"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Demek ki Risale-i Nurlar parlayacak!

Faruk ÇAKIR
14 Ekim 2016, Cuma
Umulmadık ve beklenmedik bir şekilde Risale-i Nur eserlerine hücum başlatıldı.

Gerçi ileri sürülen iddialarda yeni bir şey yok. Bayat iddiaların tamamı geçmiş yıllarda da ileri sürülmüş ve hak ettikleri cevaplar verilmiştir. Cevapları bir defa daha tekrarlamak zor değil, ancak iddiaların beklenmedik çevrelerden gelmesi garip.

Tekraren ifade etmek gerekir ki, Risale-i Nur eserlerinin aleyhinde bir hava oluşturmak, o eserleri karalamak isteyenler bu eserlerin müellifi Üstad Bediüzzaman Said Nursî hayattayken de benzer adımları atmışlardı. Risale-i Nur’un kendisi bu iddialara karşı susturucu bir cevaptır. 

Neredeyse bir asır önce telif edilmeye başlanmış, sadece Türkiye’de değil, İslâm dünyasında ve dünyanın başka ülkelerinde okunan bir Külliyata iftira atmak kolay mı? İddia ettikleri hususlarda bir hakikat payı olmuş olsa, Risale-i Nur’a olan teveccüh artarak devam eder miydi? Üstelik bu eserler geçmiş yıllarda günün idarecileri tarafından mahkûm edilip yasaklanmaya çalışılmış. Bine yakın, belki daha fazla mahkemeye konu olan ve en nihayet tamamından beraat alan bir eser Külliyatına insafsızların attığı çamur tutar mı?

Geçenlerde kimin hazırladığı belli olmayan imzasız bir ‘rapor’ dolaşıma sokuldu. Tamamı daha önce ileri sürülmüş, hak ettiği cevabı almış iddialar. Tabiî ki bazı yeni ‘iftira’lar da eklenmiş imzasız olan bu rapora. Risale-i Nur’a itiraz edenlerin ‘imzasız’ raporlar yayınlaması ve iddialar ileri sürmesi haksız olduklarının başka bir delili. Bu iddiaların Diyanetle irtibatlandırılmaya çalışılması da ayrı bir tuzak gibi duruyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınladığı Diyanet Aylık Dergi’de (Ekim 2016) yer alan bir yazıyla da Risale-i Nur’un tenkidine kalkılması tuzağın büyüklüğünü gösteriyor. Risale-i Nur’u ‘yazıldığı dönem’e hapsetmek isteyen bir anlayışla karşı karşıyayız. Ve hiç bir Risale-i Nur Talebesinin aklından dahi geçmeyen ithamlara bu eserleri ve okuyanları itham etmeye çalışmak sıradan bir davranış olmasa gerek. Bilmana yazıda deniliyor ki, Risale-i Nur iman kurtarma odaklı, (ama) dinin toplumsal ve cevval tarafını başka çalışmalara bırakmış! Yine iddiaya göre madem eserlerin telif edildiği dönemin baskıcı şartları ortadan kalktı, o halde ‘kaç-göç ortamı içinde’ risale okuma gayreti ve aşırı sahiplenme de neymiş! Böyle yapılınca Risaleler ‘dokunulmaz’ kılınıyormuş!

Evet, bu anlama gelecek mesajların verildiği bir yazının Diyanet dergisinde yayınlanması onu yayınlayanların itibarına zarar verir. Risale-i Nur rüştünü ispat etmiş bir eser külliyatı olarak ortada duruyor. İlahiyat camiasının bayat iddialara sarılması değil, o eser külliyatından istifade etmesi beklenir.

Hem ‘iman kurtarma’ meselesi basit bir mesele mi ki gençlerin ve bir bütün olarak insanların imanını kurtarmaya çalışan eserler gölgelenmeye çalışılıyor?

Kendileri bilir, ama Risale-i Nur’a sahip çıkmak ilahiyatçıların birinci dersi olmalı. Küfrün belini kıran, inkâr-ı uluhiyet fikrini kovan bir Kur’ân tefsirinden istifade etmeyen kendisi zarar eder. 

Karalama çalışmaları arttığına göre, demek ki Risale-i Nur’lar daha da parlayacak. Kur’ân eczanesinden aldığı ilâçlarla günümüz insanının iman zaafını tedavi eden Risale-i Nur eserlerinin kıymetini ve değerini hepimiz bilelim. Bu değeri Diyanet ve İlâhiyat camiası da bilir ve bilmeli. 

Okunma Sayısı: 3257
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Bayram

    14.10.2016 21:32:48

    Yada bilmezler Nasip meselesi, ben duygusu kırılmaz buz misali camid olan, ister talebe ister hoca isterse pr doktor olsun çok zor ama imkansız değil

  • Sefer akgul

    14.10.2016 21:29:31

    O adamlar müfrit Vehhabi ,Kemalist akımın adamlarıdır.böyle yüzünde nur olmayan çok diyanet elemanı var.aAms ağızları küçük. Risale-i Nurları yutamayacaklar.boğazlarında kalacak.

  • SAİD HAKTAN

    14.10.2016 11:19:30

    Deccali fikrin Hakim olduğu okullardan mezun olan İlahiyatçılardan (istikamette olanları tenzih ederim.) ancak bu beklenir.Risale-i Nuru Okumak VE ANLAMAK Her Kula Nasib olmaz...Bunun böyle bilinmesi lazım.Lakin tezviratlar la karalamak istemeleri kötü..."Güneş balçıkla sıvanmaz"...PARLAKTI VE HEP PARLAK KALACAK MUSTERİH OLUN...

  • Fatıma

    14.10.2016 11:07:24

    Her şeyi kendi tekellerine alma çabasından başka bir şey değil. Hakikat tektir. Kuran ve sünneti seniyyelerdir. Risale-i Nurlar da Kuranın ışıldayan kelamının parlakiligidir.Risale-i Nurlar bakiyi anlatan kelâmlar olduğu için ebediyete kadar okunacaktır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı