"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman için bedel ödedi

08 Eylül 2017, Cuma
PROF. DR. ŞERİF MARDİN, YAZDIĞI “BEDİÜZZAMAN SAİD NURSÎ OLAYI” KİTABIYLA SAİD NURSÎ İLE ALÂKALI BİR TABUYU YIKTI, HEDEF OLDU VE BEDELİNİ ÖDEDİ.

ALLAH RAHMET EYLESİN

Gazetemiz Genel Yayın Müdürü Kâzım Güleçyüz, “Said Nursî’yi uluslar arası sosyal bilimler camiasının gündemine taşıyarak tarihî bir hizmet yapan Prof. Şerif Mardin’e Allah rahmet eylesin. Mardin, Bediüzzaman Said Nursî Olayı-Modern Türkiye’de Din ve Toplumsal Değişim adlı eseriyle bir tabuyu yıkmış ve hedef olmuştu” dedi. Güleçyüz, onun eserindeki en önemli tesbitlerinden birinin de “Bediüzzaman eserleriyle Kemalizmin materyalist temellerini çökertiyor” olduğunu hatırlattı.

BİLİMLER AKADEMİSİ’NE ALINMAMIŞTI

Dünya çapında tanınan Prof. Dr. Şerif Mardin, Said Nursî ile ilgili çalışması dolayısıyla Türkiye Bilimler Akademisi’ne (TÜBA) üyeliği üç kez engellenmişti. 2010 yılında, o zamanın TÜBA Başkanı Prof. Yücel Kanpolat’a engellenme sebebi sorulduğunda, “Şerif Mardin, Said Nursî üzerine çalıştı diye değil de, Said Nursî’yi fazla parlattı diye eleştirildi” diyerek, aslında meselenin ne olduğu açık etmişti.

HÂLÂ ONU ANLAMAYA ÇALIŞTIĞINI GÖRDÜK

Prof. Dr. Mardin’in İstanbul Şehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi Burcu Sağlam, “Karşısında kendi kitabıyla ilgili sunum yaptım. Kendisinin Said Nursî kitabını eleştirdi. Daha iyisinin yazılabileceğini, o günün imkânlarıyla yazıldığını söyledi. Said Nursî’nin biyografisi hakkında da konuşurken hâlâ onu anlamaya çalıştığını görmüştük” dedi.

Fotoğraf: Erhan Akkaya

***

“Said Nursî’yi uluslararası sosyal bilimler camiasının gündemine taşıdı

Sosyolog ve siyaset bilimci Prof. Dr. Şerif Mardin (90), vefat etti. Prof. Dr. Mardin, İstanbul’da bir süredir tedavi gördüğü özel bir hastanede akşam saatlerinde vefat etti. Mardin’in cenazesi dün Yeniköy Camii’nde öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.

Gazetemiz Genel Yayın Müdürü Kazım Güleçyüz, “Said Nursî’yi uluslar arası sosyal bilimler camiasının gündemine taşıyarak tarihî bir hizmet yapan Prof. Şerif Mardin’e Allah rahmet eylesin. Şerif Mardin, Bediüzzaman Said Nursî Olayı-Modern Türkiye’de Din ve Toplumsal Değişim adlı eseriyle bir tabuyu yıkmış ve hedef olmuştu. Şerif Mardin’in eserindeki en önemli ve vurucu tespitlerinden biri: “Bediüzzaman eserleriyle Kemalizmin materyalist temellerini çökertiyor” şeklinde sosyal medya hesabından paylaşımlarda bulundu. 

Ş. Mardin hala O'nu anlamaya çalışıyordu

Öğrencisi Burcu Sağlam: "Karşısında kendi kitabıyla ilgili sunum yaptım, kibar bir şekilde dinledi beni. Kendisinin Said Nursî kitabını eleştirdi. Daha iyisinin yazılabileceğini söylemişti. O günün imkânlarıyla yazıldığını söylemişti. Said Nursî’nin biyografisi hakkında da konuşurken hâlâ onu anlamaya çalıştığını görmüştük."

Mardin: "Kısacası, Said Nursî’nin İslâmı yeniden canlandırma teşebbüsü, Osmanlı sosyal münasebetlerinde meydana gelen bir değişikliğin ürünüydü. Bu değişiklik de “sosyal haberleşme” değişimi olarak bilinen daha üniversal bir sürecin parçasıydı." 

Kendisinin Said Nursî kitabını eleştirdi

Prof. Dr. Mardin’in son öğrencilerinden İstanbul Şehir Üniversitesi  Sosyoloji Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi Burcu Sağlam ise ilerlemiş yaşına karşın heyecanını koruyan Mardin’den “Aydınlanma ve Avrupa Modernleşmesi” dersi aldığını aktardı. Sağlığı el vermediği için servisle evine gittiklerini belirten Sağlam, şunları kaydetti: “Evinde bize çok kibar davranıyor, ayakta karşılıyordu. Derslerde de çok önemli noktalara değiniyordu. Meselâ bir haber okuyor, onu gelip bizimle paylaşıyordu. Sürekli gündemi takip edip bize aktarıyordu. Karşısında kendi kitabıyla ilgili sunum yaptım, kibar bir şekilde dinledi beni. Kendisinin Said-i Nursî kitabını eleştirdi. Daha iyisinin yazılabileceğini söylemişti. O günün imkânlarıyla yazıldığını söylemişti. Said Nursi’nin biyografisi hakkında da konuşurken hala onu anlamaya çalıştığını görmüştük. Kendisinin ilim heyecanın hala taze olduğunu söyleyebilirim. Kesinlikle ilmin ağırlığını taşıyabilen, gerçeğin peşinde olan bir insandı. Fikirlerini hiç kutsallaştırmıyordu. Son derste ‘Ben artık yaşlı bir adamım, ömrüm azaldı ve bu kadarını yapabildim. Sizler umarım daha iyilerini yapabilirsiniz’ demişti.”

 

Mardin, toplum tasavvurunu kökten sarstı

Eski Türkiye Başbakanı ve AKP Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu, kendisinin de doktora hocası olan Şerif Mardin’in vefatı nedeniyle bir mesaj yayınladı. Mardin için taziye mesajı yayınlayanlar arasında, Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da yer aldı. Mesajında Türkiye’nin çok kıymetli bir ilim adamını kaybettiğini belirten Davutoğlu, “Türkiye, meslek ahlâkı ile mütemayiz bir münevveri, zarafeti ile maruf bir beyefendiyi kaybetti; ben de doktora hocamı, ilim hayatımda örnek aldığım bir büyüğümü kaybettim. Kendisinden eğitim almaktan, sürekli teşrik-i mesaide bulunmaktan onur duyan bir talebesi olarak muhterem Şerif Mardin Hocam’a Allah’tan rahmet, Türk ilim dünyasına, öğrencilerine, sevenlerine ve aziz milletime baş sağlığı diliyorum “dedi.

Hizmetleri her daim saygıyla yâd edilecek

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş’un taziye mesajı ise şöyle: “Şerif Mardin Hocamız, siyaset bilimine ve fikir hayatımıza önemli katkılarda bulunmuş, uluslar arası alanda çok değerli çalışmalara imza atmış bir bilim insanımızdı. Eserleri ve akademi dünyamıza yaptığı hizmetlerle her daim saygıyla yâd edilecek olan Mardin’e Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Mekânı cennet olsun.”

Bildiklerimize başka açılardan bakmamızı sağlıyordu 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da Prof. Dr. Şerif Mardin vefatı nedeniyle bir mesaj yayımladı. Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun Mardin yayınladığı için Taziye Mesajı ise şöyle:“Prof. Dr. Şerif Mardin’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Aramızdan ayrılışı yalnız bilim, akademik, entelektüel dünya için değil siyaset dünyası ve düşünce hayatımız için de çok büyük bir kayıptır. Bilimde önemli olan büyük tartışmalara yol açan bakış açıları ve tezler geliştirmektir. Prof. Dr. Mardin siyasi ve toplumsal yaşamımıza ilişkin en temel ve günümüzde dahi en çok tartışılan tezleri öne sürmüş bir bilim insanıydı. Aklımıza yatsın yatmasın doğru varsaydıklarımızı yeniden gözden geçirmemizi ve bildiklerimize başka açılardan bakmamızı sağlıyordu. Yazılarında ve konuşmalarında insanlarımızın anlam dünyalarının derinliklerini anlamanın önemine dikkat çekti. Başımız sağ olsun.”

***

Risale-i Nur’un doldurduğu boşluk

Köprü Dergisi’nin 1990 yılı Aralık sayısında o zaman Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi olan  Prof. Dr. Şerif Mardin’in Amerika’da New York Üniversitesi tarafından yayınlanan Religion and Social Change in Modern Turkey: The Case of Bediüzzaman Said Nursî (Modern Türkiye’de Din ve Sosyal Değişme: Bediüzzaman Said Nursî Olayı) adlı kitabında, Bediüzzaman’ın hayatını, yetiştiği ve yaşadığı çevreyi, fikirlerinin şekillenmesini, Nur hareketinin doğuşunu ve gelişmesini, Risale-i Nur’un hangi ihtiyaçlara cevap verdiğini, Bediüzzaman’ın fikirlerindeki yenilikleri, Risale-i Nur’un İslâm düşünce tarihi ve Cumhuriyet Türkiye’sindeki konumunu ve Nur hareketinin bugünkü gücüne nasıl ulaştığını tahlil edildiği belirtilerek kitaptan bazı pasajları yorumsuz aktarılıyor. Aktarılan kısımların bazıları şöyle: 

Osmanlı devrinde Tanzimat boyunca meydana gelen ve Cumhuriyet döneminde de devam eden değişmeler, geleneksel Osmanlı kültürüne, onu gayrişahsî hale getirdiği ölçüde saldırmaktaydı. Babanın ve idarecinin rolü yavaş yavaş erimiş ve şahsî mes’uliyet bağları yerini Batı tipi sözleşmeye dayanan bağlara veya bir bloklar toplumunda cari olan ilişki tipine bırakmıştı. Nihaî planda Said Nursî’nin, Risale-i Nur’un şahsîleştirilmiş üslûbuyla Türk toplumunu yeniden şahsîleştirerek doldurduğu boşluk buydu. Genç Türklerin, sonra da Cumhuriyetin yaptığı, vasat Osmanlı için şahsî ilişkilere hayat veren mânâlar üzerine kurulu sistemi safdışı bırak-maktı. Said Nursî’nin katkısı, Kur’ân normlarını, tavır ve şahsî ilişkilerin geleneksel İslâmî modelini, sanayi ve kitle haberleşme toplumuna yeniden takdim etme yoluyla tasdiki idi. Onun cazibesinin büyük bir kısmının bu felsefî-sosyolojik yaklaşımına bağlı olduğunu düşünüyorum.

Risale-i Nur, modernleşmenin getirdiği manevî krize cevap veriyor

Said Nursî’nin fikirlerinin etüdü ve başlattığı sosyal hareketin analizi iki başlık altına girer. Birincisi, son yüzyılda Türkiye’deki İslâm devletiyle; diğeri de modernleşme ile birleşmiş dünyayı içine alan bir süreç ve muhtemelen modernleşmenin eşlik ettiği manevî krizin Türk versi-yonuyla ilgili olan süreçtir. Kısacası, Said Nursî’nin İslâmı yeniden canlandırma teşebbüsü, Osmanlı sosyal münasebetlerinde meydana gelen bir değişikliğin ürünüydü. Bu değişiklik de “sosyal haberleşme” değişimi olarak bilinen daha üniversal bir sürecin parçasıydı. Yerli oluşu daha net olarak görülebilecek Osmanlı gelişmesi, iç kaynaklardan çıkan bir dinamikle, Bediüzzaman için dış kuvvetler kadar önemi olan ayrı bir değişkenler kümesi üretti. Bunun bir örneği, Said Nursî’nin ilk talebelerini bulduğu İsparta bölgesindeki medrese ağının genişlemesi olsa gerek. Bugün Nur hareketini etüd ederken bakılması gereken perspektif, bir kere daha değişmiş bulunuyor. Daha çok kırsa lolup küçük kasabalarda kuvvet kazanan hareket, köyden şehre göç ve Türkiye’deki şehirlerin hızlı gelişmesinin getirdiği problemlerle de yüz yüze geldi. Said Nursi’nin, benim temelde iki boyutlu tasnifimi baştan başa kesen kariyer ve katkılarının, biri İslami, diğeri ünversal öteki yönleri de vardır.

Nur hareketi, Kemalizmin felsefi temellerini yıkıyor

Nur hareketi objektif olarak incelendiğinde, modernleşme diye isimlendirilen geniş, yanlış tanımlanmış ve biraz muğlâk bir süreç için kendisine has yerini oymakla beraber, bugünkü Marksist, Kemalist veya liberal Türk entellektüelleriyle büyük bir mücadele içindedir. Bütün bu gruplar, Nur hareketi ile, Nakşibendi tarikatıyla da ortak bir özelliği olan, Türkiye Cumhuriyetinin karşı karşıya kaldığı en tehlikeli reaksiyon ve gericilik şekillerinden biri tarzında değerlendirerek mücadele ediyorlar. Bu düşmanca bakışın tutarlı sebepleri var. Birincisi ve en açığı, Kemalist Cumhuriyetteki laikliğin, sosyal hayatı –muhtemelen- ve siyasî sistemleri dinî temele oturtma maksatlı bir hareketi tanım olarak reddetmesi; ikincisi de Nur hareketinin materyalizme hücum etmesi ve Kemalizmin pozitivist felsefi temellerini yıkmaya yönelmesidir.

***

TÜBA’ya kabul edilmeme sebebi: Said Nursi’yi fazla parlattı

Hürriyet Gazetesi’nin 12 Nisan 2010 tarihinde Şerif Mardin’in TÜBA’ya kabul edilmemesini nedeninin sorulduğu TÜBA Başkanı Prof. Yücel Kanpolat şu cevabı veriyor; “Said-i Nursi çalıştığı için değil, Said-i Nursi’yi fazla parlattığı için...” 2010 tarihli haberde şu ifadeler geçiyor; “Fransız Bilimler Akademisi 1666’da, Rus Bilimler Akademisi 1724’te, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) ise 1993’te kuruldu. Aradaki boşluk doldurulabilir mi? TÜBA Başkanı Prof. Yücel Kanpolat’a göre mümkün değil. Peki Prof. Şerif Mardin neden kabul edilmedi TÜBA’ya? Cevap net: “Said-i Nursi çalıştığı için değil, Said-i Nursî’ yi fazla parlattığı için...” Taraftarı gibi davrandı * TÜBA neden sosyal bilimlere üvey evlat muamelesi yapıyor? - Türkiye, TÜBA’dan önce kaç sosyal bilimciyi tanıyordu ki? 24 sosyal bilimci üyemiz var TÜBA’da. Çok mu, hayır az.  * Prof. Şerif Mardin gibi bir ismin TÜBA tarafından reddedilmemesi skandal değil mi sizce? - Şerif Mardin meselesi çok soruldu. Bizde seçme süreci çok ağırdır. Kırk tane yerden incelenir. Şerif Hoca da belli kriterlere göre değerlendirildi. Sonra da oylandı ama geçemedi.  * Şerif Mardin’in Said -i Nursi çalışmasının TÜBA tarafından reddedilmesinde ne kadar etkili oldu?  - Şerif Mardin, Said-i Nursî üzerine çalıştı diye değil de, Said-i Nursî’yi fazla parlattı diye eleştirildi. Ben bilim insanı olarak her konuda çalışabilirim. Ama üzerinde çalıştığım kişinin sadece iyi yanlarını yazarsam bu bilim ahlâkına sığmaz. Şerif Bey bu konuda taraf gibi davrandı.”

***

Prof. Dr. Şerif Mardin kimdir?

1927 yılında İstanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesi’nde başladığı orta öğrenimini ABD’de tamamladı. Stanford Üniversitesi Siyasal Bilimler Bölümü mezuniyetinin ardından lisansüstü eğitimini John Hopkins Üniversitesi’nde yaptı. 1954’te Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne asistan olarak giren Mardin, doktorasını Stanford Üniversitesi’nde tamamladı. 1964’te doçent, 1969’da ise profesör oldu. Ankara Üniversitesi’nde 13 yıl hocalık yaptıktan sonra Boğaziçi Üniversitesi’nde İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nin kurucu Dekanlığını ve Sosyoloji Bölümü Başkanlığı yaptı. Daha sonra yaklaşık 13 sene Washington’daki American University’de İslam Araştırmaları Merkezi Başkanlığını yürüttü. Ardından Türkiye’ye gelerek çalışmalarını Sabancı Üniversitesi’nde sürdürdü. Prof. Dr. Şerif Mardin, en son İstanbul Şehir Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi olarak görev yapıyordu.

***

Okumak için tıklayınız:

Prof. Dr. Şerif Mardin vefat etti

Prof. Dr. Şerif Mardin: Said Nursî’de dayatma yok, katılım ve müzakere var

Şerif Mardin'i anlattılar: 'Hala Said Nursi'yi anlamaya çalışıyordu'

***

 

 

Etiketler: şerif mardin
Okunma Sayısı: 4465
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı