"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

OHAL ve adalet-i mahza

Emin Fırat
01 Kasım 2017, Çarşamba
Olağanüstü hal, tabiî afet, tehlikeli salgın hastalıklar, ağır ekonomik bunalımlar, kamu düzeninin bozulması, anayasal düzen ile temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet olaylarının artması durumunda devletin başvurduğu olağan dışı idarî bir yönetim şeklidir.

OHAL’in ilân edilmesindeki amaç, söz konusu sıkıntıların, alınacak tedbirlerle  bertaraf edilerek,  ülkenin bir an önce olağan hale getirilmesidir.

OHAL ilân edildikten sonra, temel hak ve hürriyetler ihlâl edilmemeli, keyfi uygulamalar yapılmamalıdır. Uluslar arası hukuktan doğan yükümlülükler yerine getirilmeli ve uygulamalar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olmamalıdır. 

OHAL uzun süreli olmamalıdır. Uzun süreli OHAL uygulamaları sıkıntıları çözmekten ziyade, sorunları daha da arttırabilir. Hele de OHAL’in ısrarla devam edilerek sürdürülmesi, toplumsal barışı bozarak, mağduriyetlerin daha da artmasına sebep olabilir. Bu da telâfisi mümkün olmayan sonuçlar meydana getirebilir. 

Anayasamızın 12. maddesinde “herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez, temel hak ve hürriyetlere sahiptir” denilmesine rağmen, ülkemizde bir yıldan fazladır uygulanan OHAL, çıkarılan kanun hükmündeki kararnamelerle birlikte, endişe verici hak ihlâllerine sebep olmaktadır. Özellikle kişi hak ve hürriyetlerinde çok ciddî ihlâller yapılmaktadır. 

Yüzbinlerce kamu görevlisinin soruşturma yapılmadan, yargılanmadan, sorgusuz sualsiz görevlerinden ihraç edilmesi, on yedi bin kadının, bine yakın bebek ve çocuklarıyla birlikte, toplamda yüzbine yakın insanın terör örgütü üyesi veya yöneticisi olması şüphesiyle, tutuklanıp cezaevlerine konulması, temel insan hak ve hürriyetleri ile bağdaşmamaktadır.

Ayrıca mülkiyet hakkının ihlâl edilerek, birçok kişinin mallarına ve paralarına el konulması, şirketlere kayyum atanarak ellerinden alınması, adalet ve demokrasiden söz edilen bir ülkede, olmaması gereken uygulamalardır.

Bugün ülkemizde uygulanan olağanüstü hal ile birlikte, suçun şahsîliği ilkesi, masumiyet karinesi ve beraat-i zimmet düsturu gibi ilkeler göz ardı edilerek, hukuk kuralları çiğnenmektedir.

Hukuka aykırı bu uygulamalardan bütün aile fertleri de nasibini alarak cezalandırılmaktadır. En çok acıyı da büyüklerden ziyade çocuklar çekmektedir. 

İhraç edilen ya da cezaevine konulan kişiler, aileleri ile birlikte cezalandırılıp itibarsızlaştırılmaktadır. Toplumdan soyutlanarak adeta sivil ölüme mahkûm edilmektedirler. 

Binaenaleyh yapılan bu hukuksuz uygulamalarla, devletin ileride çok ciddî ekonomik yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceği, birçok hukukçu tarafından dile getirilmektedir. 

Nur Ener tarafından derlenen ve Yeni Asya Gazetesi tarafından yayınlanan “Üç Dal Papatya” isimli kitap da, yüreklerimizi yakan acı dolu hikâyelerden bazılarını görmek mümkündür.

Daha fazla mağduriyetlerin olmaması ve halk arasında giderek artan kutuplaşmanın önlenebilmesi için, bir an önce hukuka dönülmeli. Mağduriyetler ortadan kaldırılarak toplumsal barış ve huzur sağlanmalıdır. 

Olağanüstü halden kurtulup bir an önce olağan hale gelinmelidir. Bunun da tek yolu, Üstad’ın da önem ve ısrarla üzerinde durduğu, gerçek adalet olan adalet-i mahza, yani mutlak adaleti uygulamaktır.

Okunma Sayısı: 2454
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • murat dağ

    1.11.2017 00:32:35

    Daha fazla mağduriyetlerin olmaması ve halk arasında giderek artan kutuplaşmanın önlenebilmesi için, bir an önce hukuka dönülmeli. Mağduriyetler ortadan kaldırılarak toplumsal barış ve huzur sağlanmalıdır. HAKKIN YANINDA OLAN YENİ ASYA DAN ALLAH RAZI OLSUN

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı