"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hakikatin gür sesi olduk... -İhlâs, sadâkat ve ittihadla...-

12 Mayıs 2018, Cumartesi 00:19
YENİ ASYA MEDYA GRUP YÖNETİM KURULU BAŞKANI ÖMER YAVUZYİĞİTOĞLU: Hepimiz bu dâvânın temsilciyiz. Bu dâvânın bihakkın yerine getirilmesi, bu emanetin kıyamete kadar devam ettirilmesi, bu bayrağın hakkıyla taşınabilmesi için nizalardan da, aramıza niza sokanlardan da uzak durmalı, muhabbetle kucaklaşmalı, “Tevekkeltü Alellah” deyip yürümeliyiz.

Muhterem kardeşlerim, aziz, sıddık ve fedakâr dâvâ arkadaşlarım…

Bize tevdi ettiğiniz Yeni Asya bayrağını taşımak görevini kıymetli dâvâ arkadaşlarımla birlikte iki yıldır yerine getirmeye çalışıyoruz. Hem ülkemizde, hem İslâm dünyasında yaşanan çalkantılı olaylar karşısında Risale-i Nur’un sarsılmaz Kur’ân prensipleri bize yol gösterici oldu.  Gücünü Asr-ı Saadet’ten günümüze uzanan kudsî bir dâvâdan alan Yeni Asya’mızın gür sesini her türlü baskı, zorlama ve engellemelere rağmen, sizin duâlarınızla ve gayretlerinizle herkese duyurmaya, bize tevdi ettiğiniz emaneti hakkıyla korumaya çalıştık. Zübeyir Ağabeyimizin, Kutlular Ağabeyimizin emanetine sahip çıktık, onların dik duruşunu muhafaza ettik. 

Tekelleştirilen, tek’e indirilen bir medya dünyasında, milyarlarca liraya satılan fikirler karşısında tavizsiz çizgimizden ödün vermedik, böbürlenerek bize akıl verenler, bizi kendilerince hizaya çekmek isteyenler karşısında susmadık, durmadık, üç beş dünyalığa dâvâmızı satmadık. Bize verdiğiniz emaneti incitmeden, zedelemeden, kurda kuşa yem etmeden muhafazaya çalıştık. Buna hep birlikte mecburduk. Madem ki bu ulvî vazifede Üstadımızın himmetiyle istihdam edilmişiz… O zaman hepimiz şunu çok iyi biliyoruz.  

Kur’ân’ın dellâllığını yapan, basın dünyasında küçük imkânlarıyla hak ve hakikati bıkmadan usanmadan haykıran bu ses susarsa, Kur’ân’ın bilhassa adalet gibi temel esaslarını seslendirecek kimse kalmayacak… Bu ses susarsa, Üstadımızın ahir zamanın dehşetli fitnelerini, dehşetli fikirlerini susturarak bu günlere taşıdığı mukaddes iman dâvâsına büyük bir darbe indirilmiş olacak. Buna yol açacak en küçük bir geri adımı atmadan, en küçük bir ihmale yol açmadan, işimizi savsaklamadan hep birlikte bu bilinçle dâvâmıza sahip çıkacağız inşallah.   

Kıyamete kadar sürecek olan bu dâvânın emin ellerde, emin bir şekilde yürümesinin şartları: Ne güçlü bir iktidara yaslanmak, ne çok para, ne de şaşaalı, ihtişamlı binalardır. Bizden istenen; İhlâs, sadâkat ve ittihaddır. 

“Üç elif ittihad etmezse üç yüz kıymeti var, ittihad etse yüz on bir kıymet alır” sırrıyla “Mühim ve büyük bir umur-ı hayriyenin çok muzır manileri”ne karşı İhlâs düsturlarını hatırımızdan çıkarmayarak kucaklaşmalı, “yüz on bir, bin yüz on bir” kıymetini alacak şekilde aynı çizgide el ele vermeye devam etmeliyiz. 

İşte ülkemizin hali, işte İslâm âleminin hali pür melâli!

İç ve dış düşmanlar naralarıyla savaşa döndürülen bir seçim atmosferi… Mi’rac Gecesi’nde bombalanan Sahabe toprakları… 

Mukaddesatımızı çiğnemek, mukaddes İslâm topraklarını, İslâm’ın mamur beldelerini tarûmar etmek isteyen kökü dışarıda olan zındıka komiteleri… Durmadılar, durmayacaklar… 

Bu dehşetli hücumlar karşısında nasıl dayanabiliriz? 

Muhabbetle kucaklaşmanın, dâvâ şuuruyla ileriye bakmanın, kendimizin kim olduğunun farkında olmanın elzem olduğu günlerdeyiz.  Bugünler, gündelik olaylarla telâşlanmak, gündelik işlerle oyalanmak günü değildir. Dar görüşlerle, dar fikirlerle oyalanmak günü de değildir. 

Şimdi, “Bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde” ihtarıyla başlayan dâvâ adamlığının farkına varma zamanıdır, dâvâ adamlığı elbisesini hiç çıkarmamak üzere giymek zamanıdır.  

Şeair-i İslâmiyeyi, Nur hakikatlerini ve temsilcilerini tahrip için ortak hareket edenler karşısında yalnız kalırsak kaybederiz. 

Dehşetli düşmanlar, savletli bid’alar ve dalâletler karşısında bizi tehacümattan ya da bilerek ya da bilmeyerek büyük günahlara ortak olmaktan kurtaracak yegâne güç şahs-ı manevinin sarsılmaz kalesidir. 

Öyle ise hakkı ve hakikati kıyamete kadar haykıracak olan bu şahs-ı manevîye omuz vermekle ve onu sahiplenmekle mükellefiz. Sonuçlarla ilgilenmemek, karınca azmiyle didinmek zorundayız. Rüya’da Hitabe’de başta Peygamber Efendimizin (asm) ve sonra asrın imamlarının bulunduğu muhteşem bir heyet tarafından asırların mehdi-i azamı olarak vazifelendirilen Üstadımızın talebeleri olarak da bu dâvâyı sürdürmekle görevlendirilmişiz. Buradan dönüş olabilir mi? Buraya sırt dönülür mü?

Bugün cemaatimiz üzerinden yapılmak istenenler var. Yapılmak istenen Asya’nın bahtının miftahı olan meşveret ve şûrâyı yok sayarak, istibdad-ı mutlak manasındaki bir cumhuriyetin bu topraklardaki hükümranlığını devam ettirmektir. 

Yapılmak istenen, tek adamlığın önünü açarak, toplum mühendisliğinin ayak oyunlarını kullanarak, Hazret-i Hasan’ın yarım kalan hilâfetinin adalet-i mahza, hürriyet-i şeriye, meşveret-i meşrûa gibi temel prensiplerini günümüzde devam ettirecek vizyona sahip tek cemaat olan, tek ses olan bu şahs-ı manevîyi Süfyanizmin ayak oyunlarına boğdurtmaktır.

İnşaallah şahs-ı manevînin temsilcisi olan sizler, bunlara izin vermeyeceksiniz. Uhuvvet, muhabbet, ittihad ve tesanüd prensipleriyle görevimizi yapmaya çalışacağız. Gayret bizden Tevfik Allah’tan… 

Hepimiz bu dâvânın temsilciyiz. Bu dâvânın bihakkın yerine getirilmesi, bu emanetin kıyamete kadar devam ettirilmesi, bu bayrağın hakkıyla taşınabilmesi için nizalardan da, aramıza niza sokanlardan da uzak durmalı, yalnızca ve yalnızca işimize bakmalı, muhabbetle kucaklaşmalı, “Tevekkeltü Alellah” deyip yürümeliyiz.

Bunların farkında olarak, yarın Rûz-ı mahşerde yüzümüzü kara çıkaracak tavırlardan, sözlerden; başkalarının yüzünü kızartacak, Nur Talebelerine yakışmayan hal ve hareketlerden kaçınmaya çalıştık. Ola ki bu aziz cemaat karşısında emaneti tevdi ettiğiniz yönetim kurulundaki arkadaşlarımız olarak, şahsım olarak bir kusur etmişsek affınızı rica ediyoruz. 

Hakkınızı helâl etmenizi istirham ediyoruz. Her işimizi meşveretle yapmaya çalıştık, her işimizde şeffaf olmaya gayret ettik. Üstadımızın hak ve hakikati haykırmak noktasındaki duruşunu devam ettirmeye çalıştık. Kusurlarımız, hatalarımız olmuştur. Bu halimizle şükredip bu çetin imtihanı kazananlardan olmayı Cenâb-ı Hak’tan niyaz ediyoruz. 

Not: Bu metin, Yönetim Kurulu Başkanımız Ömer Yavuzyiğitoğlu’nun Yeni Asya Medya Grup “Bahar Dönemi Temsilciler Toplantısı’nın açış konuşmasıdır

FOTOĞRAFLAR: ERHAN AKKAYA - YENİ ASYA

Okunma Sayısı: 1154
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı