"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Enaniyet girdabı: Narsisizm-3

Feyzullah ERGÜN
04 Aralık 2017, Pazartesi
Amerikan kültürünün etkili olduğu ülkeler ve özellikle genç nüfusun çoğunluk teşkil ettiği ülkemizin, sosyal ve psikolojik gündeminin üst sıralarındaki narsisizm salgını, meydana çıkış, yayılma ve belirtileriyle, sosyal hayatta olan tahribatlarını gözden geçirmeye çalışacağız.

İnsandaki nefsanî duyguların en hassas olanlarından birisi de, aşırı övülmekten haz alması ve bunun sonunda kendi EGO’suna hayranlık duyarak, yüksek değer vermesidir. Zamanla gelişip daha da kabaran nefsin, hakimiyeti tamamen ele geçirmesiyle maddî, manevî hayat yıpranmaya başlar. Bütün işlerinde gurur ve kibir hakim olmaya başlar. ‘ Ben neymişim’ his ve düşüncesiyle tekebbür, fahr ve ucub duygularının istilâsına uğrar. Ekonomik durumu ve refah seviyesi de bu paralelde yükselmişse, dünyanın kendisinin etrafında döndüğünü hesaplayarak, adeta küçük bir FİRAVUNCUK olur. İşte hayat imtihanındaki bu haller, her nefsin önünde bir tuzak gibi durduğundan, sabah ve akşam namazlarındaki tesbihatlarda “Allahûmme ecirne minel … UCBİ VEL FAHR” diyerek, dergâh-ı İlâhi’den korunma ve necat isteyerek istimdat diliyoruz. Nefsin UCB hastalığına bakıldığında “kibir büyüklük taslamakken UCÛB, kibrin daha da abartılmış hali, neredeyse kendine tapma durumudur. ‘GİZLİ ŞİRKE’ tekabül eder. Buna ‘EGO ENFLASYONU’ da diyebiliriz.” 9 

 Nefis ya da ene denilen kudsî emanet, fıtratına uygun olmayan davranışlara hassas olduğundan, yapılan ihmâl ve yanlışlarla, sırat-ı müstakimden saptırılabilir. EGO, üstün başarı, şöhret ve aşırı güven duygularıyla programlandığında, doğuracağı sonuçların en karışığı, narsisizm hastalığıdır. Bunun yayılmasını arttıran en önemli sebeplerden birisi de, çocukların kendilerini çok özel hissetmelerindeki anne ve babaların uygun olmayan davranışlarıdır. Yani küçük yaşlardan itibaren, çocuklara yapılan prens ve prenses muamelesidir. Çocukların terbiyesi farklı kaynaklardan yönetilip, yönlendirilince “geçmişteki anne babasının onayını almak için çabalayan çocuklar idealinin tam aksine, anne babalar çocuklarının onayını almak istiyorlar. En azından kısa vadede çocuklar, isteklerine boyun eğen anne babaları severler. ‘Reklâm bir pusudur’ gerçeğinden yola çıkıldığı için, tarihin hiçbir döneminde, bir çocuğun ihtiyaçları ilk sırayı bu derece işgal etmedi. Bu açıdan bakıldığında, ne yazık ki ebeveynlerin, öz saygıyı yükselttiğini düşündükleri şeylerin çoğu – bir çocuğa özel olduğunu söylemek ve istediğini vermek gibi- aslında narsisizme yol açıyor. Çocuklar büyüdükçe talepleri de pahalılaşarak artıyor. Bugünün anne babaları süper başarılı insanlar yetiştirirken, beki de farkında olmadan, süper narsistler yetiştirmiş olabilirler. İşte narsisizmin başlıca yüzlerinden biri olan, her şeyin en iyisini hak ettiğine inanmanın tam tanımı bu.” 10

Nefsi hileli yollara sevk edip, şaşkına çevirmenin yollarından en önemlileri şöhret-i kazibe (ses ve sinema sanatçıları, futbolcular, siyasetin yüksek makamlarındakiler ve gücüne meftun güç sahipleri), modacıların etkili faaliyetleriyle körüklenen güzel görünme duygusunun kamçılanması, refah ve konfor odaklı yaşamanın özendirilmesi ve internetteki sosyal medya siteleri, narsisizmin geniş kitlelere yayılmasına imkân sağlamaktadır. Narsisizm girdabına kapılan kişilerde, kalite ve keyfiyet halleri önemli olmayıp, çokluk, kalabalık ve kemiyet değer kazanır. Bu düşünce yapısına odaklanan bir ENE, gerçek anlamda beş dost yerine, sitesine kaydedebildiği çoklukta arkadaş sayısıyla kendini değerlendirir ve üstünlük duygularını çevresine yoğunlaştırarak kibr-i mücessem sembolü halini alır. Bunların hayatında alçakgönüllülük yer almadığı gibi, lügatlerinde tevazu kelimesi de bulunmamaktadır. Ekran kültürüne vakıf olduklarından, bilgi ve entelektüel seviyelerini en yüksek seviyede, etraflarına servis etmeleriyle narsistik bilgiçliklerinin odak noktasına yerleşirler. Narsisizmin kuşattığı hayatların anlaşılabilmesi için uygulanabilecek, net sonuçlar veren kısa bir test sorusu bizlere ipucu verebilmektedir. Yaşanan günlük olay ve davranışlardaki (sosyal faaliyetler, giyim ve şahsî eşyaların kullanımı vs.) etki ve tepkiler nefsin beğendiği şekilde teşhir ve reklâm edilmesi için mi yoksa, gerçek ihtiyacı olduğu düşüncesiyle, mütevazi bir şekilde, verilen nimetleri şükür ederek mi değerlendirdiği, narsisizmle, nefsin normal halinin farklarını ortaya koyan, nefsin muhasebeye çekildiği test sorusudur. 

Asrımız benlik, enaniyet ve narsisizmin hakimiyetinde bulunduğundan, nefsin bu afet ve hilelerini tahlil ve analiz eden Bediüzzaman Said Nursî (ra) Mesnevî-i Nuriye’de “A’male güvenmek ucubdur, insanı dalâlete atar. (…) Semavat ve arzın hamlinden korkarak imtina ettikleri cihet, enenin bu cihetidir. Çünkü, dalâletler, şirkler, şerler bu cihetten doğarlar (Ene kendisine müstakil nazarıyla bakmakta, kendisini malik itikat ederse). Eğer, vaktiyle o enenin şiddetli bir terbiye ile başı kırılmaz ise büyür, insanın vücudunu yutar. Eğer milletin de enaniyeti inzimam ederse (eklenirse), Sâniin emrine karşı mübarezeye çıkar, tam manasıyla şeytan olur. (…) Ene, haddizatında bir hava, bir buhar gibi iken, verilen ehemmiyete göre mayi haline gelir, sonra ülfetle kalınlaşır, sonra gaflet ve isyan ile öyle kalınlaşır ki, sahibini yutar. Halkı, esbabı da kendisine kıyas ederek, Hâlık’ın evamirine mübarezeye başlar. Küçük âlemde- yani insanda- ene, büyük insanda- yani kâinatta- tabiata benziyor. İkisi de tağutlardandır.” 11 

Selâmetli doğru yoldan ayrılarak kibir, gurur, ucub en nihayet enaniyet girdabında narsisizm ve tuğyan derinliklerine batan ENE cevherinin sırlarını çözmüş bulunan Risale-i Nur hakikatleri, hakikat arayıcılarının önünde bütün haşmetiyle, sahil-i selâmete çıkaran bir sefine-i Rabbaniye olarak durmaktadır. Tercih ederek, ihlâs ve sebatla içine dahil olanları, ebedî saadet âlemlerine en kısa yoldan ulaştıran ve insanın bütün sıkıntılı problemlerini çözen emniyetli bir rehbere nihayet derecede muhtacız. Bu rehber çok yakınımızda olup, herkesi şefkat ve muhabbetle beklemektedir. 

SAĞLICAKLA KALIN 

 

Okunma Sayısı: 971
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • atilla

    4.12.2017 13:49:54

    önemli bir noktaya parmak basan yazınızı ilgiyle okudum. Kaleminize bereket yüreğinize sağlık Feyzullah Ergün. teşekkürler

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı