"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nasıl bir yüzyıla girdik? - 2

17 Ağustos 2018, Cuma
Sür’atle değişen teknoloji...

Teknik Değişiyor

Tabiattaki diğer varlıkları ve tabiatın yaratıcısını göz ardı eden bilimin ürettiği teknik, insanlığı büyük bir felâketin eşiğine getirdi. Günümüzün kıyamet senaryolarının ardında bilimin ürettiği tekniğin önemli bir yeri var. Ne yazık ki, modern bilim sayesinde yeryüzünün hayata imkân tanıma süresini kısaltmış bulunuyoruz.

Dinlere alternatif olma iddiasıyla ortaya çıkan modern bilim, insan merkezli, bencil ve diğerlerini tahrip edici bir psikolojinin ürünü olan işleyiş biçimleri üretti. Allah’a meydan okumaya kalkışma, tabiata meydan okumaya kalkışma iddiasını beraberinde getirdi. Böylesine tahrip edici bir insan aklına dayanan bilim kullanıldığında üretilen teknik, son derece tahrip edici olacaktı ve oldu da.

Üretilen modern cihazların uzaya saldığı kloroflorakarbon (CFC) gazları Yaratıcı’nın bir kalkan olarak üzerimizi korumak üzere yarattığı atmosferi tahrip etti ve ozon tabakasını bozdu. Zehirli gazların atmosfer üzerinde sera etkisi yapmasına paralel olarak dünya iklimindeki denge değişmeye ve tüm karaları kaplamak üzere kutuplarda bekleyen buzulların sür’atle erimeye, dev nehirler halinde akmaya başlamalarına neden oldu. Hiçbir sıra dışı tabiat olayıyla yüzleşmesek bile, bundan 100 yıl sonra denizler 100 santim yükselecek ve ardından New York gibi pek çok şehir, denizlere gömülmeye mahkûm kalacaktır.

İklim bozulmalarına paralel olarak dünya çölleşmeye, dünyanın akciğerleri olan ormanlar aşırı sıcakların etkisiyle kitleler halinde yok olmaya başladı. Sun’î gübreleri ektiğimiz tarlalarda yabani hayat türleri birer birer tükendi. Uçaklarla yaptığımız ilâçlamalardan bu yana, Anadolu’nun dağlarını, taşlarını kuşatan kuşlardan ve böceklerden son 20 yıldan bu yana haber alamaz olduğumuzun, -geçmişi bilen yaşlı avcılarımız dışında- farkında değiliz. Tarih boyunca insanlık ilk defa bu yüzyılda, -iki dünya savaşına rağmen- savaşlardan daha fazla can kaybını, doğal afetler yüzünden vermiştir. Şimdi bilim adamları, önümüzdeki yüzyılı tanımlarken, “Mega Felâketler” beklediklerini yazıyorlar. Peygamberimiz de (asm) kıyamet asrını böyle tanımlamıştı zaten.

Detayda boğulmaya gerek yok: Modern bilim bugün bir gerçeği itiraf ediyor: Ürettiğimiz teknikle çevreye verdiğimiz zarar yüzünden bozulan ekolojik dengenin önümüzdeki 150 yıl içerisinde oluşturacağı ekolojik tablo insan hayatına imkân vermeyecek. Üzgünüm, bugün açıkça aynı bilim, Dünyada böyle giderse ancak 150 yıl daha yaşayabileceğimizi söylüyor. Bediüzzaman’ın Kastamonu Lâhikası’ndaki bir mektup bu konuda size ilham verecektir.

Geçen yüzyıl -sanayi/kısmen bilgi çağı- işte böylesine bir kıyameti kendimiz için hazırladığımız bir yüzyıl oldu. Ama aynı dönem, ürettiğimiz felâketin de farkına vardığımız ve yeni yüzyıla bütün yanlışlarımızı yeniden tamir etme çabası içerisinde girdiğimiz dönemdir.

Artık teknik yeniden sorgulanıyor. Çevrecilik, yükselen en büyük değer oluverdi. Nükleer yöntemler, karşı konulmaz toplumsal muhalefetlerle yüzleşmek zorunda. Çevreyi tahrip eden teknik aşağılanıyor. Denizdeki balıkları düşünmek zorunda bırakılıyoruz. Otomobillerimizin atmosfere zehirli gaz salmadan çalışmalarını temin edecek alternatif yöntemler araştırılıyor. Batı, yeni bir felsefeyi, tabiatı Yaratıcı’nın harika bir san’at eseri olarak gören, Kâinatın Sahibiyle kurulan dostluğun onun eserleriyle kurulacak dostluğu üreteceğini açıklayan Risale-i Nur’u, entelektüel düzeyde keşfetmeye hazırlanıyor. Bir zamanlar tartışmanın odağında “Batı’nın tekniğini alıp kültürünü reddetmek gerektiği” tezi yer alıyordu. Şimdi, aynı kültürde geçmişimize ait unsurlara - ahlâk - müşteri olunması gerektiği ve Batı tekniğinin aynen alınması değil, yeniden yapılandırılarak geliştirilmesine ihtiyaç bulunduğu tartışılıyor.

Türkiye bu süreçten ne yazık ki bütün Doğu toplumları gibi kopuk. Neler olup bittiğinin farkında olmak istemiyor. Çünkü bunu anlamak için Dünyaya başını çevirdiği takdirde, hâkim takımın ekonomik menfaatleri tehlikeye girecek, bu gurubun kendisini ayakta tutmak için arkasına sığındığı ideoloji -Kemalizm- çatırdayacak. Ancak Batı’yı ezip geçen bu kaçınılmaz gelecek, tüm Doğu toplumları gibi Türkiye’nin de geleceği olacaktır.

Tekniğin yaşama biçimimizi nasıl değiştirdiğini biliyorsunuz. Otomobiller, televizyonlar, buzdolapları, bilgisayarlar... Bütün bunlar oturma, konuşma, yürüme, yeme, uyuma, evlenme ve düşünme biçimimize kadar her şeyimizi kökten değiştirdi. Hayatımızı, içinde yaşadığımız teknik mekanizmanın çarklarına göre belirlemeye mecburuz. Şimdi yeni bir çarklar manzumesi oluşmak üzere ve önümüzdeki yüzyıl bu açıdan radikal değişimler yaşamamıza sebep olacak.

Hayat Kalıpları Farklılaşıyor

Bütün görünümümüz ve sosyal hareket biçimlerimiz başkalaştı. Hayret edeceğimiz şu: Aynı hızda yeni bir başkalaşmanın eşiğindeyiz ve binlerce yılda gerçekleşebilecek değişimler, gelecek yarım asır içinde hayatımızı kuşatacak.

Bu değişimlerin ön belirtilerini Batı toplumlarında izleyebiliyoruz. Son üç yıl içinde, katlanarak milyarlarca dolara ulaşan bir “self-servis ticaret kültürü” gelişti: İnternet adı verilen yeni iletişim biçimi sayesinde insanlık olağanüstü değişimler yaşıyor. İnsanlar, tarih boyunca, bu kadar kısa süre içinde zengin olma fırsatına hiç sahip olmamıştı. Elektronik bilgi (rakipsiz bir paket; oyun, yazılım vs.) üretiyorsunuz, evinizin bir köşesindeki bilgisayarınızdan bunu bir gece satışa çıkarıyorsunuz, sabah olduğunda bir milyon kişinin ürününüzü satın aldığını görüyorsunuz.

Basit: Siz sadece dosyayı hazırladınız. Etkili tanıtım sayesinde -reklam hiç bu kadar ucuz olmamıştı- dünyanın her tarafından insanlar gelip sitenizi ziyaret ettiler. Kredi kartı bilgilerini verdiler, otomatik sisteminiz paralarını hesaplarından çekti ve satın aldıkları programı elektronik postalarına otomatik olarak gönderdi. Size düşen, sadece sabah olduğunda hasılatınıza bakmak. Asırlardır var olan şirketler ayakta durmaya çalışıyorken, bizimle yaşıt olan Bill Gates tek başına kurduğu küçük bir şirketle, General Motors gibi asırlık dev şirketleri geride bırakarak Dünyanın en zengin adamı oluverdi.

Bu açıdan Batıda “eve veya internete dayalı işlerin (home-internet based businesses) hızla artan hâkimiyetini görüyoruz. Yılda 50 milyon kişi evinden para kazanmasını sağlayacak bir internet işi kurmaya girişiyor. Kimileri deniz sahillerinde eğlenirken, diz üstü bilgisayarlarıyla binlerce kilometre uzaklıktaki işlerini yönetiyor. Bir gün sabahın köründe kalkıp otobüs beklemekten ve akşam iş yorgunu olarak evinize dönmek zorunda kalmaktan kurtulmaya hazır olun.

Bu arada, gelişen bu yeni iletişim biçimi, dünyanın her yeriyle aynı evden görüntülü konferanslar yapmanıza imkân tanıyor. İlginçtir ki, bunu bilgisayar alabilecek kadar parası olan bir lise mezunu da büyük bir başarıyla yapabiliyor. Paranızın veya fizikî gücünüzün hiçbir değeri kalmadı artık. Eğer bilgiye hâkim olmanın bir yolunu bulabilirseniz, aradığınız tüm güçlere ulaşabiliyorsunuz. En ucuz ve en kolay güç kaynağı olan bilgi, artık bütün insanların önüne “eşit bir fırsat” olarak sunulmuştur kader tarafından.

Artık televizyon kanallarının size sunduğu görüntüleri izlemeye mahkûm olmayacaksınız. Dünyanın her yerindeki yayınları interaktif olarak kendi katılımınızla izleyebileceğiniz gibi, evlerden ve salonlardan yapılan canlı yayınlara iştirak edip yayını yönlendirebileceksiniz veya kendi evinizden internet ortamında bütün dünyaya televizyon yayını yapabileceksiniz. Bugün Amerikan toplumunun yaptığını, yarın sizin de yapabileceğinizden şüpheniz olmasın. Hâlâ bilgisayarsızlığın derin ıztırabında boğulmuyor musunuz?

Bir gün gazetelere, otomobillere ihtiyacımız olmayabilir. Sahalara gidip maç seyretmek yerine, kubbe altlarında toplanıp birlikte aletsiz uçuş sporları yapma pratikleri geçebilir. Bir gün mekânlar arası ışınlamayı öğrenebiliriz, ruhlar arası iletişimi (telepati) geliştirmenin kolay bir yolunu bulabiliriz. Yirminci yüzyıl, tabiatı araştırmış ve tabiatın tam sınırında ruhu keşfetmiştir; 21. yüzyılın da ruhu araştıracağını tahmin edebilirsiniz.

Bilime dayalı teknolojinin gelişmesine paralel olarak hayatın nasıl değişmeye başladığını görüyorsunuz. Bu değişimlerin yönünün ne olacağı konusunda izlenim edinmek için Alwin Toffler gibi gelecek bilimcilerin analizlerine bakabilirsiniz. Üzgünüm: Baktığımızda tüm varlığın sadece % 4’ünü görebiliyoruz. Gerisini keşfedebilmemiz, ilim öğrenme azmimize ve geniş ufuklu olmamıza bağlı olacaktır.

Artık ideolojik sembollerin ve seramonilerin sistemleri ayakta tutma fonksiyonları ortadan kalkıyor. İnsanlık devletlerinin sınırlarını aşıyor ve hemen her birey kendi coğrafyasının sınırlarının dışına taşarak uluslar arası vatandaş olabilme imkânına kavuşuyor. İnsanları daha şimdiden sanal olarak bütün dünyaya bağlayan internetin verdiği zevk, bu işin gerçek hayata yansımasını sağlayacak psikolojik ateşlemeyi yapmak üzeredir. Bundan sonra çatışmaların da yapı değiştirmeye başlayacağını, artık devletlerin veya blok halinde toplumların yerine, toplumlararası menfaat kümelerinin, fikirlerin ve inanç akımlarının çatışmaya başlayacağını görüyoruz. Yaşayacağımız bu geleceği öngören Bediüzzaman, çok erken bir dönemde, “Devletler, milletler muharebesi; tabakat-ı beşer muharebesine terk-i mevki ediyor. Zira beşer esir olmak istemediği gibi, ecîr olmak da istemez.” demiştir. Bambaşka bir yeni asır için Türkiye yeterince hazır mı?

Açık olan, toplumumuzun bu geleceğe hazırlanmaması için, topluma hâkim kesimlerin her şeyi göze aldıkları ve bizlerin bu konuda -sayısal çoğunluğumuz itibariyle- gaflet içinde yaşamaya devam ettiğimizdir. Gerçi “Uyuyan Dev” uyanıyor; zaten bu tutumumuza dünyadan kopacağımız güne kadar dayanmamız mümkündür, koptuğumuz zaman derman aramaya kalktığımızda ise kalbimiz çoktan durmuş olacaktır.

Batı elde ettiğinin ücretini ödedi, tarihi içerisinde gerildi ve çözüldü. Her çiçek, parladığı tekâmül noktasına varıncaya kadar yorucu mevsimleri yaşamak zorundadır. Sanırım önümüzde, ücretini ödemek zorunda olduğumuz ciddî bir mücadele bekliyor...

Okunma Sayısı: 1180
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı