"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mazlûmun ahı

Esin FİŞEK
27 Kasım 2016, Pazar
Her insanın hayatında hüzün yılı diyebileceğimiz kesitler olabilir. Bundan sonrasını bilemem Allah (cc) beterinden saklasın, ama onun için bu yıl hüzün yıl olmaya devam ediyor.

Kalbi, ruhu, aklı böyle bir acıyı hiç tatmamıştı. Günler, haftalar, hatta aylardır bu hiç değişmiyordu. Üç beş gündür daha ağır birşeyler hissediyordu. Tek sığınağı her zaman olduğu gibi yine Rabbiyle konuşmak için huzuruna varmak oluyordu. 

O gece yine imsaktan önce kalktı. Rahmetli anneciğinden kalan yamalı bir bohça vardı. Birden aklına gelmişti. Özenle sakladığı yerden çıkardı. Baktı... Baktı...

“Ah! Anam Ah!” diye iç geçirdi. “Kimbilir hangi duygularla bu yamalı bohçayı ellerinle dikmiştin?” Sarıldı ona anasına sarılır gibi. Ohhhh! Anam! Naftalin kokusunu alır gibi oldu. Yanıbaşına koydu. Namazını kıldı. Zaman mefhumu ortadan kalkmış, ruhun derece-i hayatında bir boyuttaydı sanki.

Selâm verince yanıbaşındaki anasının bohçasını gördü. Önüne içine birşeyler koyacakmış gibi yaydı. Ellerini kaldırdı semaya. “Ey benim Allah’ım! Kalbi hiç bu kadar ihtizaza gelmemişti. Tatlı bir acı hissediyordu. Acı vardı, ama merhemiyle beraberdi sanki. “Allahım! Ben sana bir söz verdim ‘bezm-i elest’te. Sen benim Rabbimsin. Açtım dünyaya gözümü. ‘Rabbin miyim? Diyorsun.’ Evet deme savaşı veriyorum. Allahım! Ben sana verdiğim sözümü tutamadım? Ondan mı bu yaşadıklarım? Ben senden başka gönlüme yar koymayacağım dedim, sözümü mü tutamadım? Bütün fâni aşklarımı bir bir söküp alıyorsun kalbimden. Allah’ım! “Sar beni, sarmala beni, Senden razı eyle, benden razı ol...” Hıçkırıyordu. Ağladı... ağladı... Annesinin bohçasına sildi gözyaşlarını. Katladı özenle, bastırdı kalbine, yerine kaldırmak için yavaşça doğrulmakta iken acı bir zil sesi duydu, kapı çalıyordu.

Telâşla kendine geldi ve hayırdır inşallah dedi. Koşarak kapıya geldi. Açmaya korkuyordu. Bismillah! dedi ve açtı.

Dört ya da beş tane polis. Sesini tok tutmaya çalışarak ‘buyurun’ dedi. Ne oldu?

-Bu evde filanca terör örgütüne mensup olduğu şüphesi olan birini tutuklamaya geldik.

Gözleri faltaşı gibi açıldı kadının, dili tutulmuştu sanki. Birşey söylemeye fırsat bulamadan polisler ayakkabılarıyla girmeye başladılar içeriye. Sesinin olanca gürlüğüyle: 

-”Bir dakika!” diye bağırdı. “Ayakkabılarınızı çıkarın, namaz kılıyoruz!” İstemeyerek çıkardılar. Bir taraftan da, 

-Şehitlerin kanı yerde kalmayacak, herkese yaptığının hesabı sorulacak, diye söyleniyordu bir tanesi. Bir yay gibi gerildi kadın. Kükremiş bir kaplana benziyordu. 

-Sen ne diyorsun beyefendi! Beni kessen din, iman, vatan, bayrak, millet yazar fışkıran kanlarım! Ve ben bunlar için ölürken sen daha doğmamıştın! Şehitler benim şehidim! Ne demek istiyorsun? Ne şüphesi? Delilin ne?

Polis bir adım geri attı. 

-Korkacak birşey yok teyze, sadece şüphe, biz de vazifemizi yapıyoruz, bundan birşey çıkmaz zaten dedi. Çocuklardan biri dayısını aramıştı, o sırada o da geldi. Dokunsan patlayacak bir balon gibiydi üzüntüden.

Kızını, biricik kızını götüreceğiz diyordu polisler. Annesinin gözlerinin içine baktı soran gözlerle. Annesi, 

-Biz kaderin mahkûmuyuz sevgili kızım, insanlar bizim ellerimize pıranga vururlar zulmederler; ama kader adalet eder. Demek Medrese-i Yusufiye’de kısmetin varmış, metin ol, biz kendimizden eminiz, nasılsa gerçekler birgün ortaya çıkacak.

O zamana kadar bize sabır etmek düşer. Kızı sağlam ve soğukkanlı duruyordu. Annesi, kardeşleri, dayısı, yengesi arkasından bakakaldılar. Alıp götürdüler genç kızı. Kadın sağlam durmaya çalışıyor, bu günleri de görmenin hayal kırıklığı onu çökertiyordu.

Bu günlerde gerçekten yaşanan hikâyelerin sadece biri bu anlatılanlar. Bizleri birbirimize düşüren, içimize fitne tohumları atıp kardeşi kardeşe kırdıran odaklar kahrolsun! Cenâb-ı Hak (cc) bizlere akl-ı selim, müsbet hareket etmeyi nasip etsin.

Masum ve mazlûmların ahı semayı inletirken Allah (cc) bizleri her türlü felâketten korusun. Amin.

Okunma Sayısı: 2167
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Betulerva

    27.11.2016 10:48:10

    Aglayarak okudum Müslümanın muslumana zulmünü yakinen görüyoruz yine de sus pusuz hak mıdır bizim başımıza gelenler . Ben bir okul öncesi öğretmeniyim minik ogrencilerim herşeyden habersiz arayıp öğretmenim ben senin için ve çocukların için çok dua ediyorum öğrettiğin dualarla diyorlar. Bundan güzel şey mi olur rabbimin adaletine güveniyorum bir gün emegimizi calanlardan geri alacağız emeklerimizi

  • Sinem

    27.11.2016 09:20:34

    Sabretmek zor ama lezzetli, kaybettiklerimiz dünyalık ama kazandıklarımız ahiretlik olacak inş. Bıçağı uzatırken keskin tarafından kendi tutup sapını bana doğrultan eşim terörist yaftasıyla tutuklandı. Böyle bir eşi elleri arkasından kelepçelenmiş, gözünden yavaş yavaş akan yaşı dahi silemez halde görmek Nasıl bir acıdır ancak yaşayanlar bilir.belki bu sabrımız ilerdeki daha büyük felaketlere duvar olacaktır ümidiyle sabrediyoruz...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı