"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yanlış içinde yanlış

Faruk ÇAKIR
02 Ocak 2018, Salı
Türkiye’nin bütün meseleleri insanlık fıtratına uygun kaidelere uymak şartıyla konuşularak ve tartışılarak halledilebilir. Zaten Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bir vazifesi de bu değil mi?

Farklı dünya görüşlerine mensup vekiller meseleleri konuşur, tartışır ve ortaya doğru çıkar. Tabiî ki bu tartışmalardan milletin de haberi olması gerekir. TBMM’de bulunup da yanlış yapanlar ya da yanlışta ısrar edenler varsa onlar da bu yanlışlarının karşılığını milletin önüne gelecek ilk sandıkta görür ve bulur.

OHAL idaresi sebebiyle bir süredir TBMM asıl fonksiyonunu yerine getiremiyor. Kanun yerine, ‘Kanun Hükmünde Kararname’lerle idare edilme tercih edilmiş durumda. Farklı siyasî kanaatlere mensup çok sayıda kişi bu uygulamanın yanlış olduğunu ve bir an önce ‘normal hal’e dönülmesi icap ettiğini hatırlatıyor. Türkiye’yi idare edenler ise bu taleplere karşı çıkarak en son sözü, en önce söyleyip KHK’lara itiraz edenleri ‘teröre destek olmakla’ suçluyorlar. El insaf, el insaf, el insaf!

Bu kadar büyü toptancılık olur mu? Bu sözün nereye varacağı hesap edilmiş midir? Daha yakın zamana kadar iktidar mensupları olan, en üst seviyede Türkiye’yi temsil eden kişilere dahi bu itham dillendirilmiş olmuyor mu? 

“Bu itirazların haklı bir yönü olabilir mi?” diye bir düşünüp, konu yeniden incelense kim ne kaybeder? Yapılan bazı düzenlemeler hür dünyada kabul gören temel uygulamalara çok ters. Yani yüzde yüz yanlış bir uygumayı gözü kapalı savunmak ve buna itiraz edenleri de en ağır ithamla suçlamak kime ne kazandıracak?

Bakınız, yakın zamana kadar kabul gören bir ‘bylock listesi’ vardı ve buna dayanılarak pek çok kişi tutuklandı. O tutuklamalar yapılırken “Toptancılık yapılmasın. İtirazlar dikkatlice dinlensin. Bu listede yanlışlıklar olabilir” diyenler olmuştu. İdareciler ise böyle bir ihtimale hiç yer vermeyip, “Mağdur falan yok. Kimde bu program varsa hepsi suçludur” diye kesin bir dille konuştular. Aradan zaman geçti ve bu ‘suçlu listesi’nden 12 bin kişiye yakın isim silindi, aklandı, suçsuz ilân edildi. Peki, ilk kabule göre hareket edilince ortaya çıkan haksızlığı, mağduriyeti hesap edebilir miyiz?

Aynı mesele şimdi de KHK’larla önümüze geldi. “OHAL bir an önce sona ersin. KHK’larda yanlış ifadeler düzeltilsin” diyenlere karşı “Acaba bir haklılık payı var mı?” demeden hemen bu itirazları dillendirenleri “teröre destek vermek” ithamıyla damgalamak çok büyük bir mesuliyeti de beraberinde getirmez mi?

Denge ve Denetleme Ağı da yayınladığı yeni “politika belgesi”nde “696 sayılı KHK’nın 121. maddesiyle getirilen darbe ve terör olaylarının bastırılmasına yardım edenlere yönelik cezaî sorumsuzluk düzenlemesi, barındırdığı muğlaklıklar nedeniyle hukukî kesinlik ilkesine terstir ve mevcut haliyle keyfi uygulamalara kapı açma riski barındırmaktadır. Aynı KHK’nın 103. maddesinde düzenlenen tutukluların tek tip kıyafetlerle mahkeme önüne çıkmalarına yönelik düzenleme ise, yine hukukun temel ilkelerinden masumiyet karinesini çiğnemekte, Anayasada ‘hak arama hürriyetinde’ geçen adil yargılanma hakkına hasar vermekte ve ceza infaz kurumlarında çatışmalara neden olma kaygısı doğurmaktadır. Bu iki maddenin gözden geçirilmesi, özellikle cezaî sorumsuzluk maddesinin tüm partilerin katılımıyla Meclis’te tartışılması gerekmektedir” demiş.

“Hayır bu düzenlemelerde muğlaklık yok, her şey açık. Anayasa ve uluslar arası kurallara uygundur” diyebilen var mı? Bunu diyemeyenlerin her itiraz edeni ağır bir ithamla suçlaması yanlış içinde yanlış değil mi?

Okunma Sayısı: 3160
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı