"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Çay bizi, biz de çayı çok sevdik

Emin Fırat
06 Ağustos 2017, Pazar
Çayın hayatımızda müstesna bir yeri vardır.

Milâttan önce iki binli yıllarda Çin’de bazı hastalıkları tedavi etmek amacıyla kullanılmıştır. Ancak içilmeye M.Ö 10. Yüzyılda başlanmıştır. İlk önce uzak doğu ülkelerinde içilmeye başlanan çay, 18.Yüzyılda Portekiz’li tüccarlar tarafından keşfedilmesiyle Avrupa’ya götürülmüş, başta İngiltere olmak üzere yaygın olarak içilmeye başlanmıştır. 

Türkler ilk defa çayla 12. Yüzyılda tanışır. Kaynaklarda, ilk çay içen Türk’ün Hoca Ahmet Yesevi olduğu yazılır.  

Osmanlı’nın çayla tanışması, Abdülhamid dönemine dayanır. Getirilen çay fidanları Bursa’da ekilmiş, ancak iklim uygun olmadığı için tutmamıştır. 1924 yılında getirilen çay fidanlarının Rize’ye dikilmesiyle çay bizde de severek içilmeye başlanmıştır. Kahvenin ülkemizde yetişmemesi ve çok pahalı olması dolayısıyla, çay yaygın bir içecek haline gelmiştir. Böylece kırk yıl hatırı olan kahvenin yanı sıra, bir hatırlı içeceğimiz daha olmuştur. 

Çay hayatımızın her aşamasında yer aldı. İnsanları çayla tanıdık. “Adam dediğin çay gibi demlenmiş olmalı. Öyle sallama olmamalı” diyerek, çayla yaptık adam olmanın tarifini. Dostlukları çayla kurduk. Misafirlerimiz ne kadar yemekle ağırlansa da, çayla ancak memnun ettik. ”Bir çay bile içirmedi” demesinler diye, çok dikkatli davrandık. Çok sevdik çayın rengini, kokusunu sıcaklığını... 

Onunla ısıttık içimizi gecelerin ayazında. Bir bardak çayla girdik kırılmış gönüllere. Hiçbir içecek tutmadı, sıcacık bir bardak çayın yerini. Çaylar yetişti zorda kaldığımızda imdadımıza. Çayla fethettik kırılmış mahzun gönülleri. 

Bazen koyu bazen açık oldu rengi. Bazen şekerli bazen şekersiz. Ama hiçbir zaman vazgeçmedik ondan. İçtikçe içtik bıkmadan. İkram edildiğinde hayır diyemedik. Çay kendi bardağında mutlu oldu. Biz o bardaklarda aldık çayın tadını. 

Aşıklar,  “geleydin bir çay içimi, sen çay dökerdin ben de içimi” diyerek çağırdı hasretle sevdiklerini. ”Gönül ne çay ister ne çayhane, gönül sohbet ister çay bahane” diyerek yaptık dostlarımıza dâvetlerimizi. “Çaycı getir ilâç kokulu çaydan, dakika düşelim senelik paydan” diyen Necip Fazıl’ın dizeleriyle teselli buldu zindanda gün sayanlar.

Öyle bir alıştık ki ona, nasıl olması gerektiğini söyledi tiryakiler mısralarında: 

“Çay kadehte dide-i efruz olmalı

 Lebriz ü lebreng Lebsuz olmalı”

(Yani çay tortusuz göz yaşı berraklığında, dudak renginde, dudak yakıcı, ağzına kadar dolu olmalı.)

Çay, derslerin, sohbetlerin ve muhabbetlerin vazgeçilmezi oldu. Yanına ne koyarsanız koyun, hiçbirini reddetmedi. Bazen bir bisküvi, bazen kuruyemiş, bazen de tatlılar eşlik etti ona. Zor günlerin dostu simit, çayla beraber giderdi, yokluk günlerinde açlığımızı. 

Çayla başladık bazen her şeye. Bazen de çayla bitirdik. Çok çalıştık, taze demlenmiş çayla gitti bütün yorgunluğumuz.

Hatıralarımız da yer aldı çoğu kez. Sevdiklerimizle çekindiğimiz fotoğraflarda, o da vardı yanımızda. Hem de resmin tam ortasında. 

Çaya dair ne varsa yanında, bardağı, kaşığı, tabağı, tepsisi, hep itibar gördü. Dantellerle süsleyip özenle yerleştirdik dolabımızın bir köşesine. ”Benim çayımı şu bardağa koyun.” diyerek istedik çaylarımızı. Çay bizim tutkumuz oldu.

Öyle bir yer aldı ki hayatımızda, ne o bizden vazgeçti, ne de biz ondan vazgeçtik. Çay  bizi, bizde çayı çok sevdik.

Okunma Sayısı: 1496
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı