"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hürriyetlerin zıddı olan 'İstibdat' nedir?

04 Kasım 2015, Çarşamba 13:44
Bediüzzaman'ın “İstibdat ne şekilde olursa olsun, meşrûtiyet libası giysin ve ismini taksın, rast gelsem sille vuracağım” veciz ifadeleriyle tehlikelerine dikkat çekerek tarif ettiği 'istibdat' (baskı, dikatatörlük, despotluk) nedir?

Büyük İslam Alimi Bediüzzaman Said Nursi'nin yüzyılı aşkın bir süre önce kaleme aldığı ve dönemin şartlarında demokrasinin, özgürlüklerin, toplumsal sorunlara nasıl çözüm üreteceğinin bugün de feyz alınabilecek bir örneği olan Münazarat adlı eserinde 'İstibdat nedir; meşrutiyet nedir?' sualine karşılık verdiği cevap oldukça önemlidir.

''Sual: İstibdat nedir; meşrutiyet nedir?

Cevap: İstibdat tahakkümdür, muâmele-i keyfiyedir, kuvvete istinad ile cebirdir, rey-i vâhiddir, sû-i istimâlâta gâyet müsâit bir zemindir, zulmün temelidir, insâniyetin mâhisidir.

Sefâlet derelerinin esfel-i sâfilînine insanı tekerlendiren ve âlem-i İslâmiyeti zillet ve sefâlete düşürttüren ve ağrâz ve husumeti uyandıran ve İslâmiyeti zehirlendiren, hatta herşeye sirâyet ile zehrini atan, o derece ihtilâfâtı beyne'l-İslâm îkâ edip, Mûtezile, Cebriye, Mürcie gibi dalâlet fırkalarını tevlid eden, istibdattır.''  

Evet, taklidin pederi ve istibdad-ı siyasînin veledi olan istibdad-ı ilmîdir ki, Cebriye, Râfıziye, Mûtezile gibi İslâmiyeti müşevveş eden fırkaları tevlid etmiştir. (Bediüzzaman Said Nursi, Münazarat)

Risale-i Nur Enstitüsü tarafından 'istibdat' kavramı üzerine hazırlanan önemli yazıyı istifadenize sunuyoruz;

İstibdat, hürriyetin alternatifidir. Bu ikisi bileşik kaplar gibidir. Birinin eksikliğini diğeri dolduracaktır. Hürriyet zemini boşluk kabul etmez. Onun eksikliğini mutlaka istibdat dolduracaktır. Öyle ise istibdadı da kısaca tanımakta fayda var.

1. İstibdat, tahakkümdür. Başkalarını baskı altına almaktır. Bu ister devlette olsun, ister ilim camiasında olsun, ister sosyal hayatta olsun fark etmez. Zorla iş yaptırmak hürriyetin prensibi değildir. Yapmıyor, tembellik ediyorsa yapanı getireceksin.

2. Keyfi muameledir. Hiçbir kurala bağlı kalmadan, kendi doğrularına göre icraat yapmadır. Keyfiliğin kuralı olmaz, keyfilik de kural olmaz. Zaten kuralın kendisi keyfiliği ortadan kaldırır. Herkesin buluştuğu bir ortak noktayı ifade eder. Yani metre herkes için yüz santimdir. Bunu keyfi için azaltıp çoğaltan ortak noktadan ayrılıp keyfiliğe sapmış olur.

3. Kuvvete dayanarak şiddet uygulamadır. Güçlünün gücüne güvenerek zayıfı ezmesi veya hakkını elinden alması istibdattır. Bir gün kendinden daha güçlü biri çıkar ve o da onun üzerinde baskı uygular. Şiddet, şiddeti doğuracaktır. Bu kaçınılmaz bir gerçektir.

4. Bir kişinin görüşüdür. Çoğunluğun değil de bir kişinin temsil ettiği görüşü uygulamaya sokmak bir baskıdır. Rey-i cumhur bir hürriyet ölçüsüdür. Onu bırakıp tek kişi kanaatini benimsemek çoğunluk üzerinde baskı kurmaktır.

5. Baskı sistemleri sû-i istimale daima açıktır. Ne kadar kötülük varsa hepsi kapalı kapılar ardında icra edilmektedir. Toplumun önünde onları yapması mümkün olmayan işleri kapalı kapılar ardında rahatlıkla işleme koyabilmektedir.

6. Baskı sistemleri, insanlığı mahveder. Onların şevkini kırıp ümitsizliğe sevk eder. Ümidini yitiren her şeyini yitirmiştir. Ondan daha kötüsü olmaz.

İstibdadın sonucu zillet ve sefalettir. Halkı fakir ülkelere dikkatle bakıldığında onların yönetimlerinin ya tahakkümle, ya keyfi muamele ile veya tek kişinin söz sahibi olduğu bir idarî yapı ile işleri yürüttüğü görülecektir.

Böyle adaletsiz yapının altında kin ve husûmet yaygınlaşacaktır. Hak kaybına uğrayan insanlar idaresine ve adaletine küsecektir. Bu çok tehlikeli bir durumdur. Hak ve adalet dağıtanlar buna meydan vermemelidirler.

Baskı gören insanların arasında ihtilâflar yayılacaktır. İnsan aciz yaratılmıştır. Eline nimet geçtiğinde yere göğe sığmaz. Nimeti kesildiğinde de bağırıp çağıracaktır. İdare etme mevkiindeki insanları tenkide başlamak, onlara güven duymama noktasına getirir. Güvenmediği insanların idaresinde idare ile aralarındaki köprüleri yıkacaktır.

Devlet yönetimindeki baskılar, ilmi istibdadı doğuracaktır. Bu durum taklidin önünü açacaktır. Halbuki ilim hürdür. Akademik personel hiç baskı altında kalmadan her türlü fikri araştıracaktır. İlerleme bu sayede mümkün olacaktır. Ona baskı yapılırsa araştırma ve icatları bırakıp ilmin bakkallığını yapacaktır. Ondan bundan derleyecek, derlediğini satacak, yeni bir şey ortaya koymayacaktır. Bu bir kısır döngüye sebeb olacaktır.

"Evet, bir millet cehâletle hukukunu bilmezse, ehl-i hamiyeti dahi müstebit eder."  ( Münazarat )

Kaynak: Risale-i Nur Enstitüsü

“Bediüzzaman çareyi Münazarat’ta anlatmış”

http://www.yeniasya.com.tr/yurt-haber/bediuzzaman-careyi-munazarat-ta-anlatmis_353730

Haber Merkezi

Okunma Sayısı: 3660
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı