"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Bize parlak bir istikbal ecnebilere müşevveş bir mazi düşmüş”

28 Kasım 2017, Salı
Geçen Cumartesi ve Pazar günlerinde İzmir’de hizmet elemanları (müdebbirler) için bir seminer düzenlendi.

Seminer’e Afyon, Aydın, Isparta, Antalya, Balıkesir ve İzmir’den katılımlar oldu. Program çerçevesinde Yeni Asya gazetesi Yönetim Kurulu Üyesi Ali Vapurlu, gazetemiz yazarlarından Süleyman Kösmene ve İzmir Neşriyat Sorumlusu Şakir Argın birer seminer verdiler. Müdebbirler notlar aldı, paylaşımlarda bulundu.   

Yeni Asya gazetesi Yönetim Kurulu Üyesi Ali Vapurlu aynı zamanda Cuma akşamı Ödemiş’te, Cumartesi akşamı İzmir’de, Pazar akşamı da Pınarbaşı’nda umumi derslerde bulundu. Vapurlu İzmir dersinde Hutbe-i Şamiye’yi okudu ve açıklamalarda bulundu. 

Üstadımızın Muhakemat’ta da, Sünuhat’ta da, Hutbe-i Şamiye’de, “Ümitvar olunuz şu istikbal inkılabatı içerisinde en yüksek gür sada İslamiyet’in sadası olacaktır” tarzında müjdeler verdiğini vurgulayan Vapurlu, “İnşallah bu manalar vakti saati geldiğinde gerçekleşecektir.” Dedi. Vapurlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Üstadımız: “Öyleyse kısmetimize razı olmalıyız ki, bize parlak bir istikbal, ecnebilere müşevveş bir mazi düşmüş. Bu davama çok burhanlardan ders almışım. Diyor. İslam’ın hakikatleri istikbale neden hükümferma olacaktır, Üstad bunun hikmetlerini, burhanlarını Hutbe-i Şamiye’de izah ediyor. Bu asrın insanı delil istiyor. Onun için Üstadımız imani bahislerde de, içtimai bahislerde de delil ve burhanlar gösteriyor. İslam medeniyeti mevcut medeniyetin pisliklerinin dağılmasıyla doğacaktır.”   

Vapurlu şöyle devam etti: “Rus’u mağlup eden Japon başkomutanının şehadetiyle ki, -Kore harbinden sonra Müslüman olmuştur ve Üstadımız kendisine Risale-i Nur hediye göndermiştir- Müslümanlar dinlerine sarıldıkları ölçüde ilerlemişler, dinlerinden ellerini gevşettikleri derecede gerilemişlerdir. Sair dinler ise bilakistir. Yani dinlerine körü körüne bağlılıkları ölçüde gerilemişler, dinlerinden ellerini gevşettikleri derecede ilerlemişlerdir. Buna tarih şahittir. Müslümanlar ne zaman dünya hayatını ahirete tercih etmişler, dünyanın müzeyyenatı gözlerimizi bağlamış, işte o zaman gerilemeye başlamışız.”  

“Asr-ı saadetten şimdiye kadar hiçbir tarih bize göstermiyor ki hiçbir Müslüman muhakeme-i akliye ile Müslümanlıktan çıkıp başka bir dine geçmemiştir. Dinsiz olmak başka meseledir” diyen Vapurlu, Üstad’ın şu sözünü aktardı: “Rus da dinsiz kalamaz. Geriye dönüp Hıristiyan da olamaz. Hakikat-ı İslamiye’ye teslim olmaya mecbur olur.”  Vapurlu, gayr-ı Müslim iken Müslüman olmuş kimseler arasında bir anket yapıldığını, bunların yüzde otuz dördünün Risale-i Nur ile imanlarını kurtardığın tespit edildiğini sözlerine ekledi.     

Bediüzzaman’ın “Eğer biz ahlak-ı İslamiyeyi ve hakaik-i imaniyenin kemalatını ef’alimizle izhar etsek sair dinlerin cemaatleri elbette fevç fevç İslamiyete dehalet edeceklerdir.” Cümlelerini okuyan Vapurlu, “Bütün mesele ahlak-ı İslamiyeyi ve hakaik-ı İmaniyeyi hayatımızla ortaya koymak ve dünyaya nümune-i imtisal olmaktır. Oysa biz Müslümanlar ahlakımızla kötü örnek oluyoruz. Kâfirde bile bazen Müslüman ahlakı vardır. Müslüman ise doğru iş yapmıyor. Bizim bir takım güzelliklerimizi onlar çalmışlar. Doğru İslamiyet’i ve İslamiyet’e layık doğruluğu biz Müslümanların göstermemiz lazımdır. Almanya’da zaman zaman papazlarla İslami cemaatler bir araya geliyorlar. Müslümanlığın insanlığa duyurulması için ne yapılabilir diye görüşmeler yapıyorlar. Radyo kurmak, dergi çıkarmak vs. üzerinde durulurken, başpapaz demiş ki, ‘Size çok daha önemli, masrafsız bir tavsiyem var: Yarından geçi yok, dininizi yaşayın. Dininizi yaşadıktan sonra bütün insanlığın sizin dininize gelmemesine imkân yoktur.” demiş. Dinimizin ahlakıyla ahlaklanmayı Cenab-ı Hak bizlere nasip etsin. Âmin. 

Vapurlu sözlerine şöyle devam etti: “Üstadımız aklın, ilmin ve fennin hükmettiği istikbalde elbette bütün hükümlerini akla tespit ettiren Kur’ân’ın hâkim olacağını söylemiştir. İslam’ın yayılmasını engelleyen perdeler açılmaya başlamışlar. Geçmişte İslam’ı dördü bizde, dördü ecnebilerde olan sekiz mani perdelemiştir. Taklitçilik, cehalet, taassup, kıssislerin tahakkümü. İslam’ın zahirinin ilme ters düştüğünü sanmaktır. İslam’ı yanlış anlamak ve yanlış yaşamak gibi perdeler İslam’ın yayılmasını engellemişti. Şimdi bu perdeler dağılmaya başladılar.  

Feyalilacep! Köle efendisine, hizmetkâr reisine, evlat babasına nasıl düşman olabilir? Hâlbuki İslamiyet fenlerin reisidir, ilmin babasıdır. İslamiyet’in ilme ve fenne muarız olması mümkün değildir. Fakat muarız zannedilmiştir. Bu zan da geçmişte İslam medeniyetinin doğru anlaşılmasını perdelemiştir. Oysa Mister Carlyl’dan Prens Bismark’a bir çok batılı Mütefekkir İslam’ın başarısını ve büyük din olduğunu söylemişlerdir.” Dedi.

YENİ ASYA - İZMİR

Etiketler: yeni asya, izmir
Okunma Sayısı: 795
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı