"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yalanları silmek mümkün

Faruk ÇAKIR
03 Kasım 2018, Cumartesi
Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinde “İslâmdan korku”yu tetiklemek isteyen ‘ifsat şebekeleri’nin faaliyet gösterdiği biliniyor. Bunlara karşı yapılacak en iyi çalışma, “doğru İslâmiyeti ve İslâmiyete lâyık doğruluğu ve istikameti göster”mek (B. S. Nursî, Tarihçe-i Hayat, s. 109) olmalı.

Mikdat Versi adlı bir Müslüman, Britanyalı Müslümanlar hakkındaki olumsuz haberlere karşı önemli bir kampanya yürütüyormuş. Mikdat Versi’nin dikkat çekici hikâyesi The Guardian gazetesinde yer almış. Kubilay Barış Çelik’in tercümesiyle medyascope.tv’de yayınlanan bu gayreti örnek olması bakımından paylaşmakta fayda var. 

Yalan yanlış ve İslamofobya yayan haberlere karşı örnek alınması gereken gayret şöyle anlatılmış:

“Versi kendisini Britanya medyasındaki İslamofobiyle sabırla, nezaketle savaşmaya adamış. Kendisi şemsiyesi altında yüzlerce cami, hayır kurumu ve diğer dini yapıları bulunduran Britanya Müslümanlar Konseyi’nin genel sekreter yardımcısı. Seyahat acentesindeki işinden arta kalan zamanlarında Britanyalı basın mensuplarının Müslümanlara dair önyargılı ya da kasıtlı sansasyonalizmiyle mücadele ediyor. Haberleri not  ettiği tablosunda bazı haberler ‘düzeltildi’ anlamında yeşil renkle çizilmişken reddedilenler ya da beklemedekiler hâlâ boş duruyor.

“Versi’nin diğer tablosu daha da açıklayıcı: Ağustos 2016’dan itibaren Müslümanların bahsinin geçtiği tüm gazete yazıları. 24.750 yazının hepsi Müslümanlara yönelik kullanılan dile göre ‘olumlu,’ ‘olumsuz’ veya ‘hiçbiri’ olmak üzere sınıflandırılmış. Geçen Mayıs ayında güncellenmiş versiyonunda 14.129 haber ‘olumsuz’ olarak sınıflandırılmış. Yani haberlerin yarısından çoğu (2007’de yayınlanan bir araştırma, bir haftada  Müslümanlar hakkındaki haberlerin yüzde 91’inin olumsuz olduğunu ortaya çıkarmıştı).

“Gazeteciler arasında, Versi’nin çabası, nispeten küçük bir karşılık buldu. Akademisyenler, basın mensupları ve hükümet yetkilileri, Versi’nin konusunu anlıyor, ancak bununla nasıl başa çıkılacağına kimse karar veremiyor. Risk altında olan çok şey var. Basın özgür olmalı; suç nefret söyleminden ayırt edilmelidir, medya faaliyet gösterdiği toplum tarafından şekillendirilir. Bunlar, harekete geçilecek yol boyunca kayalar gibi duran ağır konular. Versi bir sorunu tanımladı ve buna dair istatistikler tuttu, fakat karşılığında, sorunun çözülebilmek için fazla büyük olduğu söylendi. (...)

“Versi’nin bir haber hakkında yaptığı ilk şikâyet, 2015 yazında, Londra’nın doğusundaki bir hükümet aracına saldıran Müslüman bir çete hakkında yayınlanan bir haber üzerine oldu. ‘Müslüman çetenin’ ifadesinin neden hikâyeyle ilgili olduğunu veya doğru olsa bile, gazeteye neden yazıldığına anlam veremeyen Versi, ‘Her nasılsa genel yayın yönetmeni beni dâvet etti ve iki saatliğine sohbet ettik. Çok iyi gitti. Pazar günü benden özür diledi ve haberin başlığını değiştirdi. Bu ilginç bir sonuçtu.’ Versi böylece, tek bir e-posta ile değişiklik  yaratabildiğini fark etti. Medyadaki önyargı hakkında ateşli bir dil kullanmak yerine Versi, pragmatik davranıyor ve hataları düzeltmeye odaklanıyor. (...)

“Versi, hava koşullarının değiştiğine inanıyor: ‘Bir noktada, herkes ‘Müslüman terörist’ ibaresini kullandı ve şimdi ‘İslâmcı terörist’i kullanıyor. Bu nasıl oldu? Çünkü bunun yanlış bir terim olduğuna dair bir kanı gelişti. Bence başaracağız. Tarihin bize bunu yapabilmemizi sağladığını düşünüyorum.” (medyascope.tv, 19 Ekim  2018)

Versi gibi örneklerin sayısı çoğalırsa Müslümanların aleyhindeki hava daha fazla değişecek ve inşallah “İslâmdan korku” dağılacak. Müsbet harekete güzel bir örnek olan Mikdat Versi gibilerin sayısının çoğalması en büyük temennimiz...

Okunma Sayısı: 1245
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    3.11.2018 12:38:49

    Özetle, "Müslümanların aleyhindeki havanın değişmesi" yine Müslümanın eylem ve söylemine bağlıdır. Türk aydının yüz akı bir münevver ve mütefekkir olan merhum Cemil Meriç, kendisini ziyaret eden bir Nur talebesine iki önemli tavsiyede bulunur: "1.Doğru İslamı, 2. Doğru metodu Bediüzzaman ve Risale-i Nur'lardan öğreniniz." Evet bizler, Doğru İslam ile Doğru Metodun neresindeyiz. Hep başkalarını suçlamak yerine bir kez de olsun kendimizi hesaba çekelim. "Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz" ve "Adalet mülkün temelidir" diyen bizler değil miydik? Menfaat uğruna Sıdk/doğruluğu öldüren, kizb/yalanı ihya eden/dirilten kimler? Mikdat Versi'nin Britanya'da yalana karşı verdiği kişisel mücadele örnek ve takdire şayan bir gayrettir. Nefsimizi de yalandan kurtararak, birbirimizi yalan-yanlış beyanlarla kandırmaktan vazgeçerek, ibret ve ders almalı; harice de güzel örnek olmalıyız. Ki yalan haber yapamasınlar.

  • Gündüz Alp-2

    3.11.2018 12:22:49

    "Yalanları silmek" konusu yalnızca matbuat lisanı/dili ile ortaya atılan yalanlarla sınırlı olmamalı. Her bir samimi Müslüman, kalbi, ruhi, akli, fikri, kavli, fiili...hakeza hayatından da "yalanı silmeli" mümin/emin insan olma vasfını, özelliğini izhar etmeli/göstermelidir. İslam dışı dünyanın, İslam/Müslüman hakkında yalan söylemesi anlaşılabilir bir durum iken, Müslümanın 'yalan' söylemesi, 'yalancı' konumuna düşecek eylem ve söylemden uzak durması gerekmez mi? Mesela, 16 yıllık "dindar iktidar" döneminde, açıkça söylemeliyim ki dindarlar sınıfta kalmıştır. Bugün (Cumhuriyet gazetesinde) 'Siyasal İslamcılık kaybetti" başlıklı bir makale okudum ve bir Müslüman olarak hicap duydum. Yazı, İslamı ve Müslümanı kötülemiyor. Bu ideolojinin (eski bir siyasetçinin dediği 'maneviyatta sınıfta kaldık' dediği ve) ülkeyi getirdiği maddi-manevi durumu özetliyor. İslamofobinin köklerini bilmek, izlerini iyi sürmek lazımdır.

  • Gündüz Alp

    3.11.2018 12:07:03

    Sayın Çakır, günümüzde yalancının mumu yatsıya kadar bile yanmıyor. Yazınızdan da anlaşılacağı üzere, dış dünyadaki İslamofobiyi tetikleyen şeylerin başında "olumsuz ve yalan haber" gelmektedir. İkincisi de (maalesef) Müslümanların, "doğru İslamı" fiillerinde gösterememiş olmalarıdır. Diğer etken de İslam Dünyasının hemen her yerinde Bediüzzaman'ın üç düşman dediği cehalet, sefalet ve tefrikanın var olmasıdır. İslam gerçeği ile örtüşmeyen Müslümanın bu halleri, İslam düşmanlarının eline koz vermekte, ekmeğine yağ sürmektedir. İslam ülkelerinin çoğunda demokrasi ve hukukun olmaması da ayrı bir sorun ve gerçektir. Bütün bunları alt alta koyduğumuzda, İslamofobinin olması normal değil mi? Bediüzzaman'ın "üç düşman" ve "altı hastalık" olarak zikrettiği konuların çok iyi irdelenmesi gereken çok önemli konulardır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı