"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mahkemeleri rahat bırakın

15 Haziran 2017, Perşembe 00:30
Mahkemelerin rahat bırakılması ve üzerlerindeki baskının kaldırılması gerektiğinin altını çizen birçok kesimden kişinin yanı sıra gazeteciler de yaşanan baskıları köşelerine taşıdılar.

Devam eden operasyonlar ve yaşanan hukuksuzluklara karşı her kesimden sesler duyulmaya başlandı. Yaşananların hukuk kriterlerine uymadığını yazılarında ve farklı platformlarda dile getiren çok sayıda kişi mahkemelerin rahat bırakılması ve üzerlerindeki baskının kaldırılması gerektiğinin altını çizdi.

Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, eski Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Bülent Arınç ve   İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Kadir Topbaş’ın örgüt üyeliği suçlamasıyla tutuklanan damatları Ekrem Yeter ile Ömer Faruk Kavurmacı’nın tahliyesinden doğan “rahatsızlık” ile ilgili olarak kulis yazdı. Konuya ilişkin olarak çok sayıda bakan ve milletvekili ile görüştüğünü ifade eden Selvi, “Damatlar konusundaki rahatsızlık dikkatimi çekti. Bu iş vicdanları yaralamış” diye yazdı.

Selvi, “Yargının önünde acil olarak çözülmesi gereken sorun da burada düğümleniyor. FETÖ’ye üyelik nedeniyle suçlu bulunacak olanların tutukluk nedeniyle hapiste yattıkları süre doluyor. Mahkemelerin normalleşmesi lâzım ki, bu konularda hukukun gereğini yerine getirmekte endişe etmesinler” ifadelerini kullandı. 

Bu tarz uygulamalar, HSK’yı tartışılır hale getiriyor 

Star yazarı Ahmet Taşgetiren ‘Hukukçu Diyor ki’ başlığıyla dün yayınlanan yazısında, “Herhangi bir örgütün “Terör örgütü” olarak tanımlanması için yargı kararı gerekir. Şu ana kadar FETÖ ile ilgili Yargıtay tarafından onaylanmış bir yargı kararı yok. Yargıtay’da bekleyen dosyalar var, onlar görüşülse, terör örgütü hükmü onaylansa alt yargı organları da ona göre karar verir. 2008 yılında Dava Daireleri Genel Kurulunda 72 hakimin onayıyla verilmiş bir karar var, o da Gülen hareketinin bir terör örgütü olmadığı yönünde” ifadelerini kullanarak şöyle devam etti; “Mahkemeler önlerine gelen dosyalar için karar veriyor. Diyelim medyada ”FETÖ’cü” diye yargılanıp infaz edilmiş bir kişi için tahliye ya da beraat, buna karşılık yine medyada “FETÖ ile asla ilişkisi olmadığı”na dair kanaat oluşan birisi için tutuklama kararı çıkıyor.  Oklar derhal mahkeme başkanına, savcıya, heyete yöneliyor. Bakıyoruz Mahkeme Başkanı görevden alınıyor. Bu tarz uygulamalar, HSK’yı tartışılır hale getiriyor, bir. Mahkeme heyetlerinde yargısız infaza maruz kalma tedirginliği oluşturuyor, iki. Onun da sonucu, “Geciken adalet” olgusunu gündeme taşımak oluyor. Yani uzun tutukluluklar, tutuklanmanın fiili ceza haline gelişi, hukuktan beklentinin zaafa uğraması gibi her biri derin adalet sorunu olan işler.” 

Hukuk siyasetin üstünde

Hürriyet yazarı Taha Akyol ise dünkü köşesinde şunları yazdı; “Bize gelince, damatlar nasıl tahliye edildi? “Sabit ikametgâh” sahibi oldukları için, “yurtdışı yasağı konularak adli kontrol” şartıyla. Delillerin karartılması mümkün olmayan dosyalarda, suç isnadı benzer durumda bulunan insanlar niye aynı şekilde tahliye edilmiyor? Profesyonel gazetecileri, hakkında hiçbir suç delili bulunmayan Barbaros Muratoğlu’nu, FETÖ’nün yasadışı işlemlerini bilmeyen iyi niyetli tabandaki insanları kastediyorum. Artık hukukun, adaletin bütün siyaset ve ideolojilerden üstün olduğu bilincine ulaşmalıyız.

Tutuklama gerektirmeyen dosyalarda bile tutuklama kararı

Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan diğer bir isim de Milliyet gazetesinden Serpil Çevikcan. Çevikcan, dünkü yazısında “Yargıyla ilgili eleştiriler ise bambaşka bir süreç. Bu eleştirilerde, 15 Temmuz’dan sonra yaşanan bazı kırılma anlarının büyük etkisi var. Birincisi, darbe girişiminden hemen sonra FETÖ’nün en önemli isimlerinden Adil Öksüz’ün mahkeme tarafından serbest bırakılması ve ardından kayıplara karışması. İkinci olarak, gazetecilerin yargılandığı dâvâda verilen tahliye kararlarına yönelik gelen büyük eleştiriler ve hemen ardından savcılığın itirazı üzerine tahliye edilenlerin serbest bırakılmadan gözaltına alınarak yeniden tutuklanmaları. Bir başka açıdan yaşanan kırılma noktası ise eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın damatlarının adlî kontrol kararıyla serbest bırakılmaları. Bütün bu olaylar kuşku yok ki hâkim ve savcılar üzerinde psikolojik etki oluşturuyor. Tutuklama gerektirmeyen bir dosya söz konusu olsa bile bir hata yapmamak, FETÖ’cü şüphesine maruz kalmamak, suçlanmamak adına savcılar tutuklama isteyebiliyor, hâkimler tutuklama kararları verebiliyor” şeklinde yazdı. 

Etiketler: ohal, khk, hsk
Okunma Sayısı: 4918
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı