"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İslâmda iktisat ve infak

Fatih Yokuş
03 Ekim 2018, Çarşamba
İslâm dini; zenginin malını koruma ve servetine servet katma dini değildir. Onun içindir ki Kur’ân imandan sonra zekât, sadaka, anne-baba, akraba, komşu hakkından sonra en fazla infak yani vermekten söz eder.

Yine Peygamberimiz (asm) başta olmak üzere ona (asm) en yakın olanlar da en fazla fedakârlık yapanlar olmuşlardır.

Türk Lirası’nın aşırı derecede değer kaybetmesi ile oluşan ekonomik krize karşı yapılması gerekenlerin başında; devletin israftan kaçınması, en tepeden başlayarak bütün hükümet erkânının fedakârlık yapmaları ve zengin sayılan kimselerden fedakârlık istemeleridir.

Bir başka önemli konu da hükümetin tasarruf tedbirleri alması, iktisat ve zekât konusuna dikkat etmesidir.

Bediüzzaman: “Şehrin müftüsünün sözü hatırıma geldi. “Fesubhanallah” dedim. Bu bağların mahsulatı, şehrin hacetinin pek fevkindedir. Bu şehrin ahalisi pek zengin olmak lâzım. Hayret ettim. Beni aldatmayan ve hakikatlerin derkinde bir rehberim olan bir hatıra-ı hakikatle anladım. İktisatsızlık ve israf yüzünden bereket kalmamış ki, o merhum müftü “Ahalimiz fakirdi” diyordu.

Ülkemizde halihazırda Türk Lirası’nın, döviz ve altın karşısında değer kaybına uğraması neticesinde bütün mal ve hizmetler üzerine zam baskısı yapmasına sebep olmuştur. 

Hastalığı teşhis etmeden, tedavi edecek doktora danışmadan, gerekli ilâçları vermeden hastaya “sen yıkılmazsın”, “bu da ne ki maşallah’ın var”, haydi koçum” gibi hamasi nutuklarla ekonomiyi düzeltmek mümkün değildir. 

Bir defasında Medine’de kıtlık olmuş, ekonomik kriz yaşanmıştı. Ticaretle uğraşan, Medine’nin zenginlerinden, Peygamberimizin (asm) damadı, kuvvet ve kudret sahibi Hz. Osman (ra) yiyecek yüklü büyük bir kervanı Medine’ye giriş yapmıştı. Kervanın geldiğini duyan esnaf Hz. Osman’a (ra) başvurmuş yüksek fiyatlar vermişlerdi. Hz. Osman (ra) bu teklifleri kabul etmemişti.

Hz. Osman (ra); “Bunlar malımın hak ettiği değeri vermiyorlar” diyerek Bakara Sûresi 261. âyetini okumuş ve “Allah bana yedi yüz kat vereceğini vaat ediyor” deyip tamamını halka bedava dağıtarak krizi önlemişti.

Peygamberimiz (asm) döneminde ekonomik ihtiyaçlarda, başta Peygamberimiz (asm), Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali gibi sahabenin ileri gelenleri herkesten fazla fedakârlık yaparlardı.

Aynı zamanda devlet başkanı, aile reisi olan Peygamberimiz (asm) asla israf etmemiş, şatafatlı bir hayat sürmemiş, nefsine, ailesine ve yakınlarına ayrıcalıklar istememiş ve yapmamıştır.

İslâm dininde; zenginin malının korumasından çok muhtaç olanların ihtiyacının giderilmesi hep ön planda tutulmuş ve teşvik edilmiştir.

İbrahim Sûresi 31; “İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alış veriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar.”

Peygamberimiz (asm): “Kıyamet gününde, fakirlerden dolayı zenginlerin vay haline! Çünkü onlar şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz’ bu zenginler bize haksızlık ettiler. Senin, bizim için onlara farz kıldığın hakkımızı vermediler.” 

Allah Teâlâ da şöyle diyecek: “İzzetim ve Celâlim hakkı için, sizi yakınlaştıracağım, onları uzaklaştıracağım.” (Taberani)

Selâm ve duâ ile.

Okunma Sayısı: 1086
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı