"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Öğretmeni dinle!

Faruk ÇAKIR
24 Kasım 2017, Cuma
Eğitim, okul binası, sınıf, sırayı konuşurken asıl konuşulması gereken öğretmenlerin durumu yine ikinci plânda kalıyor.

Öğretmenler hem maddî hem de mânevî mânâda iyi durumda değilken ülkemizdeki eğitim sisteminin iyi olmasını bekleyebilir miyiz?

Slogan haline gelmesi gereke bir tesbiti yeniden hatırlatmak lâzım: “Eğitimi düzeltmek isteyen işe öğretmenlerden başlamalı.” Bunu yapmadığımız ya da yapamadığımız için eğitim üzerinde çok konuşulsa da sistemin düzelmesi mümkün olmuyor. “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum” anlayışı nerede, öğretmenlere hak ettiği yer ve kıymet vermeyen günümüz anlayışı nerede?

Ansiklopedik bilgilere göre pek çok ülkede (1994’ten beri) 5 Ekim günü UNESCO tavsiyesiyle “Öğretmenler Günü” olarak kutlanmakta. Kendi kültürel ve tarihî özelliklerine, okul tatil günlerine göre çeşitli ülkelerde farklı tarihler Öğretmenler Günü olarak belirlenmiş durumda. Örneğin 12 Arap ülkesinde (Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Fas, Katar, Libya, Mısır, Suudi Arabistan, Tunus, Umman, Ürdün, Yemen) her yıl 28 Şubat günü, Öğretmenler Günü olarak kutlanır. Türkiye ise 24 Kasım’ı “Öğretmenler Günü” olarak ilân etmiş ve bu günde çeşitli faaliyetler düzenlenerek kutlamalar yapılır.

“Öğretmenler Günü”yle ilgili kutlamalarda işin esasına ve özüne inildiğini söylemek kolay değil. Öğretmenler için şiirler okumak, onlara hediye vermek ya da mesajlar yayınlamak yeterli değildir. Keşke bu günler vesile edilerek başta öğretmenler olmak üzere bir bütün olarak eğitim câmiasının derdi dinlenebilse.

Başka pek çok konuda olduğu gibi eğitim ve öğretmenlerin dertleri meselesinde de en başta yanlış adımlar atılıyor. Eğitimi düzeltmek için işe öğretmenlerden başlanması gerekiyorsa, bu niyetle bir defa olsun öğretmenleri dinleyen, onların teklif ve tavsiyelerini dikkate alan idareci, siyasetçi, plânlamacı olmuş mudur? Eğitimdeki sıkıntıları öğretmenler yakinen bilmiyor mu? Niçin bu meselede onlara soran, tekliflerini dinleyen ve dikkate alan yöneticiler çıkmaz?

Değişik vesilelerle çocuklarımızın okuduğu okullara gider ve öğretmenlerle sohbet etme imkânı buluruz. Hâliyle mesele eğitimdeki sıkıntılara odaklanır. Veli olarak sistemden şikâyet etmek istediğimizde öğretmenlerin bizden daha fazla şikâyetçi olduğunu görürüz. Hemen akla, “Öğretmenler için eğitimin içinde bulunduğu sıkıntıları üst mercilere aktaracak bir yol yok mu?” sorusu gelir. Bu soruya şimdiye kadar “Evet, böyle bir sistem var. Aksaklıkları üst mercilere bildiriyoruz ve bunlar dikkate alınıyor” benzeri bir cevap alabilmiş değiliz. Peki, eğitim sisteminin en önemli noktasında bulunan öğretmenler dikkate alınmadıktan sonra sistemdeki sıkıntılar sona erebilir mi? “Bilene, ehline sor”mak anlayışı bu meseleleri öğretmenlere de sormak gerektiğine başka bir delil değil mi?

Türkiye, eğitimin içinde bulunduğu sıkıntıları aşmak istiyorsa en başta öğretmenleri dinlemeli ve onların tekliflerini dikkate almalı. Öğretmenlerin yanlış düşündüğü kanaati varsa, o hâlde de öğretmenler bu noktada ikna edilmeli. Aksi hâlde verimli bir eğitim sisteminden ve başarılı öğrencilerden bahsetmek mümkün olmaz.

Öğretmenlerimize soralım ve onları dinleyelim: “Eğitim sistemimiz, içinde bulunduğu krizden, problemlerden, kargaşadan nasıl çıkar, nasıl kurtulur?”

Okunma Sayısı: 1013
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı