"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ya ilgisiz olaydım, ya da yetkim olsaydı!

Faruk ÇAKIR
11 Nisan 2018, Çarşamba
Dünyanın en güzel şehirlerinden olan İstanbul’un hak ettiği ilgiyi görmediği, ihmal edildiğini söylemek her halde yanlış olmaz.

‘Eskimez İstanbul’un her yanı tarihî eserlerle dolu. Mezarlıklar, camiler, çeşmeler, tarihî evler turistlerin de dikkatini çekiyor. Ancak bu eserlerin tamir, bakım ve ihyası noktasınca ciddî sıkıntılar var.

İstanbul’un tarihî semtlerini gezdiğimiz ya da bir misafirimizi gezdirdiğimiz her defasında bu ihmali görüyor ve üzülüyoruz. Yine kısa bir İstanbul gezisi düzenledik ve yine içimiz sızladı. Acaba bizim gördüklerimizi başkaları görmüyor mu? Yoksa bu gördüklerimiz normal midir? Aksi halde bu ilgisizliği nasıl izah edeceğiz?

Merhum Mehmed Âkif’in fukaralık konusunu işlediği “Seyfi Baba” adlı mensur şiirinde ‘Seyfi Baba’nın evi anlatılır. Merhum Âkif, gördüğü çaresizlik ve fukaralık karşısında elinden bir şey gelmeyince şöyle der: “Ya hamiyyetsiz olaydım, ya param olsa idi!”

Benzer şekilde İstanbul’daki tarihî eserlerin ve bilhassa çeşmelerin halini gördüğümüzde “Ya ilgisiz olaydım, ya da yetkim olsaydı” demek durumunda kalıyoruz. Gördüğümüz tabloyu kısmen anlatmaya çalışalım ve kararı sizler verin:

Unkapanı Köprüsü’nün Azapkapı ayağının hemen dibinde Saliha Sultan Sebili ve Çeşmesi var. Üstelik bu çeşme 2005 yılında Kuveyt Türk tarafından restore edilmiş. Buna rağmen çeşmeden sular akmadığı gibi, sebil bölümünün ahşap kapısı da yakılmış vaziyette. Çöplerle kaplı, çeşmesi dahi kalmayan bu san’at eseri çeşmenin halini bir Allah’ın kulu görmez mi? Yoldan geçen vatandaşın dikkatini çekmediğini düşünelim. Peki, aynı yoldan bir ‘yetkili’ geçip de görmez mi? Bu tablo görülüp de “Boşver, aldırma da geç” denilebilir mi? “Bu çeşmenin hali niçin böyle? Bir el atalım” demek ve yetkilileri ikaz etmek anormallik midir?

Nitekim bu çeşmenin halinden @ibbbeyazmasa’yı haberdar ettik ve “Durumu yetkili birimlere ileterek anlık olarak görüşüyoruz, süreç tarafımızdan takip edilmektetir. En kısa sürede bilgi vereceğiz” şeklinde cevap verildi. Hemen ifade edelim ki İstanbul’un dört bir yanındaki çeşmelerin durumu böyle. Bizim hatırlatmamıza gerek kalmadan bu çalışmalar yapılması icap etmez mi? İstanbul’un idarecileri sokaklarda, caddelerde, meydanlarda gezmiyor mu? Milletten bu kadar mı koptular? 

Gezimize Karaköy, Tophane istikametinde devam ettik ve neredeyse adım attığımız her yerde benzer problemler gördük. Meselâ, Kurşunlu Han... Oradaki esnafın ifadesine göre şu an şahsa ait olan bu tarihî han acaba öyle mi olmalı? Restorasyonu yapılabilse çok daha iyi olmaz mı?

Kurşunlu Han’ı geride bırakıp Tophane Meydanı’na doğru ilerledik ve burada da yine herkesin gözünün önünde olan, herkesin gördüğü, ama görmezden geldiği bir çeşme cinayeti ile daha karşılaştık. Tophane Çeşmesi’nin hali, Saliha Sultan Sebili ve Çeşmesi’nden çok daha feci durumda. Bu çeşme de Mayıs 2006’da Saka Su tarafıntan restore edilmiş, ama şu anda çeşmelerinden damla su akmıyor. Su akmaması bir yana, suların akması gereken yerlere yatak ve yorganlar doldurulup ‘ev’ haline getirilmiş! Anlaşılan sokakta kalanlar burayı mekân tutmuş. Ayrıca çeşmenin dört bir yanına yazılar yazılmış ve çirkin bir tablo ortaya çıkmış.

Bu çeşmenin halini bir Allah’ın kulu görmüyor mu? Görülüyorsa niçin gereği yapılmıyor? Bugünden sonra yapılsa bile şimdiye kadarki ihmalin bir vebali yok mu? Bu kadar mı vurdumduymaz olduk? Ey İstanbul’un ve Türkiye’nin idarecileri, sağınıza solunuza bakın ve lütfen şu çeşmelerden su akıtın!

İstanbul’un derdi bitti mi? Peki, bahsettiğimiz bu çeşmeden az ileride bulunan ve Sultan Abdülmecid’in emriyle inşa edilen “Tophane Kasrı”nın içler açısı halinden haberi olan var mı?

“Ya ilgisiz olaydım ya da yetkim olsaydı!” demekle haksız mıyım? Yetkim olsaydı ne mi yapardım? İstanbul’un bütün çeşmelerinden bir daha kesilmemek üzere su akıtmaya gayret eder, bunun için Allah’tan yardım niyaz ederdim!

Okunma Sayısı: 2667
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı