"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tutuklamalar insanî krize dönüştü

19 Haziran 2017, Pazartesi
Genel Yayın Müdürümüz Kâzım Güleçyüz ArtıTv’de yayınlanan ‘Parantez’ programına konuk oldu. Işıl Kurt’un gündeme dair sorularını cevaplayan Güleçyüz, “Tahliyeleri hızlandıracak bir formül en kısa zamanda bulunmalı” dedi.

CEZAEVLERİ TIKLIM TIKLIM:

Tutuklamaların çoğu baştan beri yanlış, gerekçeler hukukî değil. Dolayısıyla bunun mutlaka en kısa sürede düzeltilmesi lazım. Çok ciddî mağduriyetler, çok feryatlar var. Cezaevleri tıklım tıklım, kapasitesinin çok çok üstünde. Bir hışımla doldurdunuz bu kadar insanı içeri, ondan sonra da tahliye etmemekte ısrar ediyorsunuz. Bu insani bir krize dönüştü. Aileleri ile birlikte düşündüğünüz zaman. Ramazan günlerindeyiz, önümüz bayram, birçok aile paramparça. Anneler içeride, babalar içeride, evlatlar içeride. Gerçekten dayanılması zor bir şey. Bunun sürdürülebilmesi mümkün değil. Yeni HSK işbaşı yaptı. Bunları gündemine alıp bu tahliyeleri hızlandıracak formül bulmaları ve bunu en kısa zamanda hayata geçirmeleri lâzım.

OHAL KOMİSYONU

Bu iş yılan hikâyesine döndü. Kararname ile Ocak ayında kurulacak idi, sürekli savsakladılar. 16 Mayıs’ta nihayet oluşturuldu. Sonra bina bulamadık, personel ihtiyacı karşılanmadı vs. gibi nedenlerle yine uzadı. Temmuz ayından itibaren başvuruları almaya başlayacak. İyi de bu kadar insan nasıl bekleyecek? Bir de orada KHK ihraçları ağırlıklı olarak konuşulacaksa tutuklu olanlar ayrı bir kategori. Onlarla ilgili kararı verecek olan tutuklayan mercilerdir, tutuklama isteyen savcılardır, tutuklamaya ve tutukluluğun devamını karar veren mahkemelerdir. Bunların çözmesi lâzım bu işi ve bunu da nasıl çözeceklerse çözsünler. 

DAHA NE KADAR SABIR? 

Adalet Bakanı diyor ki; ‘Sabredelim, yargı kararlarını bekleyelim.’ Daha ne kadar sabredecek, ne kadar bekleyecek. 10-11 aydır içeride daha iddianamesi yazılmamış, dâvâsı açılmamış insanlar var. Dâvâsı açılanlar için de sürekli ‘kurumlara yazı yazdık, cevap bekliyoruz, cevap gelmediği için deliller toplanamadı...’ Delilsiz niye tutukluyorsun? Bunların hiç mantığı yok. Hukukun en temel prensiplerinin işletilmediği, tersine döndüğü bir süreçten geçiyoruz. Masumiyet karinesi diye bir şey var,  insan suçlu olduğu mahkeme kararıyla kesinleşmiş olmasına kadar masumdur. İnsanlar suçsuzluğunu ispata zorlanamaz ki. Yani suç diye bir şey iddia ediyorsan sen onu ispatlamakla mükellefsin sana aittir, sorumluluğu sana aittir. Adil yargılanma diye bir şey yok, savunma hakkı dikkate alınmıyor. KHK ile atılan insanlar neyle suçlandıklarını bilmiyorlar. İfadeleri alınmamış ve bir anda kendilerini boşlukta bulmuşlar. Bunların hiçbiri hukuka, hukukun temel prensiplerine uymuyor. 

İŞ KONTROLDEN ÇIKTI 

Tamamen kontrolden çıktı bu iş. Şu anda içeride olan ve KHK ile ihraç edilen insanların ne kadar darbe ile ya da terörle irtibatlı? İftiralarla bir takım üzerinde oynanan, sağlıklı olduğu son derece kuşku götürür listelerle insanları alıyorsunuz içeri. Eğer bu memlekette 50 bin tane darbeci varsa bu zaten çok korkunç bir şey. Şu an 50 binden fazla tutuklu var içeride. Bunlar şimdiye kadar neden tesbit edilememiş eğer darbeci iseler? Ama meselâ bizim arkadaşımız Nur, gazetecilikten başka gündemi olmayan bir insan. Bunun yanında yeni doğum yapmış anneler, 86 yaşında dedeler, ağır hastalar, hiç bunlarla alâkası olmayan onbinlerce insan var. Darbeciler ile hesaplaşacaksanız onların üzerine gidin. Ki onların ne kadarı ele geçirildi, ne kadarı yargılandı bilmiyoruz, ama öteki tarafta darbecilikle de, terör örgütüyle de hiçbir alâkası olmayan ve olması ihtimali olmayan birçok masum insan mağdur durumda.

TÜRKİYE NE YAPMALI? 

Evvela Türkiye’nin kendi demokrasisini düzgün hale getirmesi lâzım. AB bu açıdan önemli bir dinamik idi, maalesef orayla da aramızı açtılar. Hukuk devletinin sağlam bir şekle getirilmesi. Bunun yanında diğer ülkelerle ilişkilerde şimdiye kadar olduğu üzere iç işlerine karışmama esasına dayalı bir siyaset izlenmeli. Suriye’de hata yapıldı ve Esad’ı devireceğiz diye başladılar ve gelinen nokta meydanda. Bunun acısını Suriye halkı çekiyor en fazla, ama bize de yansıdı. Suriye bu hale gelmeden önce IŞİD diye bir şey yoktu ortada, YPG, PYD diye birşey de yoktu. Bunlar hep bu krizin başımıza çıkardığı yeni belalardır. Ve biz kendi politikamızla oradaki iç savaşı körükleyerek buna maalesef çanak tutmuş olduk.

TAHRİP KOLAY, TAMİR ZORDUR 

Türkiye en kısa zamanda bu yanlışlardan dönmeli. Ama işler bu noktaya geldikten sonra tekrar nasıl dönülür, çok zor. Tahrip çok kolaydır, ama tamir çok zordur. Başbakan Yıldırım’ın ilk dönemlerde söylediği birşey var. Aramızın çok bozuk olduğu ülkelerle olan ilişkimizi de düzelteceğiz . Ama çok fazla bir şey yapılabildiğini söyleyemiyoruz. Komşularımızla yeni yeni krizler yaşıyoruz. Davutoğluda “sıfır sorun” politikasından bahsediyordu. Türkiye’nin bunlarda ısrar etmesi, bunların içini dolduran, bu söylemlerle tutarlı politikalar izlemesi, herhangi bir anlaşmazlıkta taraf olmaması, ağırlığı olan bir ülke olarak tarafları uzlaştıran, uzlaştırmaya, çatışmaları yatıştırmaya, bitirmeye çalışan bir misyon üstlenmesi lazım. Bunun yanında iyi ilişkiler geliştirmesi ve kimseyle arasının bozuk olmaması lazım. Bunlar dış politika açısından netice alabilmenin asgarî şartlarıdır.

KATAR KRİZİ İSRAİL’E YARADI 

Bütün bu kargaşa içinde ellerini ovuşturan gayet memnun bir ülke var İsrail. Bizim için bulunmaz fırsatlar getiriyor bu diyor. Ve Türkiye İsrail ile arasını düzeltti. Hem Katar’la beraber, ama Katar krizinden en çok memnuniyet duyan da İsrail. Aslında Türkiye bu kadar çok çelişkilerle kendi politikasını belirlemekte zorlanıyor. Bir habere göre Suudi Arabistan ve birlikte hareket eden ülkeler Türkiye’ye bir mesaj göndermişler; “Tercihini yap” Türkiye onlara her ne kadar asker gönderdim ise de bir sembolik bir şey gibisinden bir cevap vermiş. Bu politika mı şimdi?

KATAR SURİYE’Yİ UNUTTURDU 

Katar Suriye’yi, Irak’ı, Filistin’i unutturdu. İslâm Birliği dediğimiz zaman ülkelerin beraber olmaları, bir tavır ortaya koymaları lâzım, ama şu anda Türkiye, Katarla beraber olmak için Suudi Arabistan’a, Mısır’a, koalisyonda yer alan diğer ülkelere karşı bir konumda kendini gösteriyor. Bunun yanında bir de İran faktörü var. İran’a çok sert çıkışlar yapıyordu bizim yöneticilerimiz şu ana kadar. Şimdi Katar krizi ile beraber İran Dışişleri Bakanı geldi Ankara’ya ve görüşmeler yaptı. İttifaklar, saflar çabuk değişebiliyor gündeme göre. Trump’ın tetiklediği krizle beraber öteden beri seslendirilen Sünnî-Şiî ekseninde İslâm dünyasını karşı karşıya getirme hadisesi ve Katar krizi tetikleyici unsur olarak kullanılmak isteniyor. Türkiye böyle bir tablo içinde bir taraftan Trump’a kur yapıyor, öteki taraftan Trump’ın tetiklediği bir krizle Katar hedef oluyor.

HABER: ÜLKER YILMAZ CABA

Okunma Sayısı: 8348
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • süleyman mişe

    19.06.2017 12:43:15

    Zulme uğramak büyük bir musibettir. Neden hep sonuçlar üzerinden olaylara bakılıp algı yönetimi yapılıyor. Unutmayalım ilahi huzurda çok çetin bir hesap var ve hiç kimse bu hesaptan muaf değil başta peygamberler olmak üzere. saygılar efendim.

  • HÜSEYİN İLHAN

    19.06.2017 03:56:21

    Sn.GÜLEÇYÜZ siz tahliyeleri hızlandıracak ve hukukun işletilip hak ihlallerinin son bulmasıyla bir an önce ADALET in sağlanmasını istiyorsunuz.Amma ülkeyi idare ettiğini zanneden alil kafalar ise İDARİ BECERİKSİZLİKLERİNİ,MEMLEKETİ YAĞMALAYIP-SOYUP-SOĞANA ÇEVİRMELERİNİ ÖRTBAS ETMEK için yeni yeni zorbalıkları teşvik etmekteler. OHAL demek ülkeyi idare edemiyorum demektir.OHAL in olmadığı hal NORMAL HALDİR.NORMAL hal ise idarecinin maharetini gösterir.

  • Ali Tam

    19.06.2017 02:15:05

    Bu harika haberi resmi makamlara, ilgili mahkemelere ve ilgili tüm devlet adamlarina Dilekce kabul edip altina ben de imzami atiyorum.

  • Yusuf ATMACA

    19.06.2017 01:38:44

    Herkes suçunun cezasını çekmeli Kimse başkasının suçundan cezalandırılamaz. Bu ne İslama ne insanlığa nede hukuka uyar. Hud 113 Maide 8 Rabbim bu ayetlerini yok sayanları KAHHAR İSMİNE havale ediyorum.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı