüntüden dolayı oturdum ve babam evden çıkınca derhal dershaneye koştum, derse yetiştim. 

İşte o gece ki haleti bir türlü unutamıyorum. Mümkün mertebe çocukları daha küçük yaşta iken dershaneye götürüp, o muazzam havayı o yaşlarda onlara teneffüs ettirmek lâzım. Asrın müellifi Bediüzzaman, “Şer’an yedi yaşına gelen bir çocuğa namaz gibi farzlara, peder ve valideleri onları alıştırmak için teşvikkârane emretmek ve on yaşına girse şiddetle namazı kıldırmak ve alıştırmak şeriatta var” demiş. 

Keza başka bir yerde mealen, çocuk büyüdüğü zaman bir gayrımüslim’in çocuğuna imanı ders vermek, onu eğitmek ne kadar zor ise, büyümüş bir Müslüman çocuğu sonradan eğitmekte öyle zordur. Bundan dolayı çocuk küçükken dinini öğrenmelidir.

Başka bir hatıramda şöyle: Malatya’da terzi çırağı olarak çalışırken medresede kalıyordum. Yaz aylarıydı dershanede kalan talebeler tatile gittikleri için dershanede yalnız kalıyordum. Talebe kardeşlerden bir tanesi bir iki dersten kalmış, o derslerden sınava girmek için misafir olarak dershanede beraber kalıyorduk.

Gece saat 12 gibi kapı çalındı baktım ki, iki genç, “filanca abi bizi gönderdi, dershaneyi hemen terk etmeniz lâzım.” dediler.

Kardeşim, hayırdır, suçumuz nedir? dedim. 

Suçunuz dershaneye izinsiz misafir yatırmışsın. Misafir de geçmişte dershanede kalan bir öğrenciydi. Bir mana veremedik o gece otele gitmek zorunda kaldık, bir daha da bizi dershaneye almadılar. 

Amma bu durumlar asla beni dâvâmdan, hizmetimden ve gazetemden soğutmadı, çünkü bu hizmet kimsenin malı değil, bu kutsî dâvâya inananlar, şahs-ı manevinin birer azaları hükmündedirler. Kim kimi bu hizmetten atabilir? Cenâbı Hak bizleri istikametten ayırmasın, diyorum.

Mustafa Bey, Risale-i Nur dairesinde bulunan gençlerimize vermek istediğin son bir mesajın varsa alayım.

Ben âcizane genç kardeşlerime şunu söylemek isterim. Yaklaşık 45 yıldır bu ulvî ve yüce hizmeti tanıdığım gün nasıl tanıdıysam bu gün de aynı minval üzere devam ediyorum. Bu şevkle kardeşlerim de ömür boyu hizmette fütur etmesinler. Risale-i Nurlar’ı okusunlar, gene okusunlar, gene de okusunlar…

Risale-i Nurlar’ı hayatlarında tatbik etsinler, lisan-ı kal ne diyorsa,  lisan-ı hâlleri ile öyle yaşasınlar. Sosyal ve içtimaî hayat içinde bir Nur Talebesi olduklarını unutmasınlar. Daima örnek bir Nur Talebesi olarak hizmet etsinler. Yeni Asya Gazetesi Risale-i Nurlar’ın naşir-i efkârıdır. Gazetemize hayatımızın vazgeçilmez bir parçası gibi sahip çıksınlar…

Bu hizmete gönül vermiş bütün ağabey ve kardeşlerime binler selâm ve duâ ediyorum.

Okunma Sayısı: 753
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı