"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Beden ve ruhun huzuru: Uyku (1)

Feyzullah ERGÜN
18 Aralık 2017, Pazartesi
En mükemmel şekilde yaratılan insan bedeni, hayat faaliyetlerine gerekli enerjilerin sağlanması için akıl almaz sistemlerin bir arada; uyum içerisinde çalıştırıldığı, elektrik enerjisi üreten harika bir makinaya benzetilebilir.

Bu makinanın çalışırken dinlendirilmesi, bu sanatın benzersizliğini ve sanatkârının harika mucizelerini ispat eder. Hayat fonksiyonlarını devam ettiren insan organizmasının bakım, onarım ve dinlenme tatilinin sağlanması, uyku denilen nimet ile gerçekleşir. Ahsen-i takvim modelinde yaratılan bu ilahî sanat eserini, yoktan var eden Halık-ı Kâinat (c.c.), Kur’an-ı Mu’ciz-ül beyânda, kullanma talimatını bizlere hediye ve in’am etmiştir. “Gece vakitlerinde uykunuzu hareketi durdurmak suretiyle bir dinlenme kıldık.” (Nebe suresi, ayet: 9) Bu ayeti, Abdülkadir Geylanî (ks.) Hazretleri, muazzam tefsirinde şu şekilde tefsir etmişlerdir: “Ki böylece sinir ve kaslar gevşeyerek dinlenir ve insanın güç merkezleri yorgunluk ve zayıflıklarını gidererek gündüz yapacakları işleri tam bir güçle yerine getirme imkanı bulabilirler.” (1) “O’dur sizi geceleyin ölü gibi yapan ve gündüzün ne yapacağınızı bilen. O, sizi (kendisi tarafından) tesbit edilen ömrü tamamlamak üzere her gün hayata geri döndürür.” (En’am suresi, ayet: 60) Burada uyku ve uyanıklık kutuplaşması, ölüm ve hayata bir işaret taşır.” (2) Uykunun adeta ölümün küçük bir benzeri ve sembolü gibi görülebileceği de hatıra getirilmektedir.

Beden ve ruh sağlığımızın göstergesi olan sağlıklı uykuya, daha çok beyin ihtiyaç duyar, bu ihtiyacın giderilmesi sonucunda, beden dinlenip huzura kavuşur. Vücudun, psikolojik ve fizyolojik sistemlerini düzenleyen biyolojik (fıtrî) saat, uyku ile ayarlandığında, hücre ve organların onarılması ve gece uyku halinde iken salgılanan MELATONİN hormonunun etkileriyle, mutlu ve huzurlu bir beden yapısına kavuşulur. “Gündüz saatlerinde salgılanan SERATONİN hormonu yerini, uyku hormonu olarak bilinen melatonine bırakır. Gece boyunca salgılanan melatoninin işi, beynimiz ve göz kapaklarımız yeniden gün ışığına kavuşuncaya kadar, mucizeler gerçekleştirmektedir. İç saatimiz olan SİRKADİYEN RİTİM tarafından tetiklenen bu kusursuz döngü sayesinde uyku, bedenimizdeki dolayısıyla hayatımızdaki her şeyi düzene sokar ve arızaları tamir eder. Dolayısıyla aç ve susuz yaşamak, nasıl mümkün değilse, uykusuz yaşamak da mümkün değildir. Uyku vücudun tamir edildiği, son derece aktif bir süreçtir.” (3)

Düzenli ve kaliteli bir uyku, vücut bağışıklık sistemini güçlendiren, hastalıklara ve erken yıpranıp, yaşlanmaya engel olan, sırları ve rüyalarıyla büyük bir nimettir. Sağlıklı bir hayat için, ihtiyaç duyulan uykunun süresi kadar, kalitesi de önemlidir. İnsandan insana değişmekle birlikte, normal şartlarda uyku süresi 6-8 saat arasında olmalıdır. Zamanımız çalışma şartları göz önünde bulundurulduğunda, ileri-geri saat oynama ve uygulamaları, çalışanların ve bilhassa öğrencilerin mesaiye uyma ve ibadetlerin, sıkıntılı hallerde yaşanmasına sebep olduğu gibi, verimli mesai ve dikkatli ders dinleme gayretlerini olumsuz etkileyen yetersiz uyku hali ve biriken gizli uykusuzluk durumlarıyla, çeşitli zararlar veren olumsuzlukların yaşandığıdır. Bundan da anlaşılıyor ki, beden uyandığı halde, sık sık esneme alametleriyle beyin faaliyeti uykuya, bir uyurgezer gibi devam etmektedir. Uykusuzluk ve uyku bozuklukları, uykuda geçen zamanın düzensiz şekilde programlanmasından ortaya çıkar. Uykusuzluğu tetikleyen, diğer önemli faktörlere gelince; aşırı ışıklandırma ve ses kirliliği yapan, yüksek ayarlı ses kaynaklarıdır. Bunların günümüzdeki örnekleri, televizyon, internet, elektrikli ev aletleri ve müzikle ilgisi bulunmayan sıkıntı, stres ve depresyon kaynağı, çığlıklar ve feryatlardır. Bu tür olumsuzluklardan uzak kalındığında, zamanında alınan kaliteli bir uyku ile MELATONİN hormonunun salgılanması sonucu, vücudun enerji üreten ve onaran sistemleri, aktif hale gelerek, mutluluk kaynağını destekler.

Uyku mekanizmasını araştıran ilim adamları, insanların iki ayrı uyku dalgasına göre programlandığını tespit etmişlerdir. “ Münih ve Regensburg Üniversitelerinden Prof. Jürgen Zulley ve Barbara Knab’ın araştırmalarına göre, bu iki dalgadan biri, öğlen saatleri arasında 10 ila 30 dakikalık süreyi içerir. Öğlen vakti ve öğlen yemeği öncesi uyunacak bu uyku, uykusuzluğun en önemli çözümlerinden biri olarak görülmektedir. (Böylece kaylule uykusunun değeri, ilmen de sabit olmuştur.) Diğeri ise gece 00.00-04.00 arası uyunacak uykudur. Bu iki vakti düzenli olarak uykuda geçiren kişiler uykusuzluk sorununu aşabilir.” (4) Bu araştırmanın sonuçuna göre, Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin “Fıtrî uyku 4 saattir” beyanı, ilmî olarak da ispatlanmış olmaktadır. Sonuç olarak, zamanımızın yorgun insanları ancak 6 saat uyku ile dinlenebileceği göz önünde bulundurularak, gece 23.00 uykuya geçilmesi doğru olacaktır.

SAĞLICAKLA KALIN.

Dipnotlar:

1) Abdülkadir GEYLANÎ (ks.), Geylanî Tefsiri, c.6, s.301, Ceylanî İlim Araştırma Merkezi 2012 2) Muhammed ESED, Kur’an Mesajı, s. 307, İşaret Yayınları 2013 3) Prof. Dr. Hüseyin NAZLIKUL, Uykunun Sihirli Gücü, s. 13 Destek Yayınları 2017 4) Age. 23

Okunma Sayısı: 2029
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı