"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Esas olan özgürlük

Faruk ÇAKIR
05 Ekim 2017, Perşembe
Hak, hukuk ve adaletin tesisi meselesi hem Türkiye’nin hem de dünyanın en büyük meselesidir.

Nasıl ki ‘Biri yer biri bakar/ Kıyamet bundan kopar’ tesbiti doğru ise, adaletin hüküm sürmediği bir dünyanın da kargaşa olmadan devam etmesi de mümkün değildir. 

Uluslararası Hukukçular Birliği’nin (UHUB) 2015 yılında Antalya’da 32 ülkeden akademisyen ve hukukçunun katılımıyla düzenlediği Uluslararası İslâm Ceza Hukuku Konferansının tebliğleri kitaplaştırılmış ve bu iki ciltlik “İslâm Ceza Hukuku” adlı eserde İslâm ceza hukukunun genel ilkeleri, ceza hukuku kurallarının çelişmesi tartışmaları yer almış. İşte bu eserle ilgili olarak İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde bir tanıtım toplantısı düzenlenmiş ve hukuk adıma önemli tesbitlerde bulunulmuş. 

Programda konuşan Haliç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahman Eren şöyle konuşmuş: “Dünyada İslâm hukukunu tutarlı ve bütüncül uygulayan bir ülke yok. İslâm İşbirliği Teşkilâtı’na üye 57 ülkeden 28 tanesinin anayasasında İslâma referans bulunuyor. (...) 10 kadar ülkede İslâm ülkesinde de ‘yasamanın kaynağı İslâmdır’ deniliyor. Yedi Türk Cumhuriyeti’nde İslâm hukuku ve İslâm’a referans bulunmuyor. Bunlar liberal Batı hukuk sistemine entegre olmuş. İslâm’ı yasamanın kaynağı yapan ülkelerde ise mezhepsel bir sorun bulunuyor.”      

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Refik Korkusuz ise Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçerken içtihat sisteminden kanun sistemine geçişle problemlerin çıkmaya başladığını kaydederek, şu tesbitlerde bulunmuş: “Özgürlükle beraber cezalar da bir toplumun olmazsa olmazıdır. Ancak bütün bunları değerlendirirken temel insan haklarına, yaşama hakkına, şüpheden sanığın yararlanma hakkına ve diğer evrensel haklara uygun olarak yorumlanması gerekir. Hazreti Adem’den son insana kadar esas olan özgürlüktür. Esas olan sanığın şüpheden yararlanmasıdır. Esas olan insan haklarına uygun olarak davranmaktır. Ama bütün bunları yaparken toplumun istikrarlı bir şekilde hayata devam edebilmesi için toplumun kurallarını ihlâl eden, başkasının yaşantısına doğrudan ya da dolaylı yoldan müdahale edip toplumda huzursuzluğa neden olan kural dışı tutum ve davranışlar cezalandırılır. İslâm ceza hukuku da bu partnerlerden sadece bir tanesidir.” (AA, 3 Ekim 2017)

“Hazreti Adem’den son insana kadar esas olan özgürlüktür” tesbiti çok önemli bir tesbittir ve bilhassa idarecilerin bunu hatırlamasında fayda var. Ayrıca, “Esas olan sanığın şüpheden yararlanmasıdır. Esas olan insan haklarına uygun olarak davranmaktır” tesbiti de belki de Türkiye’deki hukukî tartışmaları bitirmeye adaydır. “İnsan haklarına uygun davranmak” meselenin özü olsa bugünkü yanlış uygulamalar olur muydu? Maalesef son yıllarda “insan hakları”nı hatırlatanlar töhmet altında bırakılıyor. “Başımıza yeni işler çıkarmayın. Ne hakkı? Haksızlık mı var ki?” şeklindeki tavır gerçek anlamda hakların gaspedilmesine bahane oluyor.

Bakınız, hangi mesele ele alınırsa alınsın iş dönüp dolaşıyor ve hak, hukuk, adalete dayanıyor. Bu kavramlar göz ardı edemeyeceğim kavramlardır ve her imkân ve fırsatta sahip çıkılmalıdır. “Esas olan özgürlüktür” kuralından yola çıkabilirsek bu sahadaki sıkıntıları büyük ölçüde aşma imkânı bulunuz.

Okunma Sayısı: 1050
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı