"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Devletler konuşa konuşa...

Faruk ÇAKIR
11 Ekim 2017, Çarşamba
Türkiye ile ABD arasında ortaya çıkan derin vize krizi için ‘beklenmedik’ denilebilir mi? Yoksa Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli miydi?

Yorumlara bakılırsa ülkemiz ile ABD arasında şimdiye kadar karşılaşılmadık ölçüde bir kriz yaşanıyor. Amerika, Türkiye’deki büyükelçilikleri vasıtasıyla vize vermeyi askıya aldı. Bu karar öğrencilerden turistlere ya da tedavi için ABD’ye gitmek isteyenlere kadar herkesi ilgilendiriyor. ABD’nin bu kararına karşılık Türkiye de mukabil bir karar aldı ve Amerika’da yapılan müracaatlara vize verilmeyeceğini açıkladı.

Hemen ifade etmek gerekir; ABD’nin aldığı bu karar yanlıştır ve şimdiye kadar rastlanan bir uygulama değildir. Fakat asıl faturayı doğrudan ya da dolaylı olarak millet ödemek durumunda kalacak. “Bize ne! Milleti doğrudan ilgilendiren bir durum yok. Kim Amerika’ya gidiyor ki! Bundan sonra daha Amerika’ya gitmem” demek keşke çare olsa. Karar şu bakımdan herkesi ilgilendiriyor: Gerginlik arttıkça bu kararın ekonomik yansımaları da olur. Nitekim daha ilk saatlerde doların fiyatı yükseldi ve dolaylı olarak Türkiye’nin dış borcu TL olarak artmış oldu. 

Ekonomi yazarı Abdurrahman Yıldırım, tartışmayı değerlendirirken şöyle demiş: “Türkiye’nin ihtiyaç duyacağı dış finansmanın sağlamasını zorlaştırıcı, maliyetini arttırıcı etkisi olabilir. (...) Bu da gelecekteki faizlere yansıyabilir. Nitekim dünkü fiyatlamalar içinde Hazine faizlerinin yüzde 3.5 oranında artmasını ve yüzde 12’yi aşarak küresel kriz sonrasının rekorunu kırmasını biz buna yorumluyoruz. “(Haber Türk g., 10 Ekim 2017) Bir başka ekonomi yazarı da tartışmayı tweet mesajında şöyle yorumlamış: “Bugün aslında tek kelime söylüyorum: Bağımsız dış politika diyorsanız bağımsız (câri açıksız) ekonomi modeli uygulamalısınız.” (İbrahim Kahveci, 10 Ekim 2017)

Umûmî kanaat bu yanlış vize kararının bir an önce düzeltilmesi gerektiği yönünde şekilleniyor. Çünkü bu doğrudan vatandaşı etkileyen ve mağdur eden bir karar. Uzun sürmesi hâlinde ekonomik neticeleri de olur ki bunun da yine millet menfaatine olmayacağı açık.

Ne yapmalı? Kızıp küsmek ve tartışmayı alevlendirmek çare değil. Nasıl ki insanlar konuşa konuşa meselelerini hallediyor, aslında ülkeler de bunu yapar ve yapmalı. Bu noktada diplomasi dili devreye girmeli. Savaşta dahi devam eden diploması dili, içinde bulunduğumuz krizi aşmamıza yardımcı olabilir. Konuşa konuşa problemleri aşabiliriz ve aşmalıyız.

Bazıları bu gelişmeleri fırsat bilip ‘iki farklı dünya’ olduğunu görmek istemiyor. Hadiselere prensip penceresinden bakanlar için netice değişmez: Avrupa ‘iki’ olduğu gibi bilmânâ Amerika da ‘iki’dir. Amerika’da da iyiler var ve Türkiye’yi idare edenler vakit kaybetmeden ‘iyi’lerle irtibata geçmeli ve krizi mümkün olan en kısa zamanda iyi diplomasi uygulayarak aşmalıdır. Diplomasi dilini kullanarak haklı olduğumuz meseleleri çok daha iyi anlatabiliriz. 

Bunu yapmayıp “Bir daha da Amerika’ya gitmem!” anlamına gelecek bir tavır hem Türkiye’ye hem de milletimizin fertlerine bir şey kazandırmaz. Biz bütün dünyada sulh, selâmet ve barış istemek durumundayız. Hiç unutamayız: Sulh asıldır ve Amerika, hatta dünya tek parça değil, ‘iyi’ler ve ‘fena’lardan müteşekkil olmak üzere ‘iki’dir. Türkiye ‘iyi’lerle konuşarak diplomasi yoluyla krizleri aşmalıdır vesselâm.

Okunma Sayısı: 826
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı