"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

‘Millet İttifakı’ Türkiye’nin ihtiyacı

21 Mayıs 2018, Pazartesi
Yeni Asya EuroNur TV mikrofonuna konuşan Genel Yayın Yönetmenimiz Kâzım Güleçyüz, seçim sürecinde Yeni Asya’nın duruşunu anlattı. Güleçyüz, “Millet İttifakı Türkiye’nin ihtiyacı” dedi.

24 Haziran erken seçimini değerlendiren Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Kâzım Güleçyüz, CHP, Saadet Partisi, İyi Parti ve Demokrat Parti tarafından oluşturulan ‘Millet İttifakı’nın Türkiyenin ihtiyacı olan bir ittifak olduğunu söyledi. Güleçyüz, “AKP 2002’de 3 Kasım seçimiyle iktidar olma imkânı bulan bir parti. O yıldan bu yana girdiği her seçimden galip çıktı. Zaman zaman oyu düştü, çıktı, ama netice de birinci parti olarak bugünlere geldi. AKP’nin kurucu kadrolarıyla ilgili rezervlerimiz var. Yani hangi adresten geldikleri, nasıl bir çizgiden çıktıkları, hangi anlayışla siyaset yaptıkları belli. Bununla beraber, demokrasinin gereği olarak sandıktan çıkmış bir iktidar, biz bunu hep saygıyla karşıladık. Şunu temenni ettik; milletin iktidara verdiği destek doğru kullanılmalı. Milletin önünü açacak, demokrasiyi, hukuk ve adalet sistemini daha da geliştirecek, haksızlığa ve mağduriyetlere meydan vermeyecek bir anlayışla bu millet desteğinin doğru değerlendirilmesi gerekiyordu. Bunu bekledik” diye konuştu. Güleçyüz konuşmasına şöyle devam etti; 

Milletin verdiği destek hoyratça kullanıldı

Bu noktada yapılması gereken en önemli şeylerden biri, 12 Eylül darbe anayasasının tamamen iptal edilip yerine gerçek anlamda demokratik, evrensel standartlarda bir yeni anayasanın konulması gerekiyor. Bunu kendi değerlerimizle harmanlayarak, bize has, Müslüman demokrat kimliğini yansıtan bir anlayışla yapabilmeliydik. Ama bu maalesef olmadı. Bunun yanı sıra, özellikle son dönemde 20 Temmuz OHAL sürecinde haksızlıklar, hukuksuzluklar, keyfîlikler ve bunların sebebiyet verdiği mağduriyetler çok ciddî anlamda toplumda rahatsızlık meydana getirmiş durumda. Milletin verdiği desteğin böyle hoyratça kullanılması kabul edilemez. 

Bugün asgarÎ hukuk kuralları bile çiğneniyor

Biz, suç ve cezanın şahsiliği ilkesini bize öğreten bir Kur’ân’a inanan insanlarız. Ve masumiyet karinesi: Herkes suçluluğu mahkeme kararıyla kesin hükme bağlanıncaya kadar masumdur. Kimse masumiyetini ispatlamaya zorlanamaz. Bunlar hukukun en temel kurallarıdır. Ama maalesef bugün bunların en asgarî olanlarının çiğnendiği bir süreçten geçiyoruz. Bu hukuk devletini ve adaleti yerlerde süründürüyor. Bu asla kabul edilemez. Maalesef üzüntümüz sandıktan çıkan bir neticenin, milletin iradesinin zulüm için kullanılıyor olması, istismar edilmesi. Buna artık son verilmesi lâzım. Biz suç ve ceza şahsîdir derken bunu AKP camiasına da biz tatbik ediyoruz. Bu partinin içinde iyi niyetinden zerre kadar kuşku duymadığımız çok samimî insanlar var. Bu partiye oy veren insanlar var. Bunlar zamanında 28 Şubat zulümlerine maruz kalmış, mağduriyetler yaşamış ve bizden bir farkı olmayan insanlar. Orada ümit görmüş ve sorunları çözeceği ümidiyle oraya oy vermiş. Onlarla bizim bir problemimiz yok. Biz muhabbet fedaileriyiz aynı zamanda, husumete vaktimiz yoktur. Bu herkes için geçerli. 

Birbirimize saygı göstermemiz lazım 

Bütün partilere bu manada bir yaklaşımımız var. Çünkü dünya görüşlerimiz farklı olsa da, şunun altını çizerek hep söylüyoruz, aynı dünyada yaşıyoruz. O zaman birlikte yaşamayı öğrenmemiz, birbirimize saygı göstermemiz lâzım. İnsan olma ortak paydasında buluşuyoruz. Allah hepimizi insan olarak, hak ve özgürlüklere sahip olarak yaratmış. Bu hak ve özgürlüklerin gasp edilmesi mümkün değildir, olmamalıdır. Dolayısıyla bu temel ilkeler çerçevesinde herkesin huzur bulabileceği gerçek bir demokrasi nizamını arzu ediyoruz.Bunu engelleyen anlayışlarla da mücadele ediyoruz. 

Bir alternatif olarak ortaya çıktı

İktidar bile fark etti ki, daha fazla demokrasi ve özgürlük sözleri vermeye başladı, o ihtiyacı duydu. Demek ki, Türkiye böyle bir durumla karşı karşıya. Bu ihtiyacın karşılanması açısından iktidarın bir inandırıcılığı kalmadı. O zaman bir alternatif olarak Millet İttifakı ortaya çıktı. Bu ittifaktaki partiler “Biz farklılıklarımızı mahfuz tutuyoruz. Yine ayrı partileriz, ama bu temel ilkelerde mutabık kaldık” diyorlar. Parti kimliğini aşarak, bu temel ilkeler çerçevesinde, demokrasi, hukuk ve adalet için bir araya gelmek son derece önemlidir ve Türkiye’nin ihtiyacıdır. Burada İYİ Parti, CHP ve SP ile birlikte DP de var. Biz zaten kararımızda o da belirtiliyor. DP’nin içinde yer aldığı Millet İttifakı. 

CHP, adalet istiyor diye adalete karşı mı çıkacağız?

Zaten bizim Yeni Asya olarak başından bu yana tercihimiz Demok- rat Parti, Adalet Partisi, Doğru Yol Partisi ve şimdi Demokrat Parti şeklinde olagelmiştir. Bunu herkes biliyor. Dolayısıyla bizim tercihimizin bu istikamette devam ettiğini, bir değişikliğin olmadığını herkes biliyor. O zaman bizim için birileri “Yeni Asya CHP’li oldu” gibi birtakım yakıştırmalar yapıyorsa bu tamamen bir çarpıtmadır, bir saptırmadır. Hakikatleri ters yüz etme gayretidir. Hiçbir şekilde kabul görmez. Biz AKP’ye de temel ilkelerimiz çerçevesinde yaklaşıyor, tavsiyelerde bulunuyoruz. Aynı şeyi CHP’ye de yapıyoruz. CHP bugün adalet istiyorsa, adalet eylemleri yapıyorsa, o yapıyor diye adalete karşı mı çıkacağız? Evet, CHP’nin kötü bir mazisi var. Tek Parti Dönemi CHP’sinin bu ülkeye yaptığı zulümler tarihin kayıtlarında mevcut. Bu zulümlere karşı biz mücadele ettik. Üstadın ve talebelerinin mahkemelerde yargılanması, sürgünden sürgüne gönderilmesi, mağdur edilmesi hep Tek Parti Dönemi’nde yaşandı. Aynı şekilde CHP’nin desteklediği ihtilâl dönemlerinde de bunlar hep olmuştur. Ama aynı Üstad, 46 yılında CHP Genel Sek- reteri Hilmi Uran’a yazdığı mektupta tavsiyelerde bulunuyor. “Eğer bundan sonra siyasette söz sahibi olmak istiyorsanız, milletle barışın.” Bizim CHP ile olan diyaloğumuzun amacı budur. Biz de CHP’ye diyoruz ki siyasetinizi düzeltin, milletle barışın.

Desteğimiz ‘Millet İttifakı’na

Bizim karar organımız umumi meşveretimiz, senede iki sefer toplanır, seçim dönemlerinde bu konuları müzakere eder, karara bağlar. Bu sefer de öyle oldu. Çıkan karar: “istibdat ne şekilde olursa olsun, hangi kisveyi giyerse giysin, rast gelsem sille vuracağım” diyor Üstad. Seçim sürecinin bütün safahatında “Millet İttifakına destek verilmesi kararı bağlandı” diye bir karar çıktı. Burada bu ittifakı oluşturan partilerin dayandıkları ilkeler belli. Parlamenter demokrasi, hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edilmesi, adaletin hakim kılınması, tek adam rejimi değil, katılımcı demokrasi. Bunlar Türkiye’nin ihtiyacıdır. Maalesef AKP iktidarının Türkiye’yi getirdiği nokta bir tek adam rejimi dayatmasıdır. Ve OHAL rejimidir. Bunlardan çıkma noktasında alternatif ortaya konulmasıdır dört partinin ittifakı. Burada bu partileri aşan bir mutabakat söz konusu. Bunlara hayır diyecek kimse yoktur. Adalete, hukuka, demokrasiye hayır diyen insan olur mu?

Haber: CEMİL SAİD DEMİRDÖĞMEZ

 

Fotoğraf: MURAT SAYAN - YENİ ASYA

Okunma Sayısı: 4995
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı