"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Rahmetin tıp ilmine yansımaları (3)

Feyzullah ERGÜN
14 Ocak 2019, Pazartesi
Hastalıkların tedavisinde kullanılan ilâçların faydalarını ve kullanma şekillerini belirtmeden önce, sosyal tıp açısından önemli bir prensibin unutulmaması gerekir.

Tıbbın temel kaidelerinden biri olan, “İ’lem (bil ki); maharetli tabibin hastayı, hastalığından kurtarması ve ömrünü uzatması şartı, söz konusu değildir. Hastanın muayenesini yapıp, durumunu inceledikten sonra, tedavi ile şifaya kavuşabileceği kanaatine varırsa, ilâç vermeye başlar. Afiyet ve şifa EMR-İ BARİ’ye (cc) bağlıdır. Eğer mevcut sebepler ve hastanın genel durumu hayatın sonuna gelindiğine işaret ediyorsa, ilâç yüklemekten elini sakınır.” 

Bu temel prensip çerçevesinde, denenmiş bazı devalardan, tarif ve özelliklerinden kısaca söz edeceğiz.

BAL: Devaların seyyidi, efendisidir. Kur’ân-ı Kerîm’de Allah-u Zülcelâl Hazretleri’nin (cc) buyurduğu “Fihi şifaun lin nas” (Onda insanlar için şifa vardır.) İnsanlar için rahmet ve şifa hazinelerinin kaynağından, Şafi-i Hakiki’nin (cc), kudret eliyle kâinat eczahanesinden, muhtaç insanlığa reçete edilmektedir. Kâinatın bilinmeyen sırlarını insanlığa tarif ve tebliğ eden Fahr-i Kâinat (asm) Hazretleri de buyuruyorlar ki, “İki şifalı şeye devam edin, KUR’ÂN ve BAL.” Bir başka nurlu reçetelerinde “Sena ve senuta devam edin. Bunlar SAM (ölüm) hariç, bütün hastalıklara şifadır” buyurmuşlardır. Hadis-i Şerifte anlatılan SENA (Sinameki), SENUT ise baldır. Akciğerlerden balgamı temizler. Vücutta biriken zararlı maddelerin atılmasını sağlar. Vücudun ağır ve yıpratıcı yaralarının şifasına destek sağlar. Süzülmüş bal, damarların bütün hastalıklarını arındıran şifa ve deva kaynağıdır. Süzülmüş bala bir miktar tuz karıştırılıp, macun haline getirildikten sonra, konuşamayan küçük çocukların dilinin altına sürülürse, anlaşılır şekilde kısa zamanda konuştuğu görülür. Vücudunda balın çok az miktarı dahi bulunan kişi, birçok dert ve sıkıntıdan korunmuş olur. 

Tabi ki, şifa kaynağı olacak bal saf, temiz ve organik şartlar altında, mübarek arıların işçiliği ile hazırlanmış olanıdır. Şeker ve glikoz kaynaklı, bal görüntüsünde insanların hazırladığı karışım derde deva değil, derdin kaynağı olacaktır. İnsanların, fıtrat ve iç yapısına müdahale edilmeden, elde edilen TEREYAĞI/SADEYAĞ: Hazret-i Ali’nin (kv) beyanlarıyla “sadeyağ gibi tedavi edici bir deva yoktur.” Sindirimi zor gibi ise de, sindirildikten sonra güzel ve faydalı bir deva olur. Bazı merhemlerin yapılışında kullanılırsa, yaralardaki ölü dokuları temizleyerek, sağlıklı dokuların yaradılışına vesile olur.

SARIMSAK: Hipokrat diyor ki, “sarımsak, insanların vücudunda biriken zehirlere karşı, şifalı bir devadır.” Sarımsak, aç karna bal ile yenirse, akciğerleri balgamdan, karın organlarını sıkıntı veren atık ve zararlılardan temizler. Mideyi kuvvetlendirir. Sarımsak, balla karıştırılıp merhem gibi sürülürse, hemoroit (basur) sıkıntısına devadır. Vücutta bulunan zararlı maddelere karşı vücudu koruyan, ağrılarını kesen ve afiyet veren bir nimettir. Vallahu A’lem bi ğaybihi ve ahkem.

ÇÖREKOTU (HABBETU’S SEVDE): Peygamber Efendimiz (asm) buyuruyorlar ki, “Çörekotuna devam ediniz. Ölüm hariç, her hastalığa şifadır. Ademoğullarından ölümü uzaklaştıracak bir şey bulunabilseydi, çörekotu bunu gerçekleştirebilirdi.” Resulullah (asm), çörekotunu bal ile karıştırarak, aç halde iken alırlardı. Süzme bala karıştırılıp, aç karna alınırsa akciğerden balgamı ve vücuttaki zararlı maddeleri temizler. Eklem ve sırt ağrılarıyla, kaslardaki sertlikleri giderir. Vücutta meydana gelebilecek hastalıklardan koruyarak, hastalanmasına engel olur.

ZENCEFİL: Karın bölgesindeki gerginlik ve gaz sancılarını giderir. Bal ile karıştırılarak yenirse, balgamı temizler. Öksürüğü keserek, göğsü yumuşatır. Akciğerleri temizler, arındırır. Sesin rahatlamasına destek sağlar. Ağız kokusunu ve cildi güzelleştirir.

SİRKE: Hafif kanamaları ve burun akıntısını keser. Kan ve damar hastalıklarına fayda sağlar. Yağsız ayranla karıştırılıp içilirse ishali keser. Özellikle hafif ısıtılarak içilirse, daha etkili olur. Vücuttaki yaraların iyileşmesini hızlandırır. Mide ve dalak fonksiyonlarını kuvvetlendirir. Yemeklerle beraber alınmasına devam edilirse, yemeklerden meydana gelebilecek hastalıklara karşı güvenli bir koruyucu olur. Peygamber Efendimiz (asm) buyuruyorlar ki; “Yemeklerde alışkanlıklarınızın en güzeli, sirkeye devam etmektir.” Vücudun korunmasında sirkenin birçok faydaları vardır. 

Vallah-u Teâlâ Â’lem. 

ÇEMEN TOZU: Zeytinyağı ile karıştırılarak yenirse, damar sertliğine ve eklemlerin hareketlerindeki yetersizliğe fayda sağlar. İdrar zorluklarını rahatlatır. İdrar yollarındaki küçük taş ve kumları düşürür. Çemen tozu, gıdalara güzel tat ve lezzet katar. Peygamber Efendimiz (asm) buyuruyorlar ki; “İnsanlar çemenin fayda ve özelliklerini bilmiş olsalardı, ağırlığınca altın vererek satın alırlardı.” 

DAMLA SAKIZI: Sindirim fonksiyonları zayıflayan mideleri güçlendirir. İştah açıcıdır. Akciğerlerden balgam ve salgılanmasını keser. Ağız kokusunu güzelleştirir. Bağırsakların temizlenmesine ve gaz sıkıntılarının giderilmesine fayda sağlar. 

KARANFİL: Romatizma hastalıklarına devadır. Mide fonksiyonlarını güçlendirir. İştah açıcı özelliği vardır. Balgam salgılanmasını keser, bulantı ve kusmayı önler. Ağız kokusunu güzelleştirerek, ferahlık verir.

Vücut sağlığının dengeli ve huzurlu devam edebilmesi için, organizmada biriken zararlı atıkların temizlenmesi çok önemlidir. Bu faaliyetler yaradılışın tanzimi ile vücut fonksiyonlarının düzenli işleyişi sonucu sağlanır. Beslenme şekilleri ve fizyolojik duraklamalar sonucu temizlenemeyen bağırsakların, zararlı atıkların birikmesinden arındırılmaları için, belli periyotlarla destekleyici ve bağırsak hareketlerini (peristaltizmi) arttıran faydalı bitki karışımlarından örnek uygulamaları tanıtmamız yerinde ve faydalı olacaktır.

“İ’LEM (bil ki) vücudun müshillerle arındırılması, sabunun kirli elbiseye gerektiği misaline benzetilebilir. İnsan devamlı giydiği elbisenin bakım ve temizliğini yapmadığı takdirde, elbise hızla yıpranır. Bağırsak temizliğinde müshil maddenin dozu ve kullanma şekli bilinmeden uygulanırsa, vücuda zararlı hal verir. 

SİNAMEKİ: Peygamber Efendimiz (asm) buyuruyorlar ki; “SENA’ya (sinameki) devam edin. Zira ölüm hariç, bütün hastalıklara şifadır.” Vücuttaki safra ve balgam salgılarını arındırır. Bağırsak hareketlerini arttırarak, kabızlık problemini ortadan kaldırır. İhtiyaç durumunda büyükler iki tatlı kaşığı, bünyesi zayıf olanlar bir tatlı kaşığı toz haline getirildikten sonra, aç karna bol su ile alınır. Sık kullanılmaz, ayda bir kullanılması uygun olur. Çok yaşlıların kabızlık durumlarında kullanmamaları gerekir.

SAĞLICAKLA KALIN

Okunma Sayısı: 1192
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı