"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ordu’nun dereleri köprüleri yıkmasa...

Faruk ÇAKIR
10 Ağustos 2018, Cuma
Temmuz ve Ağustos ayları Karadeniz için sel ve taşkınların yaşandığı aylar olarak kayıtlara geçmiştir.

Hemen her yıl küçük ya da büyük afetler ekseriyetle bu aylarda meydana geliyor. Bu defaki afet Ordu’yu vurdu. Aşırı yağış sebebiyle dereler taştı, bazı köprüler sele karıştı ve hatta Karadeniz Sahil Yolu Ünye ilçesinde bir müddet ulaşıma kapatıldı.

Başta Ünye ve Ordu olmak üzere bütün Karadeniz’e ve Türkiye’ye geçmiş olsun. Can kaybı olmaması en büyük teselli. Allah beterinden saklasın ve milletimizi her türlü afat ve belâlardan muhafaza etsin.

Hemen her yıl tekrarlanan bu sellere karşı gerekli tedbiri aldığımız, işlerimizi buna göre yaptığımızı kim söyleyebilir? “Benzer afetler her yerde yaşanıyor. Bunlara karşı tedbir mümkün değil” diyerek ihmalimize bahane aramakla kendimizi yanıltmaya devam mı edelim? Elbette böyle hadiseler yaşanır, ama bizim gerekli tedbirleri aldığımızı da kimse söyleyemez. Daha şaşırtıcı olan, bundan sonra da tedbir alınacağına dair inancın ve kararlılığın olamaması.

Ordu/Ünye’de yaşanan sel felâketi vesilesiyle değerlendirmelerde bulunan uzmanların bazı notlarını aktarmakta fayda var. Gazeteci Güven İslamoğlu [@guvenislamoglu] şöyle yazmış: “Karadeniz nehirleri yataklarını geri istiyor. Vermezsek büyük  felâketler yaşıyacağız. Dereleri duvarlara sıkıştırırsak mermi gibi önüne gelen herşeyi yok eder. Ordu’da 50 tonluk köprü ayağını söküp atması gayet normal. Hes’ler yayla yolları suyun hızlı toplanmasına neden oluyor.” (twitter, 8 Ağustos 2018)

Küresel Isınmayla Mücadele Derneği (Kürem-Der) Genel Başkanı Faruk Çebi’nin [@Faruk_Cebi] yorumu ise şöyle: “Her sel felâketinden sonra klişeleşmiş cümleleri duymaktan bıktık, usandık. Yeni birşeyler yapmamız gereğini anlamamız için bu güne kadar yaşadığımız felâketler yetmedi mi? Lütfen biraz da farklı şeyler söyleyene ve felâketten önce konuşanlara kulak verilsin, artık. Dengesini bozduğumuz doğal yapıyı iyileştirmek ya da yok ettiğimiz ormanları tekrar kazanmak adına hiçbir şey yapmıyoruz. Daracık beton kanallara dereleri hapsederek heyelan riskini daha da arttırıyoruz. Dere yataklarının iyileştirilmesi adına sadece beton rantına hizmet ediyoruz.” (twitter, 8 Ağustos 2018)

Kendisi de Karadenizli olmak hasebiyle bölgeyi de yakından tanıyan İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu [@Mikdatca] da şu teşhiste bulunmuş: “Her sel sonrası şuraya şu kadar, buraya bu kadar yağdı şeklinde hava faaliyet raporu marifetmiş gibi veriliyor. Sen köprünü, dere yatağını 500 yıllık en şiddetli yağışa göre yaptın mı, planladın mı planlamadın mı? Her yerde artık evler/binalar dere yatağına yanlış bir şekilde SIFIR GİRİŞ olarak yapılıyor. Devlet SUBASMAN kavramının altını doldurmalı, bu kavramı tekrar su basması ile ilişkilendirmeli. Yani atalarımızdan biraz ders alsak, pis sularla boğuşmasak diyorum.” (twitter, 8 Ağustos 2018)

Benzer şekilde belki de binlerce doğru tesbit, tavsiye ve teklif var. Peki bu teklifleri duyan, gören, dikkate alan olur mu? Kanaatimizce olmaz ve olmayacak. Bir sonraki sel felâketinde de benzer tavsiyeleri dinlemeye devam edeceğiz.

Kesin bilgi: Uzmanlar, ehil olanlar, bölgede yaşayan ‘yaşlı ve tecrübeli insanlar’ dinlenmiyor, dikkate alınmıyor.

Şu soruya cevap vermeden başka hiçbir iş yapılamaz: “Sen köprünü, dere yatağını 500 yıllık en şiddetli yağışa göre yaptın mı, planladın mı planlamadın mı?”

Her işimizi mümkün olduğu kadar 500 yıllık geçmiş ve geleceği düşünerek yapmadıktan sonra benzer facialarla karşı karşıya kalabiliriz. Derelerin ıslahı altında yapılan yanlışları görmek için Çayeli, Senoz Vadisi’ndeki çalışmalara bakmak bile yeterli... Dereler resmen ‘beton kanal’lara alınıyor. Oysa sular ‘başlarını taşlara vura vura’ ilerlemeli ve hızını kesmeli değil mi?

Lütfen, ehil olanlara kulak verelim...

Okunma Sayısı: 1675
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı