"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hedef gözdağı

17 Kasım 2018, Cumartesi 18:55
İstanbul’da akademisyen ve sivil toplum üyelerinin “Gezi olayları” bağlantılı olarak gözaltına alınması “sivil toplum ve akademiye gözdağı” olarak yorumlandı ve tepkilerine yol açtı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan bir soruşturma kapsamında sabah saatlerinde akademisyen ve sivil toplum çalışanlarına yönelik operasyon düzenlendi. İstanbul, Adana, Antalya ve Muğla’da düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Turgut Tarhanlı, Boğaziçi Üniversitesi Matematik Bölümü öğretim üyesi Prof. Betül Tanbay, Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanvekili Yiğit Ekmekçi, Anadolu Kültür Yönetim Kurulu üyesi Ali Hakan Altınay, Anadolu Kültür Genel Koordinatörü Asena Günal, Hafıza Merkezi Eş Direktörü Meltem Aslan ile Anadolu Kültür çalışanları Çiğdem Mater, Bora Sarı, Ayşegül Güzel, Hande Özhabeş, Yusuf Cıvır, Filiz Telek, Yiğit Aksakoğlu olmak üzere toplam 13 kişi gözaltına alındı.

Daha sonra Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, Anadolu Kültür A.Ş. Depo Program Koordinatörü Asena Günal, Anadolu Kültür AŞ Sivil İtaatsizlik’ten Bora Sarı ifadeleri alındıktan sonra yurt dışına çıkış yasağı konularak salıverildi. Ardından Anadolu Kültür danışmanlarından Meltem Aslan da serbest bırakıldı. Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Betül Tanbay ise bir gün sonra serbest bırakıldı. Gözaltındaki diğer isimlerin işlemlerinin sürdüğü belirtildi.

İnanılmaz bir durum

Gözaltına alınan Prof. Turgut Tarhanlı’nın çalışma arkadaşı olan İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Yaman Akdeniz, Tarhanlı’nın ailesine gerekli her türlü hukuki desteği vermeye hazır olduklarını söyledi. DW Türkçe’ye konuşan Akdeniz, “Turgut Tarhanlı’nın böyle bir soruşturmanın parçası olması deli saçması. İnanılmaz bir durum” dedi. Prof. Akdeniz, 2014 yılından olduğu söylenen soruşturma için Tarhanlı’nın ifade vermek için davet edilmesi halinde gideceğini vurgulayarak, “Aynısı gözaltına alınan diğer isimler için de geçerli. Neticede yeri yurdu belli olan insanlardan bahsediyoruz” diyerek gözaltı işlemini gereksiz bulduğunu ifade etti. “Amacın her zaman olduğu gibi sivil toplum ve akademiye gözdağı vermek olduğunu düşünüyorum. En kısa sürede serbest bırakılmalılar” dedi.

Adil yargılanma hakkına aykırı

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi çalışanları, Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Turgut Tarhanlı’nın gözaltına alınmasının ardından bir açıklama yayınladı. Tarhanlı’nın çalışma arkadaşları tarafından kaleme alınan açıklamada, “Ceza muhakemesi çerçevesinde hakkında suç isnadı bulunan kişilerin öncelikle ifade vermek üzere davet edilmesi gerekmektedir. Hocamız hakkında verilen gözaltı ve arama kararının kişi özgürlüğü ve güvenliği ile adil yargılanma haklarına aykırı olduğu kanaatindeyiz” ifadeleri yer aldı. İnsan Hakları Derneği (İHD) de yazılı bir açıklamayla gözaltıları kınadı. Açıklamada, soruşturmaya konu olan kişilerin kriminalize edilmesi amacıyla evlerine baskın yapılarak gözaltına alındığı belirtilerek “Turgut Tarhanlı ve birlikte gözaltına alınan kişilere yapılan bu muamele Türkiye’de kanunların keyfi olarak uygulandığını ve siyasi iktidarın yargı yolu ile baskı uygulayarak, istediği herkese istediği gibi davranabileceğini göstermektedir” denildi.

Kabul edilebilir yanı yok

Gözaltına alınan Prof. Betül Tanbay’ın kız kardeşinin eşi eski siyasetçi Ufuk Uras, gözaltı işleminden sabah saatlerinde Tanbay’dan gelen telefonla haberdar olduklarını söyledi. DW Türkçe’ye konuşan Uras, Betül Tanbay hakkında dört gün gözaltı kararı bulunduğunu belirterek “Biz başta Barış için Akademisyenler davası nedeniyle olduğunu sandık ancak sonrasında işin boyutu anlaşıldı” dedi.

Prof. Tanbay gibi Gezi Parkı eylemleri sırasında hükümetle diyalog kurmaya çalışan ve barışçıl eylemden yana olan isimlerin eylemlerin üzerinden dört sene geçtikten sonra gözaltına alınmasını “skandal” olarak nitelendiren Uras, “Belli ki balona dönüşen Osman Kavala hakkında başlatılan soruşturmanın içini doldurmak maksadıyla yeni bir teşkilat yaratmaya çalışıyorlar. Tarhanlı ve Tanbay’dan ne kadar uğraşırsanız uğraşın teşkilat çıkaramazsınız. Sivil faaliyet içinde olan insanlar bunlar” diye konuştu. Ufuk Uras, başlatılan soruşturmayı insan hakları savunucularının yargılandığı Büyükada davasına benzeterek, “Kabul edilebilir yanı yok” dedi. 

AB: Endişe verici

Tutuklu iş insanı Osman Kavala’nın kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Anadolu Kültür girişimine yönelik soruşturma kapsamında İstanbul, Adana, Antalya ve Muğla’da eş zamanlı düzenlenen operasyonlarla gerçekleştirilen gözaltılara Avrupa Birliği’nden (AB) tepki geldi. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini’nin sözcüsü Maja Kocijancic, “Türkiye’de bu sabah tanınmış birçok akademisyen ve sivil toplum temsilcisinin gözaltına alınması endişe verici.

Yetkililerin, masumiyet karinesi ilkesi temelinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin tutuklu yargılamalarla ilgili düzenlemelerine uyumlu bir şekilde çok hızlı bir çözüm bulması gerekiyor” ifadesini kullandı. Kocijancic, “Eleştirel seslere yönelik tekrar eden gözaltılar ve sivil toplum temsilcilerine geniş çaplı baskının sürmesi, Türk hükümetinin daha önce deklare etmiş olduğu insan hakları ve temel özgürlüklere bağlılığına ve hukukun üstünlüğü ile yargı alanında duyurduğu reformlara ters düşüyor” dedi. Kocijancic, bu konuları 22 Kasım’da Ankara’da Mogherini’nin de katılacağı Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Siyasî Diyalog Toplantısı’nda gündeme getireceklerini belirtti.

 Af Örgütü: Sivil toplumu yok etme çabası

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Araştırmacısı Andrew Gardner, gözaltındaki kişiler hakkında basına yansıyan iddiaların son derece absürt olduğunu söyledi. “Olağanüstü Hâl bitmiş olsa da hükümet halen bağımsız sivil toplumu yok etme çabası içerisinde” diyen Gardner, sivil topluma yönelik baskıların kabul edilemez olduğunu dile getirdi. Ortaya atılan iddialarda gerçeklik payı olduğunu düşünmediğini ifade eden Af Örgütü Temsilcisi, söz konusu iddiaların suç unsuru içermediğini, ifade ve toplanma özgürlüğü içinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Andrew Gardner, sivil toplum faaliyetlerinin yasal olduğunu hatırlatarak “Bugün baskılar yalnızca gözaltına alınan kişilere değil, bağımsız sivil topluma yönelik” diye konuştu. 

 

Okunma Sayısı: 4970
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • HÜSEYİN İLHAN

    17.11.2018 22:13:41

    Geçen sene bazı belediye başkanlarını cebren işstifa ettiren zihniye o başkanlar hatalı ise yargıya sevketmesi gerekirdi.Amma hem bunu yapmayıp hemde baskı ile görevden istifa ettirmek ile şunları yapmış oluyorlar; 1-Biz kanun-hak-hukuk-demokrasi ve seçmene saygı bilmez ve tanımayız. ,2-İsterse bizim partimizin mensubu olsun bir sözümüzle sesini kısmayanı anında itibarsızlaştırırız.Baskının olması bize ters değildiiir. 3-Biz bize kim muhalefet ediyorsa ya mal-makam ve mansıpla yanımıza alır ya da baskı ile sesini kısarız. Son operasyon buna en son çrneklerden biridiiir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı