"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Beslenmemiz kimyasallaşırken - 5

Feyzullah ERGÜN
10 Aralık 2018, Pazartesi 01:01

E430, E431, E432, E433, E435, E436 (Polioksi-etilen grubu): Etilen oksit ve Stearik asitten üretilen bileşiklerdir. Fırın ürünlerinde, pudingler, soslar, dondurmalar, hazır çorbalar, kekler, pastalar, sakızlar, meşrûbatlar ve çoğunlukla kozmetiklerde kıvam arttırıcı olarak kullanılırlar. Bunlar genetiği değiştirilmiş mısır yağından elde edildikleri gibi, hayvanî yağlardan da elde edilme ihtimalini de taşırlar. 

Riskleri; cilt reaksiyonlarına, sindirim ve bağırsak sorunlarına, böbrek taşına, urlara yol açarlar. OBEZİTE ve demir emiliminin azalmasına sebep olabilirler. Domuz türü hayvanlardan da elde edilebilirler. Son zamanlardaki bazı araştırmalar, kanserojen etkileri olduğunu belirtmektedir. ABD, Kanada ve Fransa’da yasaklanmış olup, mutlaka sakınılması gerekmektedir. 

E441 (JELATİN): Etiketlerde genellikle jelatin/ gelatine olarak yazılır. Sığır, domuz gibi bütün hayvan türlerinin kemik ve derilerinden elde edilir. Kemikten elde edilen jelatin genellikle, kimya sanayiinde, deriden elde edilenler ise, gıda ve ilâç endüstrisinde kullanılır. Endüstrinin ALTIN BİLEZİĞİ olarak tanımlanan jelatin, meyve suları, yoğurt, peynir, şekerler, dondurma, pastalar, çorbalar, salam, sosis, sucuk, kek, bisküvi gibi ürünler başta olmak üzere, kozmetikler, diş macunları, ilâç kapsülleri, bitkisel destek ürünleri gibi çok sayıda ürün ve sektörde, yoğun ve yaygın olarak kıvam arttırıcı ve jelleştirici amaçlarla kullanılır. Çok değerli bir protein olarak pazarlanan jelatinin, hiçbir besin değeri ve tüketenlere hiçbir yararı olmayıp, asıl yararı üretenedir. Riskleri; alerjilere ve astıma sebep olabilir. Jelatin, dünyada yaygın olarak DOMUZDAN elde edilir. Domuz ve sığırdan karışık olarak üretilebilir. Kimi üreticiler ürünlerine ‘YENİLEBİLİR JELATİN’ veya ‘SIĞIR JELATİNİ’ yazsa da, bu bilgiler genellikle tüketiciyi yanıltmak içindir. Özellikle çocuklar için YUMUŞAK ŞEKER olarak pazarlanan bu ürün, bol miktarda tehlikeli renklendiriciler de ihtiva eder. Bu sebeple ÇOCUK SAĞLIĞI için büyük riskler taşır.” 16

E443 (BROM): Ticarî olarak bromin ihtiva eden GDO’lu, yağlı bitkilerden elde edilir. Enerji içecekleri, kola ve aromalı gazlı içecekler, meyve suları, aromalı sodalarda kullanılır. Riskleri; HAFIZA KAYBI, titreme, yorgunluk, kaslarda fonksiyon bozukluğu, baş ağrısı, göz kapağı sorunları, böbrek hasarı, KARACİĞER, sindirim sistemi, kalp, sinir sorunları ve KANSERE yol açar. Mutlaka sakınılmalıdır. 

E444 (Sakkaroz asetat): Genetiği değiştirilmiş bitkilerden elde edilme ihtimali yüksektir. Kola, aromalı gazlı içecekler, parfüm, krem ve saç bakımı gibi kozmetik ürünlerinde kullanılır. Riskleri; bitkisel kökenli yağların üretiminde, bromine edildiklerinden, doğum kusurları ve çocuklarda büyüme problemlerine yol açabilir. OBEZİTEYE yol açar. E445 (Gliserol) de, GDO’lu bitkilerden elde edilerek, aynı amaçlarla kullanıldığından, bunlardan mutlaka sakınılmalıdır. 

E450, E451, E452 (Fosfatlar grubu): Sentetik olarak elde edilirler ve çok sayıda üründe tampon, renk kayımı önleme ve EKMEK üretiminde kalsiyum desteği gibi amaçlarla kullanılırlar. Riskleri; hiperaktiviteye, mineral emiliminin engellenmesine, sindirim bozukluklarına yol açtığı, kısırlaştırdığı, büyümeleri engelleyerek yaşama sürelerini kısalttığı görülmüştür. Almanya’da kullanılmaları yasaktır. Mutlaka sakınılmalıdır.” 17

E460, E461, E463, E464, E465, E466, E468, E469 (SELÜLOZ grubu): Ticarî olarak odundan elde edilirler. Gıdalarda oldukça yaygın biçimde kıvam arttırıcı, DOLGU MALZEMESİ, besinsel lif, topaklanmayı önleyici ve kozmetik sektöründe farklı amaçlarla kullanılmaktadırlar. 

Türkiye’de kullanımları serbesttir. Riskleri; şişkinlik, kabızlık, ishal gibi olduklarını ispatlamıştır. Bu sebeple BÜTÜN DÜNYADA yasaklanma çağrıları yapılıyor. Avrupa Birliği’nde (AB) emülgatör olarak kullanımları yasaklanmıştır. Mutlaka sakınılmalıdır. 

E470, E471, E472, E473, E474, E475, E476, E477, E478, E479 (Yağ asitlerinin tuzları, LAKTİK ASİT ve SOYA YAĞI): Ticarî olarak soya, mısır, kanola gibi genetiği değiştirilmiş bitkilerden ve hayvanî yağ asitleri tuzlarından elde edilirler. Türkiye’de kullanımları serbesttir. Ekmek yapımı ve diğer fırın ürünlerinde ağartıcı olarak, çikolata, şampuan ve diğer kozmetik ürünlerde kullanımları çok yaygındır. Riskleri; büyümeyi engelleme, KARACİĞER ve böbreklerde büyüme, testislerde küçülme, rahim zedelenmesine ve çeşitli kanserlere yol açarlar, Hormon bozuklukları ve kısırlığa da sebep olurlar. Mutlaka sakınılmalıdır. 18

Bütün bu bilgiler ışığında, açıkça görülüyor ki; insan nesli kimyevî yoğunluklu saldırılarla yok edilme tehlikesiyle, karşı karşıya bulunmaktadır. Cenâb-ı Hakk’ın (cc) ilim, irade, hikmet ve kudret kanunlarıyla, son derece intizamlı idare edilen dünyamız, Bediüzzaman Hazretleri’nin şirin deyimi ‘AŞK-I KİMYEVÎ’ organizasyonuyla, düzenli işleyen faaliyete muhalif olarak yıkıma çalışan, beşerin kirli ve şerli ellerine Kur’ân-ı Kerîm’de işaret edilerek, zamanımızdaki tahribatlar mercek altına alınmaktadır. “(Allah’ın buyruklarını umursamaz hale gelen şu) insanların kendi elleriyle yapıp ettikleri sonucunda karada ve denizlerde çürüme ve bozulma (FESAD) başladı: Bu şekilde (Allah), belki (doğru yola) geri dönerler diye yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını onlara tattıracaktır.” (Rûm Sûresi, Âyet: 41) Âyetin tefsirinde ise; “Böylece, günümüzde korkunç bir şekilde- üstelik henüz kısmen- ortaya çıkan tabiî çevremizdeki yoğun çürüme ve tahribat, burada ‘insanın kendi yapıp ettiklerinin bir sonucu’, yani insanın, kendi kendini tahrip eden- çünkü katı materyalist bir temele dayanan- teknolojik gelişmelerin ve insanlığa daha önce hayal bile edemediği EKOLOJİK felâketlerle karşı karşıya getiren çılgınca faaliyetlerin bir sonucu olarak öngörülmüştür. Toprağın, havanın ve suyun sanayi atıkları ve şehir çöpleri yüzünden dizginlenemeyen bir şekilde kirlenmesi, bitki örtüsü ve denizlerin artan bir şekilde zehirlenip yok olması; yaygın uyuşturucu ve görünürde “faydalı” ilâç kullanımı sebebiyle insanın kendi bedeninde ortaya çıkan her türlü GENETİK BOZUKLUKLAR ve insanlara yararlı birçok hayvan türünün giderek yok olması. Bütün bunlara, insanın sosyal hayatındaki HIZLI BOZULMAYI ve çürümeyi, cinsî sapıklıkları, suçları ve şiddeti ve son aşamada nükleer dehşeti ilâve edebiliriz: Bunların tamamı, son tahlilde, insanın Allah’a ve mutlak manevî/ahlâkî değerlere karşı umursamazlığının ve bunun yerine, ”maddî ilerleme”yi tek önemli hedef sayan inançlara tutsaklığının bir sonucudur.” 19

Hasıl-ı kelâm: (E)lerle fıtrata müdahale edildiği için, kullanıldıkları ürünlerde tahribat ve fesada sebep olduklarından, emülgatör kullanılan ürünlerden MUTLAKA SAKINILMALIDIR. Vesselâm.

SAĞLICAKLA KALIN

Okunma Sayısı: 1373
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı