"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dindar İsevîlerden beklediğimiz

30 Mayıs 2017, Salı
Avusturya notları...

“Hakiki dindar İsevî Avrupalılardan şunu bekliyoruz ki, “Nedir bu yaşananların anlamı, yüce yaratıcı biz kullarından ne istiyor?” sorularına sağlıklı cevaplar bulmalarıdır.

Asır böyle buluşmalara muhtaç. Güney Avrupa Nur Cemaati 2017’nin aile programını büyük bir şevk ve zevk içerisinde, suhuletle tamamladı. 

Avusturya, İsviçre, Almanya, Fransa gibi ülkelerin katıldığı 2017 aile faaliyeti tam bir bayram havasında geçti.

Hem bir tatil, hem bir aile buluşması, hem bir eğitim organizasyonu, hem de okuma programı kapsamı olan faaliyet aslında çok yönlü kazanımları içinde barındırıyor.

Bu yıl ki organizede büyük erkekler eğitim programında Sebahattin Yaşar, büyük bayanlar eğitim programında Yasemin Yaşar ve genç bayanlar da ise Nurenda Yaşar nur derslerini yürüttüler. Aynı zamanda genç erkekler için ve çocuklar için de yine nöbet sistemi ile ağabeyler derslerini yaptılar.

Yine her zaman olduğu gibi, dersler planlanmış, hangi saat nelerin olacağı belirlenmiş ve her şey saat gibi işliyordu. Belli ki Avrupa’da yaşayan nur talebesi kardeşlerimiz, Avrupa’nın bu planlı, düzenli, kurallı hayatını hayatlarına katmışlar. Bunun da avantajını yaşıyorlar.

Salzburg havalimanında bizi İsmail kardeşimiz karşıladı. Cemaat olmanın güzel tarafından birisi de bu ki, iş bölümü yapılmış, kimin ne zaman ne yapacağı kayıtlara geçmiş ve program başlama aşamasında ve esnasında işler saat gibi işliyor. Yakışan da budur.

İsmail kardeşimizle yağmurlu bir akşamüstü göl kenarında bir kahve içelim diye niyetlendiysek de bu ilgili mekanlar kapalı olduğu için mümkün olmadı.

Fakat geçtiğimiz tarihi mekanların özelliğine baktığımızda buralara hep devlet ricali gelerek, tatil yaptıkları ifade edildi. Ortamın şartlarına bakıldığında gerçekten güzel ve etkileyici manzaralar var. Pek çok ülke Avusturya’nın belli şehirlerini kendilerine sürekli gelip tatil yaptıkları tatil mekanı haline getirmişler.

BEN, O AKLI NEYLEYİM?

Ama bir şeyi söylemeden de geçmemek gerekiyor. Avrupalılar akıllı insanlar deniyor. Eğer bu akıllı kabul edilen insanlar içinde bulundukları harika tabiat güzelliklerini yaşıyor da bu güzellikleri Var Eden’i düşünmüyorlarsa, herkesin de başına gelen ölümü ve gidiliyor olunan alemi sağlıklı sorgulamıyorlarsa, o zaman ben o aklı neyleyim. Yani fani dünyayı düzenleyen ve tamir eden, onun bütün tedbirlerini alan akıl, eğer sağlıklı tanıtılabilse, tebliği yapılabilse, -bunun da yolu önce lisan-ı halimizle İslam’ın güzelliklerini yaşamaktır-  kim bilir bu insanlar ahiret için de o derece sağlıklı çalışmalar yaparlar. Bu anlayış ve müjde ile Avrupa’da doğacak İslam’ı bekliyoruz. ‘Nereden geldin, nereye gidiyorsun, necisin…’ gibi sorularına sağlıklı, makul cevaplar bulmayan bir insan ne kadar bu ortamlardan lezzet alabileceklerdir’ diye düşünmüyor değiliz? Evet, insan önce soru sormayı öğrenmelidir. İnsanın dünyaya gelişinin, neci olduğunun, nereye gidiyor olduğunun, reislerinin kim olduğunun cevabını bulamazsa o zaman ben o insanlıktan ve o kafada taşınan akıldan ne anladım.

Yani hakiki dindar İsevi Avrupa’lılardan şunu bekliyoruz ki, ‘Nedir bu yaşananların anlamı, yüce yaratıcı biz kullarından ne istiyor?’ sorularına sağlıklı cevaplar bulmalarıdır. Hem akıl var, hem de sormuyorum bu olacak şey değil. Kardeşim diyerek sizi birinin kucaklaması ne kadar özeldir!

HAK EDİLEN ÖDÜL

Şu musafahanın, kucaklaşmanın, tokalaşmanın, tebessümün çalışılması lazım. Bu ne kadar derin etkisi olan bir şeydir. İnsan bu güzel davranışı başka bir şekilde gideremiyor.

Nitekim bu düşüncenin etkisiyle olsa gerek ki, Jufa otelimize ulaştığımızda kendisiyle görüşüp tokalaştığımız ve kucaklaştığımız çocuk yaştaki İbrahim’e, ‘İlk tokalaşma nasıl ve kim tarafından başlatılmıştır?’ diye bir soru sordum. Sorunun ödülünün de olduğunu ifade ettik. Küçücük çocuk başladı aramaya, her karşılaştığı büyük amcalarına soruyu sorup cevap aradı. Konuyu internetten taradı ve ara ara bulduğu yeni bilgileri de benimle paylaştı. Tabii konu peygamberimize gitti, onun arkadaşlarıyla musafaha yapması gündeme geldi, sonra sonra konu hazret-i Adem’ e gitti ve onun bu süreci başlatmış olabileceği gündeme geldi. Hatta o küçücük çocuk Kur’an’da bu konu ile ilgili bir işaret var mı diye sordu soruşturdu. Tabii programın son gününe kadar ara ara bu araştırmaları sürdü ve sonunda ödülünü de kazandı. Tabii ödül sadece cevaba değil, araştırma ve inceleme çabasına, ilgi ve alakasına da verildi.

Küçük Nur talebesi İbrahim, 10 Euro ödülü aldığında babasına, ‘Ama baba bu fazla değil mi? diye sordu. Biz de bu az bile diyerek o ödülü hak ettiğini ifade ettik ve resimler çektirdik. İbrahim babasına, ‘Bu ödülü kumbaraya atacağım ve hatıra olarak saklayacağım.’ dedi.

Meyveli ağaç gibi buluşmalar

Avrupa Nur Cemaati aile topluluğu okuma ve eğitim programı artık bir klasik haline gelmiş. On üç on dört yıldır bu programlar düzenleniyormuş. Program içinde aileler tanışıyor, çocuklar tanışıyor, gençler tanışıyor ve büyükler muhabbetlerini tazeliyorlar. Bu yönüyle program tam bir meyveli ağaca benziyor. Nitekim biz de kendileriyle daha önce tanıştığımız İsviçre’den, Münih’ten, Augsburg’tan, Ahlen’den, Bonn’dan, Köln’den gelen kardeşlerimizle hatıralarımızı yeniledik. Her bir program çok yönlü özel durumlarıyla yani yeni yeni dostluklarla tam bir yeni bir hatıra albümü daha gibi geliyordu insana.

Nurun Kalesi

İlk durağımız; Grünburg Nur Medresemiz oldu. Bu semtte iki katlı bir nur medresemiz var. Hatta buraya ‘Nurun kalesi’ adını vermişler. Hem bayanların hem de erkeklerin ve çocukların nur derslerini yapabildikleri oldukça güzel bir mekan. Önünde akan nehir, sürekli izliyor olduğu nur medresesinin penceresine apayrı bir güzellik ve mana katıyor. Yani nur medresesinden okumalar yaparken, nehrin suyunun akarken çıkardığı ses, adeta sesli bir zikrin coşku dolu ahengini yansıtıyor. Programın sürprizi; Nisan sonunda lapa lapa kar yağıyordu. Doğrusu, Avusturya Lungauı’daki Sank. Michael kasabasının ve ona ulaşan yolların yoğun kar yağışı içinde olmasını kimse beklemiyordu. Kar bütün katılımcılar için tam bir sürprizdi. Özellikle de Türkiye’den Şanlıurfa’dan programa ailece katılan bizim için, 25-30 derece sıcaklardan birden karla karşılaşmak tam bir özel durumdu. Sevinç içerisinde kaldık. Nitekim bütün katılımcılarımız ve özellikle de çocuklar kartopu oyunlarıyla bu duruma hayran kaldılar. Yani dakika bir gol iki gibi olumlu bir şeydi durum.

Risale-i Nur’da çıkmaz sokak yoktur

Okunan Risale-i Nur dersleri hayatta ihtiyaç duyulan konuları kapsıyordu. Zübeyir Gündüzalp ağabeyin yaptığı gibi, her yapılan dersi günlük hayat ihtiyaç duyulan Risale-i Nurlardaki konulardan yapmak daha bir dikkat çekici ve ihtiyaca cevap verici oluyordu. Nitekim dikkatli çalışıldığında Risale-i Nurlarda ihtiyaca cevap vermeyecek hiçbir konu yoktu. Hatta hususi okumalarda anlaşılmayan konular olduğunda hemen gündem ortak akıl ortamlarında ele alınıyor ve bir de bakıyorsunuz ki, konu farklı boyutlarıyla ele alınmış ve çözüme kavuşmuş oluyordu. Öyle ki, İbn-i Sina gibi dâhilerin bile, ‘Akıl bu konularda yol bulamaz, akıl için yol bitmiştir.’ denilen haşir gibi, kader gibi konularda Risale-i Nurlar bir çocuğun bile anlayabileceği ölçüde konuyu ele alınıyor ve aklı ikna ediyor.

Dersler çalışıldı

Organizasyon heyeti, eğitimcilere çok önceden, Risale-i Nur’dan yapılmasını istedikleri konuları ilettiler ve biz de planlamamızı ona göre yaptık. Özellikle ihtiyaç hissedilen gündemler içinde ihlas, uhuvvet, muhabbet, tesanüd; zindan-ı atalete düştüğümüzün sebepleri nelerdir; haşir bahisleri; aile hayatını sarsan zamanın cazibedar alet ve meşguliyetleri ve korunma yolları; dünyevileşme; Sünnet-i Seniye; Risale-i Nur’da hürriyet; Risale-i Nur okumanın önemi gibi konular değişik boyutlarıyla gündeme alındı ve dersleri okundu.

GEZİ: SEBAHATTİN YAŞAR

Etiketler: avusturya
Okunma Sayısı: 2186
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı