"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bu batağa girmeyebilirdik

08 Mart 2018, Perşembe
Suriye’de iç savaş, başladığı 2011 yılından beri sürekli değişen dinamiklerle çehre değiştiriyor. Türkiye başta ne amaçladı, nerede yanıldı, Afrin ne tür riskler barındırıyor? Prof. Dr. Özlem Tür, konuyla ilgili dikkat çeken değerlendirmeler yaptı.

Suriye’deki savaş önümüzdeki günlerde sekizinci yılına girecek. ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Özlem Tür, Deutsche Welle Türkçe’nin soruları üzerine Türkiye’nin Suriye savaşındaki rolünü ve muhtemel riskleri değerlendirdi.

lTürkiye’nin Suriye politikası 7 yılda nereden nereye geldi?

Dönemin konjonktürü düşünüldüğünde 2011’e dönersek, Ortadoğu ile çok derin ilişkiler kurmaya çalışan bir Türkiye’nin yanı başındaki bir gelişmeye gözlerini kapatması mümkün değildi. Türkiye, Mart 2011’den itibaren değişik şekillerde Suriye’de yaşananların bir parçası. En başında, reform şartıyla Esad’ın arkasında duruldu. Esad, bütün grupların yönetime katılacağı, köklü bir değişime izin vermedi. Bunun üzerine Türkiye daha aktif bir şekilde meselenin parçası oldu. Ağustos 2011’den sonra Esad’ın gitmesi için muhaliflerle ilişki kuran, burada temsilcilik açmalarına ön ayak olan bir Türkiye görüyoruz. Son iki yılda aktif olarak bölgeye gidip, sadece desteklediği gruplar üzerinden değil, bizzat kendi ordusu ile Suriye’ye gitmiş, savaşın parçası olmuş bir Türkiye var.

lTürkiye’nin başlangıçtaki hedef ve rolüyle şu anki arasında fark var mı?

Türkiye’nin istediğiyle bugün geldiği nokta arasında büyük farklar var. Türkiye Libya’da olanlara bakıp çok kısa zamanda müdahale olacağı öngörüsünden hareket etti. Her ne kadar hükümet Suriye’yi çok iyi bildiğini düşünse de, Suriye’nin Libya gibi olmadığını ya da daha önce yaşananlardan uluslar arası aktörlerin bir ders çıkaracağını tahmin etmedi. Onun için de, ‘muhaliflerin yanında olalım nasıl olsa 6 aya bu rejim gidecek’ diye baktı. Esad’ın toplumun değişik kesimlerinden destek bulduğunu ve kök saldığını hesaba katmadı. Muhaliflerin ya da Suriye Müslüman Kardeşler’inin toplumdaki köklerinin Mısır’dakinden çok daha cılız olduğunu fark etmedi. Bu sebeple büyük sorunlar yaşadı. Davutoğlu’nun sözleriyle Türkiye Suriye’deki gelişmelerin lokomotifi olmayı istiyordu. Bu hedef için gerekli koşullar orada yoktu ve Türkiye bunu göremedi.

lBu süreçte Türkiye nerede hata yaptı?

Suriye iç savaşına baktığınızda genel olarak muhaliflerin yanında olan ülkelerin stratejileri zayıf. Olanların kazananı, eninde sonunda bu kadar olaya rağmen Esad, birazcık İran, Lübnan Hizbullah’ı ve Rusya. Muhalifleri destekleyenler genel olarak zayıflamış durumda, çünkü Esad rejiminin çok kolay gideceği, kendi toplumundan tamamen kopuk olduğu varsayımıyla hareket ettiler.

lTürkiye’nin, Suriye politikasında kırılma noktaları neler?

Türkiye çok uğraşmasına rağmen Şubat 2012’de BM’den müdahale kararı çıkaramadı. Bu tarihe kadar Arap dünyasıyla ortak hareket etti. Bu tarihten sonra yalnız kaldı. Muhalifleri destekleyerek amacına ulaşmaya çalıştı. Burada bütün muhaliflere eşit mesafede durmadı. Bazı muhalifler daha makbul oldu. Süreç içinde Suriye Kürtleri kötü Kürtler oldular. Türkiye içerideki gruplara mücadelelerinde destek verirken, onların birbirinden ne kadar bağımsız olduğunu göremedi ve buradaki radikalleşmeyi de pek fazla kontrol edemedi. Suriye’deki muhalifler kısa zaman içinde Nusra ile birlikte radikalleştiler. Desteklediği gruplar daha iyi şartlar sunuyor diye, Nusra ya da İŞİD ile birleşebildiler. Türkiye kendini büyük bir bataklıkta buldu. Ama şu da var-  herkes birilerini desteklerken, Türkiye hiçbir şey yapmadan oturamazdı. Türkiye o zaman tamamen yalnızlaşır, sonrasındaki süreçte hiçbir söz söyleme hakkı olmaz. İdeolojik boyut burada ortaya çıkıyor, daha radikallikten uzak, daha geniş bir çerçeve desteklenebilirdi. Bu radikal grupların ortaya çıkmasıyla birlikte Türkiye çok köşeye sıkıştı.

lTürkiye’nin Afrin’e müdahalesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Afrin müdahalesini dış politika olarak değerlendirmek çok yanlış. Bunu iç politikanın da bir devamı olarak görmemiz de gerekir… Operasyonu, Kürt meselesinden, Astana sürecinden, İdlib’den bağımsız düşünemeyiz. Afrin Türkiye için stratejik önemde. Türkiye’nin müdahalesini anlayabiliyorum. Fakat bu sadece oradaki gerçeklerle değil, iç politikayla çok ilgili ve Suriye içinde başka bir dinamiğin de parçası. 

lSuriye savaşında sona gelindi mi?

Hayır, savaş belirli açılardan yeniden başlıyor. Vekâlet savaşlarıyla değil, ülkelerin kendi ordularıyla başlıyor. Orduların varlığı bir taraftan belirli grupların varlığını garanti altına alırken, diğer bölgeler savaş bölgeleri olarak yeniden ortaya çıkacak. Bundan sonra çatışmasızlık bölgeleri genişletilebilirse, daha sonra kim nereyi alacak, yeniden bunun mücadalesi olacak. 

Etiketler: suriye, iç savaş
Okunma Sayısı: 3692
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı