"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gerçek politik istikrar nasıl sağlanır?

Faruk ÇAKIR
13 Eylül 2017, Çarşamba
Sancılı bir geçişle istikrar arayan Tunus, pek çok noktada İslâm dünyasına örnek olabilecek bir tecrübe yaşadı.

İstibdat yönetimini sona erdiren ve seçimlerde en çok oy alan parti, ortak kabul gören bir anayasa yapabilmek için sahip olduğu iktidarı muhalif partiyle paylaştı. Neticede yeni bir anayasa ve yeni bir sistem kurabildi. 

Bununla birlikte Tunus’taki sıkıntılar sona ermiş değil. 2011-2013 yılları arasında Tunus Dışişleri Bakanlığı görevini yürüten Nahda mensubu Refik Abdusselam, önemli açıklamalar yapmış. 

“Tunus özellikle güvenlik ve buna bağlı olarak iktisadî anlamda zor bir zamandan geçiyor” diyen Refik Abdusselam’ın şu an yayında olmayan haberiyat.com’un soruları üzerine yaptığı (Konuşan: Özgür Tomakin, 22 Mayıs 2017) bazı tesbitlerini aktarmakta fayda var. 

Refik Abdusselam’ın tesbitleri şöyle:

l Başlıca sıkıntımız bölgedeki istikrarsızlık ve bilhassa komşumuz Libya’daki kriz. Libya’da devlet otoritesinin ortadan kalkması ve insanların silâha sarılması Tunus’a da zarar veriyor. İşleyen bir demokrasinin iki ayaklı olduğunu biliyoruz: Biri politik, diğeri ise ekonomik ve sosyal ayak. Siyaset kurumu düzgün çalıştığı müddetçe, ekonomik problemleri halletmek de büyük ölçüde mümkün.

l (Tunus’ta İslâmî kesime karşı bir tavır değişikliği oldu mu?) Geçmişte Tunus’ta devletin tahakkümüne dayanan bir laiklik anlayışından muzdariptik. Aslında hâlâ sıkıntısını çektiğimiz bir diğer husus da devletçilik (etatizm). Yani merkezi devletin dinden, politikaya ve sivil topluma kadar her şeyi kontrol ettiği bir anlayış. İşte Tunus devriminin en büyük getirilerinden birisi toplumu serbest bırakmasıdır.

l (İslâmî hassasiyetleri olan insanlara dair ne dersiniz?) Tunus gittikçe farklı fikirlere ve dini kurumlara karşı daha toleranslı olma yolunda. İnsanların temayülleri, ideolojileri ve fikirleri ne olursa olsun artık rahatlıkla konuşabiliyor. Bu da devletin vazifesi zaten. Devletin işi insanların şahsî tercihlerine, fikirlerine, zevklerine ve hayat tarzlarına karışmak değil, sivil topluma ket vurmayacak düzenlemeleri yapmasıdır. (...) 

Ama şuna çok eminiz ki gerçek politik istikrar ve güvenlik, halkın iradesine, demokratik değerlere ve insan haklarına saygı göstermek suretiyle sağlanır.

l (Nahda Hareketinin Tunus için düşündüğü model nedir?) Biz sosyal ve dinî hususiyetleri terkip ettik, çünkü bir diktatörlüğe meydan okumuş muhalif bir hareketiz. Diğer yandan da gitgide daha az ideolojik bir hüviyete geçiyoruz. Sebebi basit: Yeni anayasa Tunus’un hüviyetini tanımlıyor. Yani dine yahut ideolojiye istinat eden bir kutuplaşmaya hiç lüzum yok. Siyasî partiler artık ideolojilerini pazarlamaktansa, siyasî ve ekonomik meselelere daha çok kafa yormak zorunda. Nahda, Tunus siyasetinin bir parçası. Tunus’ta devrim sonrası politik hayat, farklılıklar dengesinin gözetilmesine dayanıyor. Her ne kadar Nahda olarak seçimlerden birinci parti olarak çıksak da güç paylaşımına şiddetle inanıyoruz. Zira bu geçişin selâmeti için birlikte çalışmamız gerekiyor. Gelecek mahalli seçimlerden birinci çıksak da aynı tavrı sürdüreceğiz. 

l (Sizce Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki İslâmî hareketleri nasıl bir gelecek bekliyor?) Bence İslâmî hareketler daha pragmatik olmaya başlayacaklar. Yani ideolojik ve dinî kutuplaşmalara mahal vermemeye çalışacaklar. Neticede İslâm siyasî hareketlerin tekelinde değil. Müslüman toplumlara da ait. İslâm, kamu ve sivil toplum dairesi içinde daha da faal hale geliyor. Derin ideolojik ve dinî kutuplaşmalara hiç lüzum yok. Yani bizim ideolojiden ziyade, bir konsensüse ve farklılıklara dayanan, insanların ihtiyaçlarını ve taleplerini öne alan bir politikaya ihtiyacımız var. 

l (Sizce “modern” İslâm siyaset düşüncesi, modern dünyaya ne sunabilir?) Zannımca İslâmî düşüncenin en büyük başarısı, dinî değerlere ve prensiplere dayanarak modern düşüncelerle entegre olması olabilir. İnsan hakları, demokrasi gibi… Yani İslâm’ı çoğulculuk, farklılık, demokrasi, insan hakları gibi hususlarda nasıl güçlü kılarız manasında söylüyorum. Müslüman toplumların önündeki en büyük mesele budur. Hem İslâmî değerleri muhafaza edip hem de Batıdan gelen bütün müsbet fikirleri ve mekanizmalara nasıl entegre oluruz? Şu an önümüzdeki en büyük iş, İslâm’ı yalnızca modernite ve demokrasiyle nasıl uzlaştıracağımız meselesi değil yalnızca. Aynı zamanda İslâm’ın modernite, demokrasi ve insan haklarına yeni bir soluk getirecek bir güç kılabilme meselesidir.

Nahda mensubu Refik Abdusselam ve mensup olduğu siyasî hareket bunları yapabilirse kazanan hem Tunus hem de İslâm dünyası olur inşallah.

Okunma Sayısı: 867
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı