"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ümran Menderes 27 Mayıs'ı anlattı: ''Helalleşemedik, helalleştirmediler''

27 Mayıs 2016, Cuma 09:00
Merhum Başbakan Adnan Menderes'in gelini Ümran Menderes, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin 56. yılında, o döneme ışık tutacak anılarını aile albümünden fotoğraflarla paylaştı.

Menderes, "Biz o ihtilalle ayrıştık. Çok zor günlerdi, çok acılar çekildi. Onlar, bunları hak etmediler. Ama çok şükür o devir bitti, darbe dönemleri kapandı." diye konuştu.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk askeri darbesi olan 27 Mayıs, o dönem Başbakanlık görevinde bulunan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın idamlarına uzanan süreçte, Türk siyasetinin en kötü dönemlerinden biri olarak tarih sayfalarına kazındı.

O dönemin en önemli şahitlerinden, merhum Adnan Menderes'in 2011'de vefat eden oğlu, siyasetçi Aydın Menderes'in eşi olan Ümran Menderes, aile albümlerinden paylaştığı fotoğraflarla açıklamalarda bulundu. 

 "Çok acılar çektik, ayrıştık" 

Adnan Menderes'in idam edildiği dönemde henüz aileye katılmadığını ve genç bir kız olduğunu anlatan Ümran Menderes, "Çok acı bir gündü hepimiz için. Bunları dışarıdan izleyen bir insandım ama Menderesçiydim. Ne olduğunu anlayamamıştım. Kimse dışarıya çıkamıyordu. Bilmediğimiz, alışmadığımız çok tuhaf bir dönemdi. Bizler, 1960'daki ihtilalle ayrıştık. Pek çok insan 1960 darbesine 'iyi', 12 Eylül darbesine 'kötü' diyor. Halbuki darbelerin hepsi kötüdür, darbelerin iyisi olamaz." diye konuştu.

Menderes, o dönem mahkemelerin başlaması ile birlikte sonu baştan belli bir sürece girildiğine ama umutlarını her daim içlerinde taşıdıklarına işaret ederek, "Çok büyük acılar çektik. Başbakanımız, bakanlarımız haksız yere suçlandılar. İşkencelere maruz kaldılar. Maalesef biz o ihtilalle ayrıştık. Demokrat Partililer, aileleri çok mağdur oldu. Çok zor günlerdi, çok acılar çekildi. Bunları hak etmediler ama çok şükür o devir bitti, darbe dönemleri kapandı." dedi. 

Aydın Menderes'in babasıyla ilgili en büyük ukdesinin helalleşememek olduğunu anlatan Ümran Menderes, "Aydın hep 'helalleşemedik, helalleştirmediler' derdi." ifadesini kullandı.

 "Cenazeyi teşhis ettik. Mezar boş değildi" 

Ümran Menderes, bir dönem öne sürülen "Adnan Menderes'in cenazesinin aslında denize atıldığına" dair iddialara, şu anısını anlatarak yanıt verdi:

"Cenazelerin Anıt Mezar'a nakillerinden önce, birkaç proje ve yer önerilmişti. Bir proje üzerinde beraber karar verdik. İstanbul'da düzenlenen nakil töreninde ben de bulundum. Nakil öncesi süreç Aydın için çok zordu. Zira, 'ya mezar boş çıkarsa' diyordu, haklı olarak. Ancak, böyle bir şey olmadı. Emektar koruma polisleri vardı, İbrahim Bey. Mezar açıldığında merhum Başbakanımız Adnan Menderes'i altın dişinden tespit etti."

"Mezarından çıkarıp bir daha mı asalım?"

 Menderes, sözlerine şöyle devam etti:

"Seçimle gelenlerin seçimle gitmesi gerekir. Demokrasi bunu gerektirir. Partiler iktidara daha çok çalışarak gelebilirler. Maalesef bizim anamuhalefet partimiz, tek parti döneminden geldikleri için olsa gerek, çalışarak iktidar olmak yerine farklı yöntemlerle iktidar olma kolaycılığını tercih ediyor."

Hala Adnan Menderes'i suçlu gören radikal CHP'lilerin olduğunu ifade eden Menderes, "Gelip bana bunları söylediklerinde 'ne yapalım, mezarlarından çıkarıp bir daha mı asalım?' diyorum. İnsanların hala bu düşünceleri taşıması inanılmaz bir şey." dedi.

Kaynak: AA

Cunta, Darbe ve Zindan Duvarları

Bundan 56 sene evvel bugün, genç demokrasimiz çok ağır bir darbe aldı.

Ordu içinde inisiyatifi ele geçiren azılı bir cunta, iktidardaki Demokrat Partiye karşı vahşiyane bir darbe gerçekleştirerek, bu vatan ve millete telâfisi imkânsız büyük zararlar verdiler; kelimenin tam anlamıyla “kanlı bir ihanet”te bulundular.

Hem orduya, hem hükümete darbe

Çoğunluğunu binbaşı ve albayların teşkil ettiği bir silâhlı cunta, 27 Mayıs 1960 gecesi harekete geçerek çifte darbe yaptı.

Devamını okumak için tıklayınız:

http://www.yeniasya.com.tr/m-latif-salihoglu/cunta-darbe-ve-zindan-duvarlari_398391

 

Konuyla ilgili daha önceden yayınlanan haberler:

“Yeter söz milletindir” sözünün tecelli ettiği gün: 14 Mayıs 1950...

Bugün demokrasi tarihimizin önemli bir gününün yıl dönümü…

Milletin sesini yükseltip, “yeter söz milletindir” dediği ve tek parti iktidarını devirip milletin iktidara geldiği bir tarih: 14 Mayıs…

“Demokrasi bayramı”nız kutlu olsun

“Demokrasi bayramı” olarak kutlanması gereken bir tarih...

Devamını okumak için tıklayınız:

Peki, neydi 14 Mayıs’ı demokrasi bayramı yapan…

Bu tarih Türkiye’de tek partili baskıcı rejimden, iktidarların seçimle gelip, seçimle gittiği sistem olan demokrasinin tarihidir. Bu tarih 7 Ocak 1946’da kurulan Demokrat Parti’nin millet iradesiyle iktidara geldiği 14 Mayıs 1950’dir.

Merhum Adnan Menderes’in DP’nin ilk kongresindeki sözleri bu misyonun amacını göstermesi açısından önemlidir: “Devlet partisi, devlet kılıcını kuşanmış, hükümet arabasına binmiş, cansız ve idealsiz bir kadrodan ibaret kalmıştır. Memleketin yürüttüğü demokrasi yolunda hürriyeti sevenlerin hizmeti büyük olmuştur. Demokrasi dâvâsında partimizin yolu açık ve milletimizin bahtı aydınlık olsun…”

http://www.yeniasya.com.tr/mehmet-kara/demokrasi-bayrami-niz-kutlu-olsun_396914

Demokrasi ışığının yandığı gün...

Demokrat Parti 70 yıl önce 1946’da bu gün kuruldu...

Demokrat Parti, 7 Ocak 1946'da kurulan ve dört yıl sonra yapılan seçimlerde (14 Mayıs 1950'de) 27 yıllık tek parti dönemini sona erdiren, Türkiye Cumhuriyeti'nde ilk defa serbest seçimle iktidarı kazanan Türk siyasi partisidir.

Sırasıyla 1950, 1954 ve 1957 seçimlerini kazanmış ve on yıl boyunca (1950-1960) iktidar olmuştur. Demokrat Parti, 27 Mayıs 1960 Askeri Müdahalesi ile iktidardan düşürülmüş ve 29 Eylül 1960'ta kapatılmıştır. Demokrat Partinin kısa adı "DP"dir.

Demokrat Parti'nin kökenleri

Demokrat Parti'nin kökenleri, 1902 yılında yapılan Jön Türkler kongresine kadar uzanır. Bu kongrede Jön Türkler, merkezi otoritenin güçlü olmasını savunanlar ile liberal bir yönetim biçimini savunanlar şeklinde ikiye ayrılmıştı.

Birinci grup Ahmet Rıza liderliğinde İttihat ve Terakki adını aldı. İkinci grup Prens Sabahattin çevresinde toplandı ve Osmanlı Ahrar Fırkası'nı oluşturdu.

İttihat ve Terakki anlayışı I. Dünya Savaşı ve ardından başlayan Kurtuluş Savaşı yıllarında TBMM'de Birinci grup ve sonradan Halk Fırkası'nı en sonunda da Cumhuriyet Halk Partisi'ni ortaya çıkardı. İkinci Grup, Ahrar, Hürriyet ve İtilaf ile cumhuriyetin ilanı sonrası Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası adlarıyla partileşti. İşte 1946'da kurulan Demokrat Parti bu İkinci Gruptan nüvelenmiş ve sonunda doğmuştur.

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası, henüz cumhuriyet devrimlerinin tam oturmadığı aşamalarda ortaya çıktığı için, demokratik hayatın birer parçası olamadılar ve tarih sayfalarındaki yerlerini aldılar. ((wikipedia))

“Ahrar” denilen demokratlar...

http://www.yeniasya.com.tr/hasan-koc/ahrar-denilen-demokratlar_210702

Demokrat Parti

Demokrat Parti 1946’da bu gün kuruldu...

Celal Bayar, Adnan Menderes ve arkadaşları CHP’den istifa ederek yeni bir başlangıcın ateşini yakmışlardı.

Türkiye, artık tek parti iktidarından bıkmış ve bir nefes almak istiyordu.

Milletin maddî ve manevî hayatına en acımasız darbeler indiren bu militarist zihniyete darbe vurulma zamanı gelmişti.

Demokrat Parti’nin kurulmasına hem dünyanın baskısı hem de içeride yaşanan baskıların önemli etkisi vardı.

Demokrat Partinin kuruluşu ve Türkiye çapında teşkilâtlanması kolay olmamıştır.

CHP’nin hayata ve bürokrasiye hâkimiyeti bütün şiddeti ile devam ediyordu.

Bürokratik çevrelerden bir çekince ve korkaklık bu partinin teşkilâtlanmasında ve üye kayıtlarında bir çok sıkıntılar meydana getirdi.

Bu aşamada tam teşkilâtlanmadan Türkiye  genel seçime gitti.

“Açık oy gizli tasnif” hilesi ile Demokrat Parti’nin aldığı bir çok oylar iptal edilmişti. Bu vesile ile 1950’ye kadar sürecek süreçte Demokrat Parti meclise girememiş oldu.

Dinî hayatı kökünden kazımak isteyen CHP yaptığı yanlışın farkında idi, ama iş işten geçmişti. Yolun sonu görünmüştü. 1950 seçimlerinde tam bir muzafferiyet ile Demokrat Parti tek başına iktidara geldi.

Bediüzzaman Hazretleri ve talebeleri bu günlerde Afyon’da hapis hayatı yaşıyorlardı.

Celal Bayar Cumhurbaşkanı seçilmiş, Adnan Menderes Başbakan olmuştu.

Bediüzzaman Hazretleri, kendisine ve talebelerine tam zulüm hayatı yaşatılan Afyon Mahkemesinden beraat edince serbest bırakıldı ve Emirdağ’da mecburî ikamete tabi tutuldu.

Bu arada Bediüzzaman Hazretleri, Celal Bayar’a bir tebrik telgrafı gönderirken, Zübeyir Gündüzalp’e sorar:

“Zübeyir ben bu telgrafı niçin gönderiyorum?”

“Siz bilirsiniz Üstadım”

“Kardeşim bu Halkçılar derler ki “Bu Said’in maksadı başkadır, o ne sizden ne bizdendir, onun maksadı başkadır” derler ehl-i imana ve Nurculara saldırıda ellerinde bir delil olur” 

Ve Bediüzzaman, Demokrat Partiyi “Kur’ân ve İslâmiyet namına muhafazaya çalışıyorum, onların muvaffakiyetleri için duâ ediyorum” diyerek bu desteğini vefatına kadar bu devam ettirmiştir.

Talebelerine son vasiyetinde de Demokratların desteklenmesi vasiyetinde bulunmuştur.

Merhum Menderes ilk bakanlar kurulu toplantısında ezanın aslî vaziyetinde okunması için karar aldırmış, bu tavrı Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulundaki bazı bakanların itirazlarına rağmen ezanın aslî vaziyetinde okunması CHP’li milletvekillerinin de müsbet oyları ile meclisten geçmiştir.

Demokratlar, daha sonraki yıllarda ihtilâllere ve muhtıralara uğratılarak bir çok cendereden geçmişlerdir.

Son yıllarda da sıfıra indirme çalışmaları devam etmektedir.

Ama Bediüzzaman’ın sözlerini unutmuyoruz: “İnşallah o Demokratlar istibdadı mutlakı kaldırıp tam bir hürriyeti şer’iye ye muvaffak olacaklardır”

Ümidimiz budur. Onun söylediği şeylerin hangisi çıkmadı ki?

Raşit YÜCEL rasityucel-19@hotmail.com

Yakın tarih için kara bir leke: Menderes ve arkadaşlarının şehit edilişleri!

Türkiye siyaset tarihi içinde Demokrat Parti döneminde, özellikle hak, hürriyetler başta olmak üzere ekonomi, dış ve iç ilişkiler gibi bir çok sahada pek çok yenilik ve güzellik ülkeye kazandırılmıştı.

Peki hal böyleyken, bu vatan evlâtlarının suçu neydi ki hayatları darağacından sonuçlandı? İşte bu kabil suallerin cevaplarını tarihe birer yadigar olarak bırakılan çeşitli kaynaklardan öğrenmekteyiz.

http://www.yeniasya.com.tr/gundem/yakin-tarih-icin-kara-bir-leke-menderes-ve-arkadaslarinin-sehit-edilisleri_358088

Türkiye demokratlar döneminde büyüdü

​HESA Ekonomi Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Ramazan Taş, TÜİK verilerine göre Türkiye ekonomisinin en hızlı büyüdüğü 10 yılın Menderes ve Demokrat Parti dönemi (1950-1959), en yavaş büyüdüğü 10 yılın ise 2000-2009 dönemi olduğunu açıkladı.

http://www.yeniasya.com.tr/ekonomi/turkiye-demokratlar-doneminde-buyudu_364842

AA

Okunma Sayısı: 7072
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Muzaffer Çabukoğlu

    27.5.2016 22:56:54

    Allah rahmet eylesin Menderes'i ve arkadaşlarını. Eğer, vefalı, sonuna kadar bağlı, silahlı ve teşkilatlı bir gücün yoksa, iktidar olsan bile muktedir olamazsın. Hayatın acı gerçeği bu...

  • CESUR ADAM

    27.5.2016 07:57:47

    AKP lilerin başındakilerin ekseriyeti düne kadar rahmetli MENDERS için ağıza alınmayacak sözler sarfediyordu.Siyaset bu adam tükürdüğünüde yalatır,söylediklerinide kirli kirli yutturur.

  • Mehmet Özkılınç

    26.5.2016 23:19:05

    Cani nin maktülün üzerinde her yıl tepinerek raks edip eğlendiği 27 mayıs canavar eğlencesini kaldırdığı için K. Evren e teşekkürler.

  • Mehmet Özkılınç

    26.5.2016 23:15:15

    AKP li belediyeler 27 mayıs isimli alan ve caddelerin isminden nasıl bir haz duyuyor acaba? Egemen Bağış bakan olarak gürselin mezarındaki anma töreninde duyduğu üzüntünün onda birini menderes ede duydu mu?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı