"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bayrama kavuşmak

Faruk ÇAKIR
15 Haziran 2018, Cuma 00:14
Nasip oldu, bir Ramazan ayını daha oruçla ihya ettik ve inşallah ömrü olanlar bayrama kavuşmuş olacak.

Bu seneki Ramazan ayının manevî havası maalesef siyasî çalışma ve tartışmalar sebebiyle biraz gölgelendi. Keşke imkân olsa da siyasî tartışmalar Ramazan ayına denk gelmese.

Ülkemizde seçimler sebebiyle kısmen gölgelenen Ramazan sevinci, başka İslâm ülkelerinde de değişik sebeplerle gölgelendi. Meselâ Filistin... Ramazan ayı içerisinde devam eden “Büyük Dönüş yürüyüşleri” Filistinliler için tam bir zulüm günleri oldu. İsrail’in kuruluş yıl dönümünü protesto için harekete geçen Filistinlilere karşı acımasız bir davranış sergileyen işgalci devlet İsrail, yüzlerce kişi şehit ederken, binlerce  kişiyi de yaraladı. Dünyanın bütün itirazlarına kulak tıkayan İsrail, sırtını ‘ifsat şebeleri’ne dayayıp zulümde sınır tanımadı ve tanımıyor.

Suriye başta olmak üzere Ramazan ayında da kan akmaya devam eden İslâm ülkeleri de oldu. Afganistan’da  yıllardan beri devam eden kargaşa hız kesmiş değil. Aynı şekilde Myanmar’ın Burma’daki Müslümanlara yaptığı zulümde de bir azalma olmadı. Bütün bu hadiseler İslâm âleminin silkinmesi ve kendine gelmesi icap  ettiğini hatırlatıyor. 

Tabiî ki böyle bir uyanış, sarsılma ve kendine gelme sadece sözle, propaganda ile olmaz. Kim ne derse desin, İslâm âleminin uyanışı ancak “üç düşman”a karşı etkili olan “üç silâhla” mümkün olur. Bu silâhlar insanları öldüren değil, uyandıran ve hayata bağlayan silâhlardır.

Hatırlanacağı üzere İttihad-ı İslâmı, ‘İslâm ülkeleri arasında kurulmasını arzu ettiği birliği’ hayatının hedefleri  arasında sayan Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri bu üç düşmanı cehalet, fakirlik ve ihtilâf olarak sıralamıştır. Ve bu üç düşmana karşı da san’at, bilgi ve ittihad silâhlarını kullanmayı teklif ve tavsiye etmiştir. San’at, bilgi ve ittihad hiçbir insanın ölmesine sebep olur mu? İşte İslâm âleminin dertlerine karşı ortaya konulan ‘hayat veren’ teklifler.

Şunu da unutmamak gerekir ki cehalet, fakirlik ve ihtilâf sadece İslâm âleminin, İslâm ülkelerinin derdi değildir. Bu hastalık, bu dert bütün dünyanın ve insanlığın temel meselesidir. Dünyanın hangi bölgesinde kavga, kargaşa ve savaş varsa temelinde cehalet, fakirlik ve ihtilâf yatar. Dünyada gerçek anlamda barış ve huzur isteyen kim varsa bu silâhlara karşı san’at, bilgi ve ittihad anlayışını hayata geçirmeye çalışmalıdır.

Bu reçete uygun lisanlarla Birleşmiş Milletler’in idarecilere anlatılabilse ve onlar da gerçekten dünyada barış  istiyorlarsa bu reçeteye dört elle sarılmaktan başka çare olmadığını görürler. İlk ve tek şart, dünya barışı iddiasında samimî ve kararlı olmalarıdır. Yoksa dünya kamuoyuna karşı barış nutukları atıp, arka planda insanlığı öldüren silâhları teşvik etmek istiyorlarsa o başka.

Bayram günlerine gölge düşmemesi için herkesin gayret sarf etmesi gerekir. Siyasî tartışmaların gelip geçici olduğunu unutmamak en iyisi. Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da partiler, iktidarlar, liderler gelip geçecek. Kalıcı olan dostluklar ve prensiplerdir. Bir dönem vazgeçilmez olarak görülen insanların mezarlıkları doldurduğu unutulabilir mi?

Bu vesile ile önümüzdeki günlerin milletimize, memleketimize ve insanlığa faydalı neticeler getirmesini temenni ve duâ ediyoruz. 

Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler...

Okunma Sayısı: 2048
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı