"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın

Emin Fırat
14 Eylül 2018, Cuma
Devlet ve millet kavramları en çok tartışılan konulardan birisidir.

Devlet dediğimiz şey, milletin bir araya gelerek meydana getirdiği birlikteliktir. Devletin varlığı, milletin yaşaması ve güçlü olmasına bağlıdır. Şeyh Edebali’ nin Osmangazi’ye söylediği gibi “Ey oğul! İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.”

Devlet millete hizmet etmekle mükelleftir. Devlet millet için vardır. Millet güçlü olursa devlet güçlü olur. Nasıl ki bir canlının yaşayabilmesi için kana ihtiyacı vardır, aynen öyle de, devletin de yaşayabilmesi için millete ihtiyacı vardır. Canlılar bağışıklık sistemi güçlü olursa sağlıklı yasayabilir. Devletin de dimdik ayakta durabilmesi ve güçlü olabilmesi, milletin güçlü, sağlıklı olmasına bağlıdır.

Millet, devletin bekası, toplumsal barış ve huzuru, haklı veya haksız diğer sair sebeplerden ötürü, zaman zaman, devletin sert otoriter ve bazen de acımasız yüzüyle karşı karşıya kalabilir. Ancak her ne sebeple olursa olsun millet, her daim devletin şefkatli ve merhametli yüzünü görmek ister. Bu nedenle devleti yönetenler, devleti temsil edenler, devlet adına çalışanlar vs... hepsi millete hizmet etmekle mükellef olduklarını unutmamalı. Millete, devletin otoriter ve sert yüzünden ziyade, şefkatli, merhametli ve güler yüzünü göstermeliler.

Bu düşünceyle devlet hizmetinde bulunanlar, her zaman milletin gönlüne girmiş ve takdirini kazanmıştır. Geçmişte az da olsa, devletten ziyade, milletin adamı diyebileceğimiz, mümtaz şahsiyetleri görmek mümkündür. Mesela idam edilmesiyle birlikte, bir milleti yıllarca çok büyük acılara sevk eden ve milletin gönlünde müstesna bir yeri olan eski Başbakanlarımızdan rahmetli Adnan Menderes. yine şüpheli bir trafik kazasında Hakkın rahmetine kavuşan eski valilerimizden Recep Yazıcıoğlu. Misalleri çoğaltmak mümkündür.

Bu millet sevdalısı şahsiyetler görev yaptıkları süre içerisinde, devletin şefkat ve merhametli yüzünü göstermiş, Hakkın ve halkın yanında yer almış, onların teveccühünü kazanmış ve milletin gönlünde taht kurmuşlardır.

İşte devletin resmi ve fakat milletin asli valisi, devletin adamı değil milletin adamı diyebileceğimiz ve “Biz hizmet makamıyız, naz makamı değiliz” diyen, Recep Yazıcıoğlu ile ilgili bir hatıra.

Gümüşhaneli muhtarın kızının evi, Erzincan depreminde yıkılınca, muhtar devletin deprem mağdurlarına vereceği evi almak için kızı ile birlikte Erzincan valiliğine gider. Öğle arası olduğu için ellerinde evraklar beklemeye başlarlar. Bu arada kot pantolonlu, yakası açık gömlekli biri gelir.

- “ Amca buyur” der

Muhtar derdini anlatır. Kot pantolonlu adam evrakları alır bir odaya gider, bir kaşe basar, diğer odaya gider başka bir evrak alır, doldurur, deftere kaydeder. Son olarak “Valilik” yazan odaya girip çekmeceden mührü alarak kâğıtlara basar ve muhtardan da imzalamasını ister. Muhtar, biraz da çekinerek,

- Yeğenim çok sağol ama vali bey sana kızmasın.

- Yok amca kızmaz.

- Sağ ol yavrum, adın nedir senin?

- Recep benim adım amca.

- Yoksa sen vali Recep Yazıcıoğlu musun?

- He ya…

“Kim kutsal devlet diyorsa, kutsal değerlere küfür ediyordur. Devletin kutsalı olmaz. Kutsal olan insandır, millettir, duygudur. Üç-beş kişinin bir araya gelip kurduğu yönetim organizasyonunun adı olan devletin nesi kutsal.” 

(R. Yazıcıoğlu)

Okunma Sayısı: 958
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı