"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Savaşlar bitmez mi?

Faruk ÇAKIR
12 Mart 2018, Pazartesi
Ölümden korkan insanların birbirini öldürmek için yarışması büyük bir çelişki değil mi? Dünya bütün insanlara yeter ve artarken, savaşların devam etmesi ve artma temayülü göstermesi nasıl izah edilecek?

Birleşmiş Milletler gibi dünya barışını temin etmek iddiasıyla kurulan birliğe bütün ülkelerin katılması ve buna rağmen savaşların son bulmaması normal midir?

Savaşlardaki tuzağı görmediğimiz müddetçe kalıcı barışın temin edilmesinin zor olduğu bilmek durumundayız. Şimdiye kadar ‘iddia’ olarak gündemi meşgul eden tartışmalar, artık övünme vesilesi olan gerçekler olarak karşımızda duruyor. Meselâ, Rus Parla- mentosu’nun alt kanadı olan ‘Duma’daki savunma komitesine başkanlık yapan Vladimir Shamanov’un geçenlerde “Dost Suriyelilere yardım ederken, 200’ün üstünde yeni silâhın da denemesini yaptık” diye konuşması skandaldan da öte bir durum değil mi? (www.dw.com, 22 Şubat 2018)

Dünyadaki bütün insanların yeni üretilen silâhların denenmesi ve teste tabi tutması için savaşların başlatılması karşısında zerreleri adedince itiraz etmesi icap etmez mi? Bu karar pişkinlik, bu kadar pervasızlık, bu kadar insafsızlı olabilir mi? Silâh tüccarlarının keyfi için insanların katledilmesine, ülkelerin tahribine, şehirlerin yıkılmasına göz mü yumulacak?

Bir dönem Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanlığı da yapan Işın Çelebi, son 10 yılda silâh endüstrisinin ticaret hacminin 1 trilyon dolardan 1.7 trilyon dolara çıktığına dikkat çekip savaşların sona ermesi gerektiğini söylemiş. Çelebi, “Bunları dünyanın oturup konuşması, tartışması lâzım. Bölgesel savaşlar biterse dünyada açlık ve yoksulluk adına olan problemler de azalabilir” şeklinde konuşmuş. (DHA, 3 Mart 2018) Dünyada ekonomik güç merkezinin Doğu Asya’ya kaydığını da ifade eden Çelebi, “Çin ve Hindistan’ın gelişmesi ve teknoloji üretimleri çok hızlı. Meselâ, ABD yılda 150 milyar dolar civarında, Almanya 180 milyar dolar Çin ise 550 milyar dolar teknoloji ihracatı yapıyor” tesbitini dile getirmiş. 

Dünya silâh ticaretinin 10 yılda, neredeyse ikiye katlanması ‘ölümden korkan’ insanlık için endişe kaynağı değil mi? Çelebi’nin ifade ettiği gibi, dünyanın bunları konuşması, tartışması ve çare araması icap etmez mi? Suriye’deki savaşta yeni silâhlarını test eden sadece Rusya mı? Acaba Çin, Amerika ve diğer silâh üretici ülkeler kaç farklı silâhı bu ülkede, bu coğrafyada bu sahada test etti? Amerika’nın benzer şekilde Afganistan’ı ‘savaş ve silâh eğitim üssü’ gibi kullandığı gizlenebilir mi?

Neredeyse 2 trilyon dolara ulaşan yıllık silâh ticaretinin değil yarısı, çeyreği insanlığın gerçek problemlerinin çözümü için harcanabilse açlık ve fukaralık ve tabiî ki cehalet sona ermez mi? Böyle haklı bir teklifi kabul etmeyen ‘insan’ olabilir mi? O halde bu mesele uygun zeminlerde insanlığın gündemine taşınmalı ki silâh tüccarları istedikleri gibi ‘deneme’ yapamaz hale gelsin.

Gerek sivil toplum kuruluşları ve gerekse insanlığın huzuru için çalışan ‘aydın’lara bu noktada büyük iş düşüyor. Tabiî ki idareci ve siyasetçilere de bu noktada vazife düşer. Dünyadaki bütün iyileri bir araya getirecek ortak hedefler tesbit edilirse silâh tüccarları istedikleri gibi ülkleri yıkmaya ve insanları öldürmeye devam edemezler. Hem fiilî hem de kavlî duâlarımızla bu hedefin gerçekleşmesi için çalışalım.

Okunma Sayısı: 1706
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı