"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir tablodan farksız

26 Mayıs 2018, Cumartesi 13:26
Trabzon Notları...

Yeşil ile mavinin birbirine en çok yakıştığı yerlerden biri de Trabzon. Her taşı, deseni tarih kokan, diğer yandan yemyeşil çam ormanlarının, fındık ve çay bahçelerinin, ucu gözükmeyen denizle, coşan dereleriyle süslendiği şehir...

Ankara’dan otobüse binip, ilerleyen saatlerde şehrin bunaltıcı havasından kurtularak, yükselen rakımla birlikte havanın temizliğini içimize çektik ve gözlerimiz yeşil ve mavinin her tonunu temaşa etmeye başladı.

KALECİK KALESİ

Kalecik Kalesi kayalıkların üzerine kurulu, eski tarihlerde Cenevizlerin uğrak noktası, ilerleyen zamanlarda da Türklerin korunmak için kullandığı kale çok büyük bir yapı olmamasına rağmen önemli tarihî olayları içinde barındırıyor. İçimize bol bol deniz havasını çektikten sonra deniz seviyesinden 1300 metre yükseklikteki Hamsiköy’e gitmek için otobüsümüzde yerlerimizi alıyoruz.

SÜMELA MANASTIRI

Sonraki durağımız çok merak ettiğim ve hayran kaldığım bir mekân: Sümela Manastırı. Asıl adı Meryem Ana Manastırı olmakla birlikte, 3. Aleksios döneminde yapılan bu manastır keşiş ve din adamı yetiştirirken 1923 nüfus mübadelesi sonucu içerisinde yaşayan keşişler manastırı terk etmek mecburiyetinde kalmışlar. Dünya çapında da önemli manastırlardan biri sayılan ve Hıristiyan kesimlerce de fazlasıyla ziyaret edilen bu manastırda bulunmak gerçekten etkileyiciydi. Sarp kayalıklar ve yüksek, yemyeşil ağaçların süslediği diğer yandan gürül gürül akan serinletici Maçka Deresi, tertemiz havayla buluşuyor ve bu mükemmel atmosferi bir daha unutmamak üzere hafızalarımıza kazıyoruz. Çam ormanlarının kokusunu içimize çekerken başımızı kaldırdığımızda dağın zirvesine kurulmuş manastır ve çevresi, akılları hayran bırakıyor. Restorasyon sebebiyle içini ziyaret edemediğimiz manastırı geride bırakarak Trabzon’a doğru yola çıkıyoruz.

TRABZON RİSALE-İ NUR ENSTİTÜSÜ

Çok içten misafirseverlikleriyle karşılandıktan sonra yöresel yemeklerin tadına bakıyor, uhuvvet dersinden sonra da kimimiz şimalde kimimiz cenupta da olsak aramızdaki kopmayan ve bizi sımsıkı bağlayan rabıtaları hatırlıyor ve bu rabıtaların ebede kadar devam etmesini temenni ederek ertesi gün Trabzon’u en zirveden izlemek için Boztepe’ye doğru yola çıkıyoruz.

UZUNGÖL

İlk durağımız olan Uzungöl, Çaykara ilçesine bağlı, dik yamaçları ve yeşilin her tonunu barındıran gür ormanlarıyla bir tablodan farksız. Göl, düşen kayaların Haldizen Deresi’nin önünü kapatmasıyla oluşmuş.

Yemyeşil dağları, tamamlayıcı göl manzarasına karşı kahvaltımızı yaptıktan sonra Kalecik Kalesi’ne doğru yola koyuluyoruz.

TRABZON AYASOFYA CAMİİ

Bir sonraki durağımız Ayasofya Camii. 1441 yılında Fatih’in camiye çevirdiği bu yapıda mozaik taş ve desenleri inceliyoruz. Ayrıca çevresinde bulunan rahip mezarları, çan kulesi dikkatimizi çekiyor. Çan kulesinin önceki dönemlerde astronomi veya deniz feneri olarak kullanıldığı da söyleniyor. Şehrin estetik güzelliğini tamamlayan bu yapılardan sonra soluğu Sera Gölü’nde alıyoruz.

BOZTEPE

Bütün şehri görebileceğimiz bu noktadan hem 4000 yıllık tarihi geçmişini, birçok millete ev sahipliği yapmış kültür coğrafyasını, denizi, ormanları ve şehrin uyumunu seyrettikten sonra kahramanlığı, cesareti ve şecaati ile Trabzon mebusu Ali Şükrü Bey’i kabrinde yad ediyor, rahmet ve minnetle anıyoruz.

HAMSİKÖY

Hamsiköy, muhteşem manzarasıyla otantik evlerin buluştuğu, temiz havanın buram buram hissedildiği nadide mekânlardan biri. Yörenin bol yağlı inek sütünden yapılan ve üzeri fındıkla süslenen sütlaç, bölgede önemli bir rol oynuyor. Bunun yanında her yıl Ağustos ayında ‘Sütlaç Festivalleri’ düzenleniyor. Tabiîki bu sütlacın tadına bakmadan gitmek olmazdı, değil mi?

SERA GÖLÜ

Gölün çevresiyle uyumu herkesi hayran bırakırken aynı şekilde gölde gezinti imkânları da mevcut. Turistlerin fazlasıyla ilgisini çeken bu mekânı daha yukardan izlemeye karar vererek bölgenin zirvesine çıkıyoruz. Göl, deniz ve ormanların muhteşem uyumunu seyrederken diğer yandan Akçaabat’ın yöresel yemeklerini tadıyor ve Akçaabat manzarasına karşı çaylarımızı yudumluyoruz. Bol fotoğraflı ve memnun ayrıldığımız bu duraktan sonra bir sonraki durağımız Samsun’a doğru yola çıkıyoruz. Geç saatlere rağmen çok samimî ve içtenlikle karşılandığımız Samsun’dan da son derece memnun ayrılarak dönüş yolculuğumuz başlıyor.

DÖNÜŞ YOLU

Dönerken birçok uhuvvet dolu hatırayla, yeni edindiğimiz dostlarla, geçirdiğimiz güzel ve eğlenceli vakitlerle, faydalı muhabbetlerle, gezimizi neşelendiren Ahmet Enes ve Sueda’yla, salıncak maceralarımızla Ankara’ya dönerken bu güzel hatıraları hafızamızın bir köşesine kazıyoruz.

Ayrıca gezideki yardımlarından dolayı başta Ayşe Teyze’ye, Cafer Amca’ya ve misafirperverliklerinden ve sıcak karşılamalarından dolayı bütün Trabzon Yeni Asya okuyucularına, samimiyet ve içtenliklerinden dolayı Samsun Yeni Asya okuyucularına, gezi organizasyonunda çok emeği geçen Hafize Teyze’ye, Noktanur Abla’ya, tesbihat, ders ve marşlarla bize mihmandarlık yapan abilerimize, geziye organize eden Ankara Yeni Asya okuyucularına ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Diğer gezilerde buluşmak duâsıyla Allah’a emanet olun.

GEZİ: FATMANUR ÖZTÜRK

 

 

Etiketler: trabzon, gezi yazısı
Okunma Sayısı: 1837
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı