"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Küfre yardım ve yataklık

Ersin ACAR
02 Aralık 2016, Cuma
İmanı hakkal yakin mertebesine çıkarma ve imanları takviye etme çalışmalarının geneline iman hizmeti denilir.

Dolayısıyla hizmet ediyorum tabiri, imanın cereyanında olanlar tarafından dillendirildiğinde bahsi geçen mânâ akla gelmelidir. 

Şimdilerde hizmet etme telâffuzunun altı boşaltılmaya çalışılsa da hiç olmazsa bizler, Risale-i Nur müntesibleri olarak, bu kavramı koruma derdinde olmalıyız.

Bu kısa izahattan sonra temelini doğru anladığımız binanın başka bir mevzuuna giriş yapabiliriz. Hizmet zamanların da nefsini atıl bırakmak, geri planda kalmak, tembellik etmek, bananecilik tavrı sergilemek…

Diğer bir ifade ile ücret ve mükâfat zamanlarında; yani menfaatin dağıtılma zili çaldığında en ileride olmak, “ben buradayım” demek, rekabet içerisine girmek…

Düşünün ki bu para olabilir, makam olabilir, herhangi bir lezzet olabilir...!

Bediüzzaman, bu garip hali dalâlet olarak tanımlar. Yoldan çıkmak mânâsına gelen bu ifadeyi, iman cereyanından sapmak olarak anlarsak her halde yanlış mânâ vermemiş oluruz. Temelde hizmet dediğimiz özelde farklı ef’al, akval ve ahvali içerisine alan ameli salih ve takva esaslarını barındıran bir cereyandan dalâlete sapmak, elbette ki küfür cereyanına yardım ve yataklıktır. Nitekim; bitaraf kalmak bertaraf olmak hakikati bu mânâda tezahür eder.

Peki, bu saydıklarımızla birlikte nefsin mükâfat zamanları öne atılmak istediği faydalar, dünya nimetlerinin yanında ahiret meyvelerini de kapsar mı?

Elbette! “Çok dinleyenim olsun, zevk ve keramata mazhar olayım, uhrevî makamlara namzet olayım” düşünce ve beklentileri, nefsin âcilen mükâfat arzusundan başka bir şey olmasa gerek.

Şiddetli yağmur ve fırtına zamanında sizi muhafaza etmek maksadıyla evine alan birisinden beklentileriniz, “bir iskemle versin yeter” mi yoksa “beni en başköşede ağırlasın” mı olacak?

Kezalik, iskemlenin arkalığı bulunmayan sandalye olduğunu hiç düşündük mü?

Dünya hayatı ahirette meyve ve netice verecek bir tarladır. Burada ekilenler orada biçilecek ve mânâ bulup neşvü nema verecektir. Bununla birlikte âhirete müteallik işlerde rekabet gösterilmemesi ve kadere rıza düsturu ile hareket edilmesi gerekmektedir. Kim ne derse desin, insanları değil, insanların Rabbi’nin istek ve arzularına cevap verecek bir hayat hikâyesi yazmaktır esas olan!

Hülâsa; hizmet zamanı nefisini öne atıp; ücret ve mükâfat zamanları nefsi gemlemek kemaldir ve kemale müteveccih bir hayat sürmektir. Zor olan lâkin, yapılması gereken Rabbi Rahimin talimatları dairesinde yaşamaktır. 

Okunma Sayısı: 1181
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı