"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Doğu ve Batı toplumlarında biat kültürü

Emin Fırat
28 Temmuz 2018, Cumartesi
Biat, birinin egemenliğini tanımak, kabul etmek ya da bağlanmak demektir. İslâm literatüründe, Müslümanların devleti yönetenlerin (hükümdarların) hükümlerine bağlılık göstermesi, itaat etmesi olarak ifade edilebilir.

Biat kültürü her ne kadar bütün toplumlarda görülmüş olsa da, doğu ve batı toplumları arasında, özellikle de İslâm âlemi ile Batı arasında belirgin bir farklılık arz eder. 

İslâm’ın özünde itaat önemlidir. İnancımıza göre hiçbir Müslüman başıboş değildir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’in birçok yerinde, Allah (cc) ve Resulüne (asm) itaat emredilmektedir. 

“Allah’a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin.”1  

“Ey İman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere itaat edin ve sizden olan idarecilere de itaat edin. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız onu Allah ve Rasulün’e arz edin. Bu daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.”2

Biat İslâm âleminde dini bir emir olarak telâkki edilmiş, güç ve otoritenin egemen olmasıyla birlikte, siyasî bir bağlılığa dönüşmüştür. Devleti yöneten otoriter yapılar, devletin bekası, toplumsal huzur ve barışın sağlanabilmesi ve sair bazı sebeplerden dolayı, devlete ve yönetenlere karşı kayıtsız ve şartsız biat edilmesi hususunda bilinç altında toplumsal algı oluşturarak, Kur’ân’da ifade edilen mânanın dışına çıkılmıştır. 

Yazılı olmayan ve sözlü bir bağlılık sözleşmesi olarak da tanımlayabileceğimiz biat, sadece yöneten ve yönetilenler arasında güçlü bir bağ olarak kalmamış, her türlü siyasî, dinî ve sivil toplum örgütlenmeleri içerisinde egemen unsur olarak kabul görmüştür. Bilhassa dinî yapılanmalarda bunun müşahhas misallerini görmek mümkündür. 

İslâm’da önemli bir yeri olan biat, her ne kadar güçlü bir bağlılık ve itaat olarak ifade edilmiş olsa da, kesinlikle kayıtsız şartsız, körü körüne bir bağlılık ve teslimiyeti ifade etmez. Nitekim bu hususla alâkalı olarak, Peygamber Efendimiz (asm) bir hadisi şeriflerinde, “Allah’a isyan olan bir konuda hiç kimseye itaat edilmez. İtaat ancak ma’ruftadır, yani dinin ve aklın güzel gördüğü işlerdedir “3 diyerek, biat kültürüne açıklık getirmektedir. 

Asr-ı Saadette Akabe Biatları olarak geçen hadiselere baktığımızda, nelere biat edilmesi gerektiğine dair net misaller görmek mümkündür. 

Milâdi 621 yılında Peygamber Efendimiz (asm) Medineli altı kişilik bir kabile üyesi ile buluşur. Onlara İslâm’ı anlatır ve Müslüman olurlar. Bir yıl sonra da Evs ve Hazrec gibi iki büyük kabileden on iki kişiyle Akabe’de gizlice buluşur ve İslâm’a dâvet ederek Müslüman olmalarını sağlar. Allah’a hiçbir şeyi eş koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, kız çocuklarını öldürmemek, kimseye iftira etmemek” gibi cahiliye döneminden kalma birçok şeyi yapmayacaklarına dair Efendimiz’e (asm) söz vererek biat ederler. Bu “Birinci Akabe Biatı”dır.   

Daha sonra bunları duyanlar da Peygamber Efendimiz (asm) ile (asm) görüşme talebinde bulunarak Müslüman olmak isterler. Bir süre sonra, ikisi kadın yetmiş beş kişilik bir grup, Peygamber Efendimiz (asm) ile Akabe’de gizlice buluşurlar. Yine benzer konularda söz vererek anlaşır ve Peygamber Efendimiz’e (asm) biat ederler. Bu hadise “İkinci Akabe Biatı” olarak tarihe geçer. 

Akabe Biatları’nın amacı, insanları cahiliye döneminden kalma çirkin alışkanlıklardan kurtarmak, toplumda asayiş, emniyet ve barışı sağlayarak huzur ortamını tesis etmektir. En önemlisi de İslâm’ı tebliğ edip Müslüman olmalarını sağlamaktır. Burada körü körüne bir bağlılık mevzu bahis değildir.

1215 yılında İngiliz kralının “Magna Carta” olarak isimlendirilen bir ferman ile halka karşı bazı hak ve özgürlüklerin tanınması ve kralın yetkilerini kısıtlaması Batı dünyasında önemli bir dönüm noktası olmuştur. Şahsî hak ve hürriyetlerden taviz verilmemiştir. Bu sebepten dolayı Batının bütün anayasal düzenlemelerinde “Magna Carta” önemli bir rol oynamıştır.

Sanayi devriminden sonra, Avrupa’da hızla yayılan demokrasi ve cumhuriyet rüzgârı ile birlikte, toplum ve kişilerin hayatında köklü değişiklikler meydana gelmiştir. Artık toplumda şahıslar biat etmek yerine sorgulamaya eleştirmeye ve düşünmeye başlamışlardır. Avrupa’da reform ve Rönesanslarla başlayan değişimler, demokrasi ve cumhuriyetle noktalanmış, akıl ve düşünme ön plana çıkarak, kişi hak ve hürriyetleri yasalarla koruma altına alınmıştır. Demokrasi ile yönetilen toplumlarda, şahsî hakların korunması ile birlikte biat kültürü toplumsal kabulün en zayıf halkası haline gelmiştir. 

Avrupa’da bu gelişmeler olurken, Osmanlı’da padişah mülkün tek sahibidir. Bir bakıma her şey halife-i ruyi zemin olan padişaha aittir. Böyle olunca tebaa ona tabi olmak ve biat etmek mecburiyetindedir. Bunun aksini düşünmek hele de sorgulayıp eleştirmek mümkün değildir. Diğer İslâm ülkelerinde de, her ne kadar ülke isimlerinin başında cumhuriyet, demokrasi gibi kelimeler bulunmuş olsa da maalesef durum bundan farklı değildir. 

İslâm toplumlarında biat hususunda hep ilâhî bir mecburiyet aranmıştır. Ulul emre itaat, zamanla siyasî bir takım mülâhazalarla kayıtsız şartsız bir bağlılığa dönüşmüş ve duygular aklın önüne geçmiştir. Oysa biat, Kur’ân’a ve Peygamber Efendimiz (asm) gösterilmesi gereken itaattır.

Dipnotlar:

1- Al-i İmran 132.   

2- Nisa 59.

3- Müslim.

Okunma Sayısı: 870
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı