"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mirac Gecesi'nin anlamı ve önemi nedir ve Mirac hadisesi nasıl gerçekleşmiştir?

13 Nisan 2018, Cuma 18:50
Çok faziletli ve çok değerli çok büyük bir manevi hâsılat mevsimi olan Recep, Şaban ve Ramazan aylarını kapsayan ve 19 Mart Pazartesi günü başlayan mübarek 'Üç Aylar' tüm bereketiyle devam ediyor...

Risale-i Nur'a göre kâinatın alkışladığı gece olan Regaib Gecesi'nin ardından yolunu gözlediğimiz, Hazreti Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed'in -Aleyhisssalatu Vesselam- Allah'ın huzuruna yükseldiği gece olarak kabul edilen mübarek Mirac Gecesi, bu gece idrak edilecek. 

Büyük İslam Alimi ve Mütefekkiri Bediüzzaman Said Nursi'nin 'İkinci bir Kadir Gecesi' olarak tarifleyerek ''Bu gece mümkün oldukça çalışmakla kazanç birden bine çıkar.'' ifadeleriyle önemine vurgu yaptığı Mirac gecesini ''Sizin Miracınızı tebrik ve Mirac Sahibinin (a.s.m.) sünnet-i seniyesine sizi ve bizi tam muvaffak eylemesine rahmet-i İlâhiyeden niyaz ediyoruz.'' sözleriyle tebrik ediyor.

***

Leyle-i Mi’rac Hakkında...

İçinde nice bin esrarın yaşandığı bir kutlu gece geliyor: Leyle-i Mi’rac geliyor. Yarınki gece leyle-i Mi’rac’dır. Hiçbir beşere değil, hiçbir Peygambere de nasip olmayan bir muazzam görüşme, Ferid-i Kevn-ü Zaman rütbesiyle, kâinatın Burhan-ı Natık’ı sıfatıyla Resul-i Ekrem Efendimiz’e (asm) leyle-i Mi’rac’da nasip oluyor.

Devamını Okumak için tıklayınız:

Leyle-i Mi’racınıza binler tebrik

Mi’racda binler sene mesafe nasıl kat edildi?

Işık hızı aşılabilir mi?

Leyle-i Mi’rac yaklaşıyor

İnsanlık O'nun (asm) getirdiği esaslara muhtaç: Ecnebî filozofların tesbitleri...

Üstad Bediüzzaman Risale-i Nur'un birçok bölümünde Mirac Gecesi'nin hakikati, Mirac gecesinde gerçekleşen hadiselerin manaları, Mirac Gecesi'nin önemi ve Mirac Gecesi'nin izahı ile ilgili aklı, kalbi ve ruhu doyuran hakikatli izahlar yapıyor.

***

Leyle-i Mi’rac nasıl anlaşılmalıdır?

BÜYÜK İSLAM ALİMİ BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ DİN VE FEN İLİMLERİNİN BİRLİKTE OKUTULMASINI İSTEMEKTEDİR

Bediüzzaman Said Nursi ilimle dinin uzlaşmazlığı yolundaki iddiaları reddederek hakikatli ve nurlu bir Kur'an tefsiri olan Risale-i Nur eserlerinde, eserden san'atkara geçmek prensibiyle kainatı ve içindeki mevcudatı, Kainat Kitabı'nın Sahibine götüren bir güzide eser şeklinde tarif edip izah ve ispat ederek ilme din namına sahip çıkmaktadır.

Bu noktada ifade etikleri ''Vicdanın ziyası, ulûm-u diniyedir.  Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder." veciz sözleri bilim ve din ilişkisini doğru anlamak ve yorumlamak konusunda oldukça önemlidir. 

Bediüzzaman Hazretleri din ilimleri ile fen ilimlerinin beraber okutulmasını istemektedir.

Bu doğrultuda fen ilimleri ile aklın problemlerinin çözüleceğini, din ilimleri ile de kalp ve vicdanın iman nuru ile dolacağını ifade ederek, bu iki cenahın birleşimi ile hakikatin tecelli edip, insanın taklit ve taassuptan kurtulacağını beyan etmiştir. Bu fikir ve düşüncenin de ömür boyu takipçisi olmuş.

Bu doğrultuda atılacak adımlarla, din ve fen ilimlerinin birlikteliği ile tefekkür ve tahlil edilebilecek 'Mirac hadisesi' ve daha birçok mesele daha iyi anlaşılacaktır ve ''Hak olup Haktan gelip hak diyen ve hakikati gösteren ve nuranî hikmeti neşreden'' Kur'an-ı Hakim ve 'Yürüyen Kur'an' olan Efendimiz Aleyhissalatu Vesselamın hakikatli veciz sözlerinden akıl, kalp, ruh ve diğer bütün duygular derecesine göre hissesini alacak ve tatmin olacaktır.

Nobel ödüllü ilk Müslüman olan Pakistanlı fizikçi Prof. Dr. Abdüsselam’ın “Kur’an’da 250 ayetin hukukî konularda olmasına karşılık karşılık 750 ayet müminleri tabiatı araştırmaya, düşünmeye, aklı en iyi şekilde kullanmaya ve ilmî araştırmalara davet ediyor” tesbiti aynı mananın bir diğer ifadesi.

Ve Bediüzzaman'ın  ''O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder''  ifade ettiği gibi, din ve fen ilimlerinin birlikteliği ile yapılacak okumalarla talebelerin çalışmaları, gayretleri çift kanatlı olacak şekilde kanatlanacaktır.

Risale-i Nur'dan Mi'rac-ı Nebeviyeye (a.s.m.) dâir olan 31. Söz'ü okumak için tıklayınız:

http://www.yeniasya.com.tr/risaleinur/sozler/#910

En büyük insanlık olan İslamiyete göre  "Allah'a yükseliş ve arınma" olarak kabul edilen Miraç Gecesi bugün idrak edilecek.

Miraç Kandili, Müslümanların büyük önem verdiği ve 8 Nisan'da başlayan ''mübarek üç aylar"ın ilki Recep ayının 27'nci gecesine denk geliyor.

Bu geceyi nasıl değerlendirmeliyiz?

Bu gece, böylesine müstesna bir gecenin sene-i devriyesini inşaallah idrak edeceğiz.     

Bediüzzaman, bu gecenin leyle-i Kadir hükmünde bulunduğunu ve mânevî kazancın bire bin olacağını haber veriyor.11

Bu geceyi namazla, niyazla, Kur’ân okuyarak, Cevşen okuyarak, Miraç Risalesini okuyarak, dua ederek ihya edebiliriz. 

Bizim miracımızın da namaz olduğunu; ömrümüz boyunca beş vakit namazda sebat ederek Allah’a yakınlık kazanabileceğimizi bir kez daha bu gecede dimağımıza perçinleyelim.

Leyle-i Miracınızı bütün ruh u canımla tebrik ederim.

Devamını okumak için tıklayınız:

http://www.yeniasya.com.tr/suleyman-kosmene/leyle-i-miracinizi-tebrik-ederim_395618

Hazreti Muhammed -Aleyhissalatu Vesselam-, Miraç gecesi, Allah'ın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselam'ın rehberliğinde Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya, oradan semaya, yüce alemlere ve ilahi huzura yükseldi. Hazreti Muhammed, yolculuğunda ''Burak'' adlı binekle seyahat etti.

Beş vakit namaz Miraç gecesi farz kılındı, Allah'a şirk koşmayanların cennete gireceği müjdesi de bu gecede verildi.

***

Risale-i Nur penceresinden Mirac ve zaman yolculuğu

Yeni Asya yazarı Halil Akgünler; Miraç hadisesinin hakikatini Risale-i Nur'da Mi'rac-ı Nebeviyeye (a.s.m.) dâir olan 31. Söz penceresinden ele alıyor ve değerlendirmeler yapıyor.

Mirac Gecesi yaklaşıyor. Saygıdeğer okuyucularımızın ve tüm İslâm âleminin Mirac Gecelerini şimdiden tebrik ediyor, bu mübarek günlerin hayırlara vesile olmasını Cenâb-ı Haktan niyaz ediyoruz.

Mirac hadisesi başlı başına harika bir hadise.Bir çok sır ve hikmeti beraberinde taşımakta. Nitekim Bediüzzaman Hazretleri 31. Sözde bu sır ve hikmetlerden bahsetmiş, Mirac’la ilgili zihinleri karıştıran bir çok hususu çok nefis bir şekilde izah etmiş, bir çok çetrefilli suale cevap vermiştir.

Mirac hadisesi bir çok sır ve hikmetleri beraberinde taşımakla birlikte, zamanda yolculuk, zamanın izafiyeti gibi günümüzdeki bazı ilmî gelişmeler ve keşiflere de işaret etmesi açısında üzerinde çok düşünülmesi gereken bir hadisedir. Biz burada Mirac hadisesinin “zaman” ile ilgili, Otuz Birinci sözde yer alan bir hususu nazarlara sunmak istiyoruz.

Hazret-i Üstad Mirac hadisesi ile alâkalı hatıra gelen, “Birkaç dakikada binler sene mesafeyi kat’ etmek aklen muhaldir” şüphesine karşı, zamanın izafî olduğunu bakın nasıl izah eder. Evvelâ sesin, ışığın, elektriğin ve diğer mahlûkattaki hızların farklı olduğunu nazara veren Üstad, sonra bir saat misali verir: 

“İnsanın hareketinden, güllenin hareketinden, savttan, ziyadan, elektrikten, ruhtan, hayalden tezahür eden sür’at-i harekâtta bir mikyas olmak için şöyle bir saat farz ediyoruz ki: O saatte on iğne var. Birisi saatleri gösterir.

Biri de, ondan altmış defa daha geniş bir dairede dakikayı sayar. Birisi altmış defa daha geniş bir daire içinde saniyeleri, diğeri yine altmış defa daha geniş bir dairede sâliseleri ve hâkezâ râbiaları, hâmiseleri, sâdise, sâbia, sâmine, tâsia, tâ âşireleri sayacak gayet muntazam, azîm bir dairede birer ibre farz ediyoruz.

Faraza, saati sayan ibrenin dairesi küçük saatimiz kadar olsa, herhalde âşireleri sayan ibrenin dairesi arzın medar-ı senevîsi kadar, belki daha fazla olmak lâzım gelir.” 

Bu çok ilginç saat misali verildikten sonra iki şahıs farz edilir ve bu şahıslar saatin aşireleri sayan ibresi ile saati sayan ibresine bindirilir: 

“Şimdi iki şahıs farz ediyoruz. Biri, saati sayan ibreye binmiş gibi, o ibrenin harekâtına göre temâşâ ediyor. Diğeri, âşireleri sayan ibreye binmiş. Bu iki şahsın bir zaman-ı vahidde müşahede ettikleri eşya,saatimizle arzın medar-ı senevîsi nisbeti gibi, meşhudatça pek çok farkları vardır. İşte zaman, çünkü harekâtın bir rengi, bir levni, yahut bir şeridi hükmünde olduğundan, harekâtta câri olan bir hüküm,zamanda dahi câridir.”

Zamanın izafî olduğunu, aynı anda iki farklı yerde iki farklı zamanın aktığını mezkûr ifadelerde izah eden Hazret-i Üstad Resul-ü Ekrem Efendimizin de kısa bir süre içinde, yatağı bile soğumadan bütün ahiret âlemlerini gezip geri döndüğünü şöyle izah eder:

“İşte, bir saatte meşhudatımız, bir saatin saati sayan ibresine binen zîşuur şahsın meşhudatı kadar olduğu ve hakikat-i ömrü de o kadar olduğu halde; âşire ibresine binen şahıs gibi, aynı zamanda, o muayyen saatte, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, burak-ı tevfik-i İlâhîye biner, berk gibi bütün daire-i mümkinatı kat edip, acaib-i mülk ve melekûtu görüp, daire-i vücub noktasına çıkıp, sohbete müşerref olup, rüyet-i cemâl-i İlâhîye mazhar olarak, fermanı alıp vazifesine dönebilir ve dönmüş ve öyledir.”

Yukarıya aldığımız (Sözler, 524) ifadeler gerçekten çok nefis bir izahtır. Bu ifadelerde zamanın izafî olduğu çok açık bir şekilde izah edilmektedir. Yukarıda geçen saat misali ile ilgili basit bir hesap yapar isek: Bir kişi saat ibresine bindiği zaman bir metre yol alır ise, aşire ibresine binen 1x60 üzeri 10 kadar bir yol alacak demektir.

Yani 60 sayısını on kez birbiri ile çarpacaksınız demektir. Bu ise korkunç bir sayıdır. Bir başka deyişle saat ibresine binen bir insanın hızı 1 m/sn olur ise aşire ibresine binen kişinin hızı 1.0x60 üzeri 10 m/sn olacak demektir.

Işık hızının 3.0x108 m/sn olduğu göz önüne alınırsa 1.0x60 üzeri 10 m/sn değerindeki birhızın ışık hızından kat kat büyük bir hız olduğu kolayca görülür. 

Demek ki Peygamberimiz, tabir-i caiz ise, ışık hızından kat kat büyük bir hızla ahiret âlemlerini gezmiş, dünya şartlarında bir saat geçerken, o binlerce mesafeyi kat etmiş ve yatağı bile soğumadan geri dönmüştür. İşte bu harika hadise zamanın izafi olduğuna ve çok yakınlarda keşfedilen ışık hızından daha büyük hızların olduğuna işaret ettiği gibi, aynı zamanda zaman yolculuğunun da yapılabileceğine de işaret etmektedir.

İşte yukarıdaki ifadelerin geçtiği 31. Söz biraz da bu gözle okunmalıdır. Ki, böylece Zübeyir Gündüzalp Ağabeyin “Risâle-i Nurlarda her şey var” sözü daha iyi anlaşılsın...

Mirac nedir ve nasıl gerçekleşmiştir?

Yeni Asya Gazetesi yazarlarından İlahiyatçı Süleyman Kösmene, Mirac Hakikatini ve Miracın nasıl gerçekleştiği konusunu Kur'an-ı Hakim'in hakikatli bir tefsiri olan Risale-i Nur penceresinden izah ediyor.

Yeni Asya Gazetesi yazarlarından İlahiyatçı Süleyman Kösmene'nin, Bediüzzaman'ın 'İkinci bir Kadir Gecesi' olarak tarifleyerek önemine vurgu yaparak Mirac hakikatini izah ettiği videoyu aşağıdan izleyebilirsiniz.

RİSALE-İ NUR'DAN BAZI BÖLÜMLER

Mü’minin namazı, mi’racı hükmündedir

Her mü’minin namazı, onun bir nevî miracı hükmündedir. Ve o huzura lâyık olan kelimeler ise Mi’rac-ı Ekber-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’da söylenen sözlerdir. Onları zikretmekle o kudsî sohbet tahattur edilir.

Birinci Suâl: Teşehhüdün mübarek kelimâtı, Mi’rac gecesinde Cenâb-ı Hak ile Resûlü’nün bir mükâlemeleri olduğu halde, namazda okunmasının hikmeti nedir?

Devamını okumak için tıklayınız:

http://www.yeniasya.com.tr/risale-i-nur-dan/mu-minin-namazi-mi-raci-hukmundedir_211421

Leyle-i Mirac, ikinci bir Leyle-i Kadir hükmündedir

''Umum kardeşlerime birer birer selâm ve kârı binler olan Leyle-i Miracınızı tebrik ederim.''

''Aziz, sıddık kardeşlerim,

Leyle-i Mirac, ikinci bir Leyle-i Kadir hükmündedir. Bu gece mümkün oldukça çalışmakla kazanç birden bine çıkar. Şirket-i mâneviye sırrıyla, inşaallah herbiriniz kırk bin dille tesbih eden bazı melekler gibi, kırk bin lisan ile bu kıymettar gecede ve sevabı çok bu çilehanede ibadet ve dualar edeceksiniz. Ve hakkımızda gelen fırtınada binden bir zarar olmamasına mukàbil, bu gecedeki ibadetle şükredersiniz. Hem sizin tam ihtiyatınızı tebrik ile beraber, hakkımızda inâyet-i Rabbâniye pek zâhir bir surette tecelli ettiğini tebşir ederiz.''

''Sizin Miracınızı tebrik ve Mirac Sahibinin (a.s.m.) sünnet-i seniyesine sizi ve bizi tam muvaffak eylemesine rahmet-i İlâhiyeden niyaz ediyoruz. Size, bu bir iki gün zarfında, nazar-ı dikkati celb eden bir iki küçük meseleyi yazıyorum.''

Said Nursî

Miraçta beş vakit namazın farz kılınması

“Mîraç gecesinde Peygamber Efendimizin (asm) Hazret-i Musâ (as) ile görüşerek birkaç kez Cenab-ı Hakk’ın katına çıkıp namaz vakitlerinin sayısı hakkında görüşme yaptığına dair hadis var mıdır? Varsa sahih midir? Sahihse îzahı nasıldır? Görünüşte bir nevi Cenab-ı Hak ile pazarlık yapılmış gibi olmuyor mu?”

Hazret-i Peygamberin (asm), Mîrâcı esnasında geçen mânevî olaylardan anlattığı bir hadîsinde; emrolunduğu elli vakit namazı duâ ve niyazları netîcesinde beş vakte indirmeye ve beş vakit olarak teşrî kılınmasına vesîle oluşu mevzubahis edilir. Haber,—hâşâ—hiç de pazarlık değil; bilakis büyük bir merhamet, eşsiz bir rahmet, muazzam bir şefkat ve azametli bir heybet ifâde etmektedir.

Söz konusu haber, hadis rivâyetinde en titiz ölçülere sahip Buhârî ile Müslim’in sahih kaynaklarında vâriddir. Müslim’in, Enes bin Mâlik’ten (ra), İbn-i Hazm’dan (ra) ve Ebû Zerr’den (ra) ayrı ayrı rivâyetlerle kitabına aldığı söz konusu hadisi, Buhârî yine Enes bin Mâlik (ra) ve Mâlik bin Sa’sa’nın (ra) rivâyetleriyle zikretmiştir.

Haber, Mîraçta yaşananları konu eden uzun bir hadisin bir bölümünde yer alır. İlgili bölümü buraya alalım:

Peygamber Efendimiz (asm) Mîracını anlatırken buyurdu ki: “Artık Allah, bana vahy ettiğini vahy etti. Üzerime her gündüz ve gece içinde elli namaz farz kıldı. Bu farziyeti yüklenerek döndüm. Nihâyet Mûsâ’ya (as) uğradım. Mûsâ Aleyhisselâm: 

“Rabb’in ümmetine ne farz kıldı?” diye sordu.

“Elli vakit namaz farz kıldı” dedim. Mûsâ (as) bana:

“Rabb’ine dön, müracaat et, hafifletmesini iste. Zîrâ ümmetin buna tâkat getiremez. Ben senden önce insanları imtihana tâbi tutmuş ve onları tecrübe etmişimdir” dedi.

“Ben de Rabb’ime döndüm ve “Ey Rabb’im! Ümmetim üzerine hafiflet!” diye niyaz ettim. Benden on vakit namaz indirdi. Bunun üzerine Mûsâ’ya (as) döndüm. Mûsâ (as) tekrar:

“Ümmetin buna güç yetiremez. Rabb’ine dön ve hafifletmesini iste!” dedi. Ben de Rabb’ime niyaz eyledim. Bu defa on vakit namaz daha indirildi. Ben yine Mûsâ’ya (as) dönüp geldim. Mûsâ (as) yine eskisi gibi öğüt verdi. Ben de Rabb’ime tekrar niyaz ettim. Benden on vakit namaz daha indirildi. Bu defa yine Mûsâ’ya (as) dönüp geldim. Mûsâ (as) yine önceki tavsiyede bulundu. Ben de Rabb’ime tekrar niyaz eyledim. Benden on vakit namaz daha indirildi de, artık on vakit namazla emrolundum. Ve Mûsâ’ya (as) dönüp geldim. Mûsâ (as) bana önceki mütalaasını tekrar söyledi. Ben de Allah’a niyaz eyledim de, bu defa her gün beş vakit namazla emrolundum. (Mâlik bin Sa’sa’nın (ra) rivâyetinde:) Rabb’im şöyle buyurdu:

“Yâ Muhammed! Onlar her gündüz ve gece içinde beş namazdır. Her bir namaz için on sevap vardır. Böylece yine o elli namaz olur. Her kim bir hasene ve iyilik yapmak niyet eder de onu fiilen yapamazsa, ona bir iyilik yazılır. Her kim bir kötülük yapmayı tasarlar da, onu işleyemezse onun aleyhine hiçbir şey yazılmaz. Eğer o tasarladığı kötülüğü yaparsa, üzerine bir tek günah yazılır.”

Bunun üzerine Musâ’ya dönüp geldiğimde, Mûsâ (as):

“Ne ile emrolundun?” dedi. Ben de:

“Her gün beş vakit namazla emrolundum” dedim. Musâ (as) tekrar:

“Ümmetin her gün beş vakit namaza muktedir olamaz. Ben senden önce insanları epeyce tecrübe ettim. Ve İsrâiloğullarını sıkı bir imtihana tâbi tuttum. Şimdi sen Rabb’ine tekrar dön ve müracaat et de, bunu ümmetin için daha da hafifletmesini iste” dedi. Ben de:

“Rabb’ime çok döndüm. Öyle ki, artık O’ndan utanır oldum. Beş vakit namaza râzı olacağım” dedim.

“Ben Mûsâ’nın (as) yanından geçince bir ses: “Ben beş vakit namazı farz olarak imzâ ve irâde eyledim. Ve kullarımdan fazlasını indirdim ve hafiflettim” diye nidâ etti. (1)

Bu hadiste: 1-En güzel “duâ ve niyaz” örneği, 2-En güzel “istişâre” örneği, 3-Peygamberlerin ümmetleri lehine en güzel “dayanışma ve ittifak” örneği, 4-Allah’ın fazlını, lütfunu, ihsânını, ikrâmını, merhametini ve şefkatini gösterecek biçimde, duâ ve niyâzlara karşı en güzel “olumlu cevap” ve en latîf “kabûl” örneği, 5-Duâ ve niyaz hususunda, istediğini alana kadar, Allah’a dileğini en güzel “arz” ve en hoş “arzda ısrar” örneği gibi latîf, nezîh, pâk, mukaddes, muallâ, müberrâ, temiz ve yüce bir çok örnekler ilk bakışta gözümüze çarpar.

Namaz gibi dînin direği sayılan bir ibâdetin teşrîinde, böyle nezih tavır ve örnek davranışların yaşandığı bir mânevî hâtıra bize ancak hayret, muhabbet, mehâbet ve heyecan verir; ancak tüylerimizi diken diken eder!

Bu haber ancak, nebîlerin ve resûllerin insanlığın huzûruna ve kurtuluşuna ne kadar düşkün ve ümmete karşı ne kadar “ince ve latîf yürekli” olduklarını; Allah’ın ve Resûlü’nün (asm) ne derece “hadsiz rahmet ve derin şefkat sahibi” bulunduklarını bize gösterir.

Dipnot:

1-Müslim, Îmân, 74; Buhârî, Salât, 227; İsrâ ve Mîraç, 1551.

Bediüzzaman, Mevlid-i Nebevi hakkında ne diyor?

http://www.yeniasya.com.tr/gun-gun-tarih/bediuzzaman-mevlid-i-nebevi-hakkinda-ne-diyor_378225

Bediüzzaman'ın enfes tarifleriyle Hz. Muhammed Aleyhissalatu Vesselam

Peygamber Efendimizin -Aleyhissalatu Vesselam- veciz bir şekilde ifade buyurdukları 'Alimler peygamberlerin varisleridir' kudsi hakikatine muhatap Büyük İslam Alimi Bediüzzaman Said Nursi, Kur'an- Hakimin nurlu ve hakikatli bir tefsiri olan Risale-i Nur'da, Kâinatın Efendisi ve sebeb-i vücudu olan Peygamber Efendimiz Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm, Risâle-i Nur’da çok geniş yer ayrılmıştır.

Müceddîd-i Ahirzaman ( Ahirzaman Müceddidi) olan Büyük İslam Alimi Bediüzzaman Said Nursi, Müceddîd-i Elf-i Sânî (İkinci bin senesinin müceddidi) olan Büyük İslam Alimi İmam-ı Rabbani'nin ''Ben sözlerim Muhammed'i (a.s.m.) övmüş, güzel göstermiş olmadım; aksine Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdan bahsetmekle sözlerimi güzelleştirmiş oldum.'' şeklindeki güzel sözlerine Risalet-i Ahmediyeye dair olan 19 Söz'de yer veriyor ve ekliyor ''Evet şu söz güzeldir. Fakat onu güzelleştiren , güzellerin güzeli olan evsaf-ı Muhammediyedir.

http://www.yeniasya.com.tr/gundem/bediuzzaman-in-enfes-tarifleriyle-hz-muhammed-aleyhissalatu-vesselam_364606

Hz. Muhammed Aleyhissalatu Vesselam Öyle Bir Peygamberdir ki...

Okumak için tıklayınız:

Risale-i Nur'a göre kâinatın alkışladığı gece olan Regaib Gecesi'nin önemi nedir?

Din ve fen ilimlerinin birlikte okutulduğu bir Bediüzzaman Üniversitesi

Okumak için tıklayınız:

http://www.yeniasya.com.tr/gundem/din-ve-fen-ilimlerinin-birlikte-okutuldugu-bir-bediuzzaman-universitesi_370309

Bir iğne ustasız, bir harf katipsiz, bir robot da 'mühendis'siz olmaz...

Okumak için tıklayınız:

http://www.yeniasya.com.tr/foto-galeri/bir-igne-ustasiz-bir-harf-katipsiz-bir-robot-da-muhendis-siz-olmaz_426825

Büyük İslam Alimi Bediüzzamân'dan naklen ''33 Hadîs'' ve açıklaması

Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselamın 'Alimler Peygamberlerin varisleridirler' ifade buyurdukları ulvi, veciz hakikat doğrultusunda ümmetin yıldızları olan Alimler, Evliyalar ve nurani bir silsile olan Müceddidlerin hayatlarının her anı bir ders niteliğinde adeta...

Bediüzzaman'ın hakikatli veciz ifadelerinde, müceddidlik vazifesini ve asırlara göre Asr-ı Saadet'ten gelen Nurun başka başka yaralara tedavi olacak şelilde yansıtıldığı ve ahirzamanda Risale-i Nurun öncelikli söz sahibi olarak İslam davasının nurani bir bürhanı ve son derece önemli bir dava vekili olduğu hakikati vurgulanmıştır.

Üstâdımız Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, 3. Defa girdiği Afyon Medrese-i Yusufiyyesinde, şu gelen 33 hadis-i şerifeyi kendi evrad defterinde yazmış, bilâhare bâzı Nur talebeleri de, kendi defterlerinde kaydetmişler.

Devamını okumak için tıklayınız:

http://www.yeniasya.com.tr/gundem/buyuk-islam-alimi-bediuzzaman-dan-naklen-33-hadis-ve-aciklamasi_394625

 

Haber Merkezi

Okunma Sayısı: 19621
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı