"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hem işsiz hem mesleksiz

Faruk ÇAKIR
18 Ekim 2016, Salı
Yaşanan hadiseler gösteriyor ki Türkiye’yi idare edenler de ülkemizin dertlerinden haberdarlar.

Ancak bu durum problemlere çare ve çözüm üretmek için yetmiyor.

Türkiye’nin kalıcı hale gelmiş dertlerinden biri de bilindiği üzere işsizliktir. İşsizliği katmerleştiren ise, gençlerin büyük çoğunluğunun mesleksiz olmasıdır. Geçmişte, “Ne iş olsa yaparım” demek bir ‘iş’e yarıyordu, ama artık meseği olmayanların iş bulması iyice zorlaştı. Hayat şartları gençlerin bir meslek sahibi olmasını mecburi kılıyor.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü de Ankara’da katıldığı bir programda buna dikkat çekmiş. 

“Başkent OSB Mesleki Eğitim Merkezi ve Tasarım Destek Faaliyetleri Eğitimi ve Uygulama Merkezi”nin açılında konuşan Bakan Özlü, işsizliğin Türkiye’nin en önemli problemlerinden biri olduğunu ifade edip şöyle demiş: “Çok sayıda işsiz olan bir ülkede, sanayicilerin eleman bulma konusunda sıkıntı yaşamaları aslında oldukça çelişkili bir durum. Demek ki bizler, özellikle geçmişte yapılan hataların da etkisiyle, çocuklarımıza piyasanın talep edeceği özellikler kazandıramamışız.”

Meslek liseleri bir dönem çok hırpalandı. Öyle ki bazı büyük holdingler “Meslek lisesi memleket meselesi” adlı kampanyalar açmak durumunda kaldı. Gerçi onların kampanyalarında da bazı meslek liseleri ‘mesele’ olarak görülmüyordu, ama yine de konunun gündeme gelmesine vesile oldular.

Meslek liselerini ihmal etmek ülkemize ve milletimize ağır bedeller ödetiyor. Hem işsizliğin artması hem de işçi arayanların çok olması bir çelişki olmakla birlikte Türkiye’nin gerçeği. Bilhassa tekstil ve sanayi sektöründe işçi arayan çok ama meslek sahibi olan ehil işçi yok. 

Çare olarak meslek liselerinin cazip hale getirilmesi isteniyor, ama yılların ihmalini kısa sürede talefi etmek mümkün mü? İşte 28 Şubat türü darbeci anlayışın ülkemize verdiği zararlardan biri de bu. Gençleri hem işsiz hem de mesleksiz bıraktı. O gün açılan yara maalesef kanamaya devam ediyor.

Finlandiya’daki eğitim sistemiyle ilgili bir videoda, çocukların hayata hazırlanmasının okuldaki ders sayısından daha önemli olduğu ifade edildiğini görmüş ve garip karşılamıştık. Oradaki öğretmenler şunu soruyordu: “(Çocuklar okulda çok fazla zaman geçirirse) Oyun oynamaya nasıl zaman bulacaklar? Arkadaşlarıyla sosyalleşmeye ya da büyüyüp insan olmaya? Çünkü çevrede okulun dışında çok daha fazla bir hayat var.”

Türkiye’de hadiseye bu pencereden bakabilen bir eğitimci, bir siyasetçi, bir uzman çıkacak mı? Çocukları, öğrencileri hayata yazırlayabilen sistemler başarılı sayılır. Yoksa ömrü okulda geçtiği halde okul dışında evde duvara bir çivi çakamayan, bozulan elektrik lambasını değiştiremeyen, bir vidayı sökük takamayan gençler olması başarı mıdır?

Gençlerin hayata hazırlanması demek bir yönüyle meslek sahibi olabilmeleri temin etmek anlamına gelir. Meslek sahibi olanların meslek sahibi olmayanlara nisbetle iş bulma imkânı çok daha fazla değil mi?

O halde işsizliği azaltma iddiasında olanlar meslek öğrenmeye ağırlık vermeli. Milli Eğitim sistemimizi bir de bu zaviyeden değerlendirmeye var mısınız?

Okunma Sayısı: 3166
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı