"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Verimlilik nerede?

Faruk ÇAKIR
05 Kasım 2018, Pazartesi
Bir defa daha anlaşıldı ki ekonomideki dertlerin yanında dermanlar da biliniyor, ama yapılmıyor.

Enflasyon rakamları yükseldi ve önümüzdeki aylarda da yükselmesi bekleniyor. Hatta Merkez Bankası 2018 yıl sonu enflasyon tahminini neredeyse yüzde yüze yakın arttırarak 13,4’ten yüzde 23,5’e yükseltmiş.

Yıl sonunda gerçekleşerek enflasyon rakamının daha da fazla olma ihtimali de vardır. Bunun yanında insanlar o derece yanıltılıyor ki enflasyon rakamlarındaki yükselmeyi ‘iyiye alâmet’ olarak görenlerin çıkması dahi mümkündür!

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir de, mevcut tablodan endişe duyduğunu akla getirecek şekilde ASO Ekim ayı meclis toplantısında Türkiye’nin geleceği için üretmeye devam edilmesi gerektiğini hatırlatmış. Ekonomi politikalarının üretim ve sanayi odaklı olması gerektiğine işaret eden Özdebir, “10 yılda bir kriz yaşamamızın sebebi bizim yumuşak karnımız olan cari açık. Biz cari açığı azaltmak için Ar-Ge, inovasyon ve verimlilik üzerinde çalışmalıyız. Üretim ekonomisine dönülmediği sürece yine Brunson krizleriyle karşı karşıya kalırız” ifadesini kullanmış. (AA, 31 Ekim 2018)

Dünya ile rekabet etmek ve ekonomik tehditleri savuşturmak için yüksek teknolojili, katma değeri yüksek üretim stratejileri oluşturulması gerektiğini kabul etmeyen var mı? O halde niçin bu yolda ilerlemek yerine temelsiz övünmelerle vakit geçiriyoruz? Yüksek teknoloji için atılması gereken ilk adım ‘meslek eğitimi’ değil mi? Meslek liselerini memleket meselesi olarak görmeyip, bu okullara gerekli önemi ve ihtimamı  göstermemek nasıl izah edilecek? Hemen hatırlamak gerekir ki, yapılan bir araştırmada en yüksek devamsızlık oranı meslek liselerindeymiş. Bu tablo ile mi yüksek teknoloji ve araştırma geliştirmede ileri adımlar atacağız?

Üretim ve sanayi odaklı ekonomik sistemi kurmakta ne kadar geç kalırsak ödeyeceğimiz fatura o kadar kabarık olur. Üretim ve sanayi denildiğinde de akla sadece yerli araba ya da yerli uçak yapımı gelmesin. Bizde yapılan yanlışlardan biri de bu. En son yapmamız gereken işi, en başta yapmaya çalışmak. Merdivenler  basamak basamak çıkılmaz mı? Önce ‘iğne’yi en kaliteli şekilde yapacağız, sonra füzeyi... Sıralamayı tersine  çevirecek şekildeki adımlar neticesiz kalmaya mahkûm olur.

Yumuşak karnımız cari açık, yani kısaca ürettiğimizden fazla tüketmek yani başkasından aldığımız borç parayı kendi paramız gibi harcamak... Borç paralar geri ödeneceğine göre bunlarla ancak kalıcı işler, sanayi yatırımları yapılması halinde ‘kamçı’ olur. Aksi halde bu paraları gösterişli törenlerle harcayarak ileri gitmek mümkün değil. Cari açığı azaltmak için araştırma ve geliştirme çalışmalarına ağırlık vermenin yanında  verimliliği arttıran adımları da atmak gerekir. Bugün eğitimde bile verimli olduğumuzu söylemek kolay değil. Eskiye nisbetle azalmış olsa bile bir yanda öğretmen boşluğu varken, başka yerde öğretmen fazlalığı yok mu? Bu tablo verimlilikle izah edilebilir mi?

Ekonomi hususunda uzman kabul edilen hemen herkes ‘üretim ekonomisine dönülmeli’ dediği halde niçin bunu yapmıyoruz ya da yapamıyoruz?

Bütün bu tesbitlerle birlikte israfı da sona erdirmek durumundayız. Zaten israfın hükmettiği bir ekonomide ne araştırma geliştirme olur ne de verimlilik.

Doğrular bellidir. O halde bilinen doğruları yapma noktasında kararlı ve ısrarlı olalım.

Okunma Sayısı: 787
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı