"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Demokrasilerde medyanın işlevi ve obskurantizm

Fatmanur Öztürk
07 Ekim 2018, Pazar
Yakın siyasî tarihimiz, monarşiden meşrûtiyete, meşrûtiyetten cumhuriyete geçişin, “tek adamlı ve tek partili rejim”den millet irâdesinin Meclis’te temsilini esas alan demokrasiye ve yeniden Meclis’i işlevsiz bıraktıran, yürütmenin yanı sıra yasamayı ve yargıyı uhdesine alan “tek kişilik sistem”e ve bu süreçte demokrasiyi inkıtaa uğratan derin kırılmalara sahne olmuş.

Cumhuriyetin ilânından bu yana demokrasi, farklı kalıplara yerleştirilerek aynı isim altında empoze edilmiş. Parlamenter demokrasi, kimi zaman “darbeli demokrasi”, kimi zaman “hür demokrasi” veya “susturulmuş demokrasi” haline getirilmiş.

Ve demokratik insanî değerlere mânialar konulup bastırıldıkça, insanlar insanı insan yapan kıymetlerden mahrum edilmiş; hür fikrin, hür düşüncenin önüne zincirler çekilmiştir. Bu zincirler, ya “Takrir-i Sükûn” ya “OHAL” olmuş; ifâde hürriyetinden, görüşlerini hürce açıklamaktan korkan nesiller türemiştir.

Gerçek şu ki, çağımızda beyinlere medya aracılığıyla hükmediliyor. Günümüzde düşüncelerin geniş kitlelere sunulması basın yayın ile sağlanıyor. Haksızlığa karşı hakkı ifâde etmekten çekinmeyen hür toplum için, öncelikle medyanın hür - tarafsız olması lâzım. Gazete ve televizyonların, gerçekleri açıkça ortaya koyması gerekiyor.

Ne var ki, muhtelif fikirleri halka tarafsızca objektif olarak sunması gereken medya, çıkarları uğruna demagojik yaygaralarla, iktidar eksenindeki taraflı propagandalarla gerçekleri saptırıyor, kitleleri manipüle ediliyor.

Halk, maksatlı bir biçimde “obskurantizm” denilen “egemen güçlerin hoş görmediği kavramlara, kişilere, topluluklara ilişkin toplumun bilgi erişimini sistematik olarak kısıtlayıp, o bilgileri kendi çıkarları için kullanma ve ‘gerektiği yerde gerektiği kadar bilgi verme” vakıası ile karşı karşıya bırakılıyor. Bu kıskaçla, özgün ve hür düşüncelere kapılar kapatılıyor, vatandaşların doğru bilgiye ulaşmaları engelleniyor.

Ve medya tekelinin sürdüğü günümüzde, medyanın demokrasiye hizmeti bir yana, demokratik değerleri tehdit eder hale geliyor. Medya, siyasî iktidarın taşeronu olarak rakip partilere ve şirketlere karşı bir şantaj ve baskı unsuru olarak kullanılıyor. Oysa demokrasilerde medyayı hür kılmak devletin temel görevleri arasında yer alır.

Özetle, medya, taraflı cereyanlara kapılmamalı; doğruyu bulmaya çalışmalı. “Zulme rızâ zulümdür” hükmüyle zulme rızâ göstermemeli, zulmü ve zâlimi alkışlamamalı. 

İstibdada boyun eğmemeli; daima hakkın yayında haksızlığın karşısında hakikati haykırmalıdır. Tam anlamıyla demokratik bir Türkiye için çalışmalı; zihinleri uyandırarak bilinçlendirmelidir. Aksi halde, obskuranizm dayatmasıyla, tek yönlü çarpıtmalarla toplum felç, demokrasi tahrip edilir.

Toplumca yaşadığımız gerçekleri saptırma ve çaptırma travmasında olduğu gibi...

 

Okunma Sayısı: 574
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı