"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bu şekliyle başkanlık otoriterliği pekiştirir

12 Ocak 2017, Perşembe
Başkanlık sistemi işleyişinin ABD ile sınırlı olduğunu belirten Prof. Dr. Mustafa Erdoğan, “ABD’deki şartlar Türkiye’de yok” dedi. Başkanlık sistemiyle iktidarın sorgulanamaz hale geleceğini vurgulayan Doğan, “Başkanlık ısrarı demokrasi için değil” değerlendirmesinde bulundu.

“Başkanlık sistemi ve adem-i merkeziyet” başlığıyla 136. sayısını çıkartan fikir dergisi Köprü, dikkatleri yine üzerine çekti. Türkiye’nin son zamanlardaki en çok tartışılan ve soru işaretleri barındıran ‘başkanlık’ konusunu birbirinden değerli kalemlerle aydınlatan dergi ‘Başkanlık sistemi ve Türkiye’ye uyarlanabilirliği’, ‘Başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelerdeki istikrar durumu’ gibi konulara değinerek akıllardaki sorulara cevap oldu. 

Başkanlık sisteminin başka ülkelerde başarılı olma ihtimali zayıftır

Köprü Dergisi’ndeki makalesini ‘Başkanlık Sistemi ve Türkiye’ye uyarlanabilirliği’ başlığıyla kaleme alan Prof. Dr. Mustafa Erdoğan, “Anayasa ve siyaset teorisinde başlıca üç hükümet sistemi modelinin var olduğu kabul edilir. Bunlar: Parlamenterizm, başkanlık hükümeti ve meclis hükümeti sistemleridir. Fransa’nın 5. Cumhuriyet Anayasasıyla kurulan “yarı-başkanlık hükümeti”yle hükümet sistemleri tasnifi artık dörtlü yapılmaya başlanır. Siyasî rejim tipleri açısından ise liberal-demokratik rejimler, otoriter rejimler ve totaliter rejimler olmak üzere üç tipten söz edilebilir. Başkanlık hükümeti sistemiyle ilgili en çarpıcı gerçeklerden biri, bu sistemin başarılı işleyişinin neredeyse ABD’yle sınırlı olduğudur. Bu başarı bu ülkeye özgü ve başka toplumlarda eksik olan bazı şartlara bağlıdır. Bunların bir kısmı Amerika’nın sosyal-siyasî gelenek ve kurumlarıyla ilgili iken, bir kısmı da fikrî ve kültüreldir. Buradan yola çıkarak ABD’de doğmuş -bilinçli olarak tasarlanmış ve bilâhare evrimleşmiş- olan başkanlık sisteminin başka ülkelere başarılı olarak aktarılma şansı zayıftır. Bu çalışmada Başkanlık sisteminin Türkiye’ye uyarlanabilirliği ABD örneğiyle kıyaslanarak ele alınmaktadır” tesbitlerinde bulundu. 

Başkanlık sistemi nedir?

Başkanlık sisteminin tanımına ilişkin açıklamalarda bulunan Erdoğan şunları belirtti: “Başkanlık sistemi bir siyasî rejim tipi değil bir ‘hükümet sistemi’ modelidir. ‘Hükümet sistemi’ ile ‘siyasî rejim’ birbiriyle ilişkili olmakla beraber, bunlar ayrı kavramsal kategorilerdirler. Siyasî rejim, bir devlet sistemine kendi ayrı kimliğini kazandıran ve devlet- yurttaş ilişkilerinin niteliğini belirleyen kurallar, pratikler, kurumlar ve fikirler bütününü ifade eder. Bir rejimin kimlik veya niteliği, bu ilişkileri etkileyen –başta partiler, sendikalar ve diğer örgütlü gruplar olmak üzere başka pek çok sivil ve siyasî aktör ile bunlar arasındaki ilişkilere de bağlı olarak şekillenir.”

Başkanlık sisteminin 3 tanımlayıcı özelliği

Başkanlık sisteminin 3 tanımlayıcı özelliği olduğunu belirten Erdoğan şu bilgileri aktardı: “Başkanlık hükümet sisteminin niteliği konusunu Giovanni Sartori’nin (1994: 83-84) kılavuzluğunda özetlersek, başkanlık sisteminin üç tanımlayıcı özelliği vardır: 1) Devlet başkanının doğrudan veya yarı-doğrudan bir şekilde halk tarafından seçilmesi, 2) Yürütmeyi başkanın yönetmesi, 3) Başkanın sabit görev süresi boyunca görevden alınamaması. Bu unsurlara, başkanlık hükümetinin tipik örneği olan ABD’de karşımıza çıkan “frenler ve dengeler” (checks and balances) mekanizmasını da ekleyebiliriz. Nitekim Madison “frenler ve dengeler” mekanizmasını başkanlık sisteminin ayrılmaz bir unsuru sayıyordu. Ona göre, “yasama, yürütme ve yargı bölümlerinin birbiriyle tamamen bağlantısız olması gerekmez. . ..(B)u bölümler her birine diğerleri üzerinde anayasal kontrol verecek şekilde, bir ölçüde birbiriyle bağlantılı ve ilişkili hale getirilmedikleri sürece, özgür bir yönetim için esas olan derecede bir ayrılık pratikte hiçbir zaman gereği gibi/gereğince sürdürülemez.”

Bu sistemin işleyişi ABD ile sınırlıdır

Başkanlık sisteminin başka ülkelerde başarılı olmasının mümkün olmadığını belirten Prof. Dr. Erdoğan, “Başkanlık hükümeti sistemiyle ilgili en çarpıcı gerçeklerden biri, bu sistemin başarılı işleyişinin neredeyse ABD’yle sınırlı olduğudur. Tecrübe gösteriyor ki, ABD’de doğmuş -bilinçli olarak tasarlanmış ve bilâhare evrimleşmiş- olan başkanlık sisteminin başka ülkelere başarılı olarak aktarılma şansı çok zayıftır. Nitekim, başta Latin Amerika’da olmak üzere, bu sistemi taklit etme çabaları orta ve uzun dönemde genellikle başarısızlıkla sonuçlandı. Bu gerçek, başkanlık hükümeti modelininin ABD’de başarılı olmasını mümkün kılan şeyin, bu ülkeye özgü ve başka toplumlarda eksik olan bazı şartlara bağlı olduğunu düşündürmektedir. Öyle görünüyor ki, bunların bir kısmı Amerika’nın sosyal-siyasî gelenek ve kurumlarıyla ilgili iken, bir kısmı da fikrî ve kültüreldir” tesbitlerinde bulundu. 

ABD’deki şartlar Türkiye’de yok

ABD’de ki şartların Türkiye’de olmadığını vurgulayan Erdoğan şu satırları kaleme aldı: “Başkanlık hükümeti sisteminin genelleştirilebilir (ihraç edilebilir) olmaktan çok, ABD’nin -çoğu tarihsel-kültürel nitelikte olan- kendi özel şartlarında kabaca başarılı bir şekilde işleyebilen bir model olduğunu dile getirdim. “Başarılı”dan kastettiğim, sadece kurumsal yapı ve mekanizmaların işleyebilirliği değildir; bununla modelin demokratik bir rejim içinde işleyebilirliğini kastediyorum. Onun için, Türkiye’nin bir demokrasi olarak kalmak istediği varsayımı altında, eğer kuvvetler ayrılığı ve denge-denetim mekanizmalarıyla birlikte bu sistemin Türkiye’de de işlemesini istiyorsak, o zaman ilk önce yapmamız gereken, Amerika’ya özgü söz konusu şartların (anayasa-dışı etkenler) Türkiye’de var olup olmadığını değerlendirmektir” 

İktidarlar sorgulanamaz hale gelir 

Türkiye’de iktidarların sorgulanamaz olduğunu belirten Erdoğan şu tesbitlerde bulundu: “ABD’de başkanlık sisteminin başarısı, en başta, devlet-toplum ilişkileri bağlamında ele alınabilecek kimi faktörlere bağlıdır. Bunların başında devlet değil de toplum-merkezli bir siyasî birlik tasavvuru gelmektedir. Amerika’da devleti toplum (“aşağıdan yukarıya”) kurmuştur; devlet, öznesi toplum olan bir faaliyet sürecinin ürünüdür. Bu tarihî süreç zamanla kültüre dönüşmüştür. Bu kültürde tabiî haklara sahip olan bireyler toplumun kurucu özneleri olarak görülür. Türkiye’de ise devlet-merkezli bir siyasî tasavvur ve gelenek söz konusudur. Toplum varlığını devlete borçludur, toplumu kuran devlettir. Bu kültürde devlete karşı tabiî haklara sahip bireyler fikrine yer yoktur. Devletten bağımsız bir hak ve hukuk tasavvuru yoktur; aksine “haklar” birer devlet bağışı olarak görülür. Devlet toplumun velinimetidir. Bütün bunlar kollektivite adına söz söyleme konumunda olan kişi veya kişilerin iktidarının sorgulanamazlığıyla sonuçlanır.” 

Türkiye, ABD’den çok farklı 

Devletlerin sorgulanması bakımından Türkiye’nin, ABD’den çok farklı olduğunu belirten Erdoğan şunları dedi: “Türkiye bu bakımdan da Amerika’dan çok farklıdır. Ortalama bir Türkiyelinin otoriteden ve devletten kuşku duymak için bir sebebi yoktur. Onun zihninde devlet özünde iyidir; “kötü”olan devlet değil, onu yöneten kişilerdir. Devlet hayırhah bir kurumdur, o toplumun velinimetidir. Buna bağlı olarak, Türkiye’de “sınırlı devlet” fikrinin de ne tarihî, ne de kültürel bir dayanağı vardır. Aksine devlet toplumun kaderinden sorumludur; toplumu iyiliği de kötülüğü de, refahı da sefaleti de devlete bağlıdır.”

Türkiye bağımsız yargı avantajına sahip değil

Türkiye’de bağımsız bir yargının olmadığını ifade eden Erdoğan, “ABD’de gerek hukukun üstünlüğü fikrinin gerekse yargı bağımsızlığının tarihî temelleri hem kurumsal, hem de kültürel anlamda sağlamdır. Daha özel olarak, ABD anayasası baştan beri Yüksek Mahkeme’yi, başkanı ve Kongre’yi denetleyip dengeleyebilecek gerçek bir “üçüncü güç” olarak düzenlemiştir. Ayrıca, anayasal süreklilik de Mahkeme’nin bu konumunun yurttaşların tasavvurunda güçlü bir fikir haline gelmesini sağlamıştır. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’de tamamen farklı bir manzarayla karşılaşırız. Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı yerleşik bir gelenek olmaktan çok uzaktır. Kaldı ki, son birkaç yılda hem hukuk fikri tahrip edilmiş, hem de yargı yürütmeyle tamamen “uyumlu” hale getirilmiştir. Böylece, muhtemel bir başkanlık modelinde Türkiye, başkanın keyfî yönetime kaymasını önleyecek güçlü ve bağımsız yargı avantajına da sahip değildir” tesbitlerinde bulundu. 

Uygulanabilirliği mümkün değil

Türkiye’de başkanlık sisteminin uygulanabilrliğinin mümkün olmadığını ve bunu daha önce de anlattığını belirten Prof. Dr. Erdoğan şunları dedi: “Ülkemizde ‘başkanlık sistemi’nin bu sıralar yeniden gündeme gelmesinin veya daha doğrusu son birkaç yıldır gündemden hiç düşmemesinin nedenini hepimiz biliyoruz: Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’yi kendisinin “başkan” olduğu bir sistem altında (tek başına) yönetmek istiyor. Sayın Erdoğan’ın bu arzusu kendisi ve partisi tarafından “başkanlık sistemi” isteği olarak dile getirilmekteyse de; ben AKP’nin bu amaçla daha önce Anayasa Komisyonu’na sunduğu önerinin aslında “başkanlık sistemi” olmadığını Yeni Türkiye dergisinde yayımlanan bir yazımda (Erdoğan 2013) anlatmıştım. O yazıda ayrıca, AKP’nin önerisindeki gibi başkanlık sistemini çarpıtan bir model söz konusu olmasaydı bile, saf bir başkanlık sisteminin Türkiye’de uygulanabilirliğinin hemen hemen hiç mesabesinde olduğunu da aynı makalede göstermeye çalışmıştım.”

 

Demokrasi için değil, güç için

Meseleleri kimin başkan olacağından bağımsız olarak değerlendirdiğini belirten Erdoğan, şu tesbitlerde bulundu: “Başkanlık sisteminin Türkiye’de özgürlükçü-çoğulcu demokrasiye hizmet etme şansı bulunmamaktadır. Aksine, Türkiye’de bu model çok büyük ihtimalle bir kişinin popülist-otoriter yönetiminin kurulup pekişmesine yol açacaktır. Bu, kimin başkan olacağından bağımsız, objektif bir değerlendirmedir, ama şunu da belirtmek gerekir ki, halihazırda “başkanlık sistemi” üstünde ısrar eden irade bunu özgürlük ve demokrasi için değil, fakat güç arayışının bir sonucu olarak istemektedir.”

Yarın: Prof. Dr. H. Emre Bağce’nin makalesi 

Okunma Sayısı: 2169
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı